Fas’ta altı gün (3)

Marakeş’e doğru

Hadi Yolda – 27 Aralık 2009, pazar gününe denk geliyordu. Güneşli sıcak bir sabah vakti otelin önünden bir taksiyle Casa Voyague tren istasyonuna gittiler. Marakeş’e ilk tren için 90 diremlik biletlerini alıp istasyonda yaklaşık bir saat beklediler. Oturdukları banktan tanıdık bir görüntüyü seyre başladılar. Kazablanka’ya gelen turistlerin çevresi bir anda taksi şoförlerince kuşatılıyordu. Deneyimli turistlerin şoförlerle pazarlığını seyretmeye koyuldular. Sistem kolay işliyordu. Önce gidilecek yer söyleniyor, ardından ödenecek fiyat konusunda pazarlık başlıyordu. İki tarafın söylediği fiyatın ortasında bir anlaşma sağlanıp taksiye yönelen yolcular Kazablanka’ya merhaba diyorlardı.

Hareket saati yaklaştığında trene yöneldiler. İki kişinin olduğu tenha bir kompartmanı seçip oturdular. Faslı bir kadın ve ihtiyar bir yolcuyla selamlaşıp yerlerini aldılar. Az sonra genç bir Japon turist de yanlarına geldi. Yaklaşık 3 saat süren bir yolculuktan sonra saat 13:00 gibi Marakeş’e vardılar.

Fas'ta altı gün (3) 3

Yelda: “İstasyona indiğimizde taksi konusunda tecrübeli sayılırdık. Kazablanka’da olduğu gibi etrafımızı saran şoförlerden birini gözümüze kestirip gideceğimiz yeri söyledik. Adam 50 dirhem istedi. Biz 20 dirhemde ısrar ettik. Sonuçta 30 dirheme anlaştık. Taksici konuşkan biriydi. Önceleri bizle ısrarla Arapça konuşmayı tercih etti. Nedenini sonra öğrendik. Remzi’yi Faslı sanmış. Ona ‘Bizden biri gibisin, tipin yabancı değil’ dediğinde Türk olduğumuzu söyledik. Taksici gideceğimiz noktaya kadar götürdü bizi. Rezervasyonumuz olmadığından önce kalacak bir yer bulmak gerekiyordu. Remzi araçtan indi ve Marakeş’in tarihi kent merkezinde nereye gideceğini bilmeksizin etrafına bakınırken yanıbaşında iki genç beliriverdi. Kalacak yer mi arıyorsunuz gibilerinden birşeyler soruyorlardı ki Remzi elindeki adresi gösterdi. Adreste internetten rastgele belirlenen bir Riyad’ın adresi yazılıydı: Riyad Nimbus. Burada tarihi yapılardan bazıları restore edilip 8-10 yataklı çok şirin misafir evleri haline dönüştürülmüş. Kente gelen yabancıların çoğu klasik oteller yerine bu tür otantik riyadları tercih ediyor. Gençler Riyad Nimbus’un yerini bildiklerini söyleyip Remzi’nin kendisini takip etmesini istediler.”

Remzi:Riyad Nimbus’u yardımsız bulmak imkansızdı. Taksi belli bir noktaya kadar girebiliyor. Bundan sonra araç trafiğine kapalı dar sokaklardan oluşan labirentler dizisi başlıyor. Burada yabancı birinin bir adres bulması neredeyse imkansız. Sokakları ayıran belirli özellikler ya da isimler yok. Varsa da ben göremedim. Yardıma gelen gençleri bir adım geriden takip ediyordum. İzbe sokaklardan, iki kişinin yan yana geçemeyeceği boşluklardan geçip bir yerlere gittik. Çocuklar bir binanın önünde durdu ve tahta kapıyı yumruklamaya başladılar. Az sonra yaşlı bir adam beliriverdi kapının arkasından. Beni içeri aldı. Küçük bir avlu ve etrafında sıralanan odaların bulunduğu üç katlı bir binanın içindeydim. Birazdan 40 yaşlarında bir bayan geldi. Riyad’ın işletmecisiymiş. Yer olup olmadığını sordum. Bu gece gelmesi gereken iki misafiri rezervasyonlarını iptal etmiş. Bir gecelik yer olduğunu söyledi. Fiyat 50 euroydu. Tahmin ettiğim rakamın altında bir fiyattı bu. Odayı görmek istedim. Zemin katta tamamen yöresel renk ve eşyalarla düzenlenmiş son derece sıcak bir mekandı. Anlaştık. Taksiye dönüp Yelda’yı almak için dışarı çıktığımda iki genç kapıda beni bekliyordu. Geldiğimiz yoldan geri dönüp taