Güneş Şehrine Yolculuk

Serra GÜRÇAY – Belki duymuşsunuzdur, Afrika’nın güneyinde “Güneş Şehri” ve bu şehrin içinde “Kayıp Şehir” isimli bir masal sarayı var… Sadece ismini duyduğunuzda bile sizi hayal alemine götüren ve gerçekten de güneşin hiç eksik olmadığı bu şehir aynı zamanda güzellik yarışmalarıyla da ünlü… Güneş ve güzellik birleşince bu mekanın ilgi çekmemesi mümkün değil…Vahşi hayvanların soluğunu ensenizde hissederken, gözlerinizle insan ırkının en güzel örneklerini incelemek ve ardından lüks odanızda nefes kesen manzarayı seyretmek… Kabul edersiniz ki bunlar pek küçümsenecek ayrıcalıklar değil. İlgilenmişe benziyorsunuz… Gelin o zaman birlikte Güney Afrika Cumhuriyeti topraklarında bulunan ve Johannesburg şehrine bir adımlık mesafede olan “Güneş şehrini”(veya

Serra GÜRÇAY – Belki duymuşsunuzdur, Afrika’nın güneyinde “Güneş Şehri” ve bu şehrin içinde “Kayıp Şehir” isimli bir masal sarayı var…

Sadece ismini duyduğunuzda bile sizi hayal alemine götüren ve gerçekten de güneşin hiç eksik olmadığı bu şehir aynı zamanda güzellik yarışmalarıyla da ünlü… Güneş ve güzellik birleşince bu mekanın ilgi çekmemesi mümkün değil…Vahşi hayvanların soluğunu ensenizde hissederken, gözlerinizle insan ırkının en güzel örneklerini incelemek ve ardından lüks odanızda nefes kesen manzarayı seyretmek… Kabul edersiniz ki bunlar pek küçümsenecek ayrıcalıklar değil.

İlgilenmişe benziyorsunuz… Gelin o zaman birlikte Güney Afrika Cumhuriyeti topraklarında bulunan ve Johannesburg şehrine bir adımlık mesafede olan “Güneş şehrini”(veya Sun City”i) keşfe çıkalım… Aynı coğrafya içinde ülkenin en popüler milli parklarından Pilanesberg’de safariye çıkıp, gün boyu Afrika bozkırlarının sessizliğini içinize çekip, vahşi hayvanları yakından gördükten sonra, gününüzü “Güneş Şehrinin” sunduğu şovları izleyerek bitirmek … İşte sıkılmaya hiç vaktinizin olmayacağı kıpır kıpır bir tatil örneği.

Eğer bu masal şehrini gezmeye karar verdiyseniz, büyük ihtimalle kendinizi Johannesburg havaalanında bulacaksınız, buradan yapacağınız iki saatlik otobüs yolculuğu sizi “Güneş şehrine” götürecek…

Sun City Yolunda Giderken…

“Güneş şehrine” giden yolda hayal alemine dalmışken geçtiğiniz yollar sizi bu kıtanın gerçekleri ile de yüzleştirmeyi ihmal etmiyor. Sun City’e giden yolda ilerlerken bu ülkenin farklı dokularını bir arada görme şansına sahipsiniz.Yolunuz başta Johannesburg’un zengin ve yeşil kuzey mahallelerinden geçiyor. Sokakta yürüyen yoksul siyahları saymazsak her yer bakımlı ve zevkli, geniş yollar ve son model arabalar size Afrika’da olduğunuzu unutturuyor. Kuzeye doğru yol alırken pencerede şehir görüntüleri yavaş yavaş kayboluyor…Bu sefer de ortaya Afrika’ya özgü bitki örtüsü, palmiye ağaçları ve kaktüslerle bezenmiş tepeler, suyu kurumaya yüz tutmuş “Timsah Nehri”, “Fil Barınağı” ve “Devekuşu Sirki” çıkıyor…Arada sokak pazarları ve dört yol ağzında meyve satan siyah çocuklar, köyün futbol takımına para toplayan delikanlılar derken…yol küçük bir Afrika köyünün içine doğru kıvrılarak uzuyor…Geçilen köy sefalet izleri taşımasına rağmen neşeli bir dokuya sahip, yol kenarında görülen çocukların yüzü gülüyor, açık hava berberlerinde müşteriyle muhabbet koyulaşmış…”Güneş Şehri” belli ki buraları kalkındırıyor. Köyün caddeleri reklam billboard’larıyla bezenmiş, her ne hikmetse dünyaca ünlü bir cep telefonu markası, yeni metalik modelini buralarda tanıtmaya heves etmiş…

Aids öldürür…

Çeşitli billboard’ların arasında dolaşırken tüm ülke çapında yayılmış olan Aids ile ilgili bilinçlendirme kampanyası burada da dikkati çekiyor. Sloganlardan bazıları ” Aids öldürür, yola prezervatifle çık”tipinde önlem niteliğinde… Fakat bir o kadarı da yüksek sayıdaki Aids’li nüfusu düşünerek “Sen benim dostumsun başına ne gelirse gelsin hep yanında olacağım” tarzında hastalıktan mustarip olanlara moral verme niteliğini taşıyor.

Sönmüş bir volkanın eteklerinde…

Derken…manzara iyice ıssızlaşmaya ve etraf sessizleşmeye başlıyor. Sanki birden Afrika’nın fotoğraflarda gördüğümüz şemsiye biçimli ağaçlarının hemen gölgesinde bir aslan yelesi görecek gibi oluyoruz…Coğrafyada görülen dağlık ve kayalık alan aslında sönmüş volkanik bir yapı, bu manzaraya Afrika’ya özgü bitki örtüsü, dikenli çöl bitkileri de eklenince etraf büyüleyici bir görüntüye bürünüyor. İşte böyle bir ortamda “Sun City” tabelalarını görmeye başlıyorsunuz ve Afrika kırlarına dökülmüş turist otobüsleri manzaranın değişmez bir parçası halini alıyor.

Güneş Şehrine Hoş geldiniz !

“Sun City” aslında tamamen yapay bir cennet. 1970’lerde çılgın yatırımcı Sol Kelzner tarafından yapılmış, bir başka örneği olmayan bir rüya kenti…Bir vahayı andıran mekanda eğlence merkezi, çeşitli oteller, “Dalga Vadisi” isimli yapay dalgaların çarptığı dev havuzlar, Las Vegas’ı aratmayan kumarhaneler, şov merkezleri, dünyaca ünlü iki golf sahası, timsah çiftliği ve unuttuğum bir sürü başka mekan var…Bunların arasında en meşhuru ve “Güneş Şehrinin” sembolü haline gelmiş olanı ise “The Palace of the Lost City” (Kayıp Şehir Sarayı)…Ünlü şarkıcı Michael Jackson’un da ortağı olduğu bu sarayda yüklüce bir geceleme ücreti karşılığında masallardaki Afrika’yı yaşayabilirsiniz. Dev fil ve leopar heykelleri arasında dolaşırken dekoru süsleyen dev fildişleri, zebra postları ve dur durak bilmeyen bir ihtişamın içinde buluyorsunuz kendinizi…Sınırsız bir hayal gücü ve masal dünyası hizmetinize sunulmuş sizi bekliyor… Michael Jackson’un servetine biraz katkıda bulunmakta işin cabası…

Etraf çoğu Amerikalı, bin bir ülkeden gelmiş turist kaynıyor, eğer The Palace of the Lost City’de kalmıyorsanız, bu mekana adım atmanız ancak organize tur eşliğinde veya daha önceden yaptırdığınız bir yemek rezervasyonu sayesinde olabiliyor. Müze gezer gibi otel gezseniz de, masal meraklılarının kaçırmaması gereken bir gezi.

Sarayı gezdikten sonra, ister dev dalgalı havuzda ve etrafındaki jungle da serinleyin, ister kendinizi tek kollu canavarlara emanet edin.. Kumar oynayanların en büyük tesellisi kaybettikleri paraların civardaki köylere veya bölgedeki “Milli Park”ta ki hayvanlara gitmesi…ne kadarı gider belli değil!!! Ama en azından para kaybedenlerin, Afrika’ya yararda bulunduklarını düşünmeleri onları rahatlatıyor besbelli !

Güneş Şehri aynı zamanda bir Golf cenneti

Eğer hem güneşli havadan yararlanayım hem de biraz kaslarımı çalıştırayım diyorsanız o zaman aynı mekanda bulunan ve dünyaca ünlü iki golf parkurundan birinde soluğunuzu alabilirsiniz. Güney Afrika’nın bir numaralı Golf sahası Gary Player’da 18 delik oynayabilir veya “The Palace”ın hemen yanı başındaki “Lost City” parkurunda hem etrafın güzelliğini seyredip hem de “swing”inizi ilerletebilirsiniz. Aman etrafa bakayım derken topunuzu 13.delikteki “Timsah gölüne” düşürmeyin, düşürürseniz de almaya kalkışmayın gölün sakinlerinin huzurunu kaçırabilirsiniz !

Afrika’ya gelip de Safari yapmadan gitmeyin !!!

Eğer Afrika’nın gerçek yüzüne daha yakın olayım, doğanın içinde kalıp “Sun City”e günübirlik gideyim diyorsanız bu da çok isabetli bir karar. Sun City’nin hemen 10 dakika mesafesinde Pilanesberg milli parkında Afrika şıklığının yalın halini temsil eden çeşitli Safari otelleri de emrinize amade sizi bekliyor. Buralarda sabah erkenden safariye çıkabilir, daha sonra öğleye doğru otelinize gelip dinlenip soluğu Sun City’de alabilirsiniz.

Eğer hem gece hayatından vazgeçemiyor, hem masalsı mekanlardan hoşlanıyor, hem de doğa ve hayvanları görmek istiyorsanız. Sun city’de her üçünü de bir arada bulabilirsiniz.
Ama eğer hayaliniz Afrika’nın vahşi doğal yaşamını daha detaylı ve eksiksiz görmekse o zaman Güney Afrika seyahatinize kuzeydeki Kruger Milli Parkını da eklemeyi unutmayın.

Başka Şehirler - Remzi Gökdağ
Başka Şehirler - Remzi Gökdağ
Sevgili İstanbul - Remzi Gökdağ
Sevgili İstanbul - Remzi Gökdağ
Başka Şehirler - Remzi Gökdağ

Başka Şehirler

Remzi Gökdağ’ın yeni kitabı Başka Şehirler, E Yayınları'ndan çıktı. Keşfetme
Önceki Yazı

Prag’dan Terezin’e oradan İstanbul’a

Sonraki Yazı

St.Petersburg

OKUMA ÖNERİSİ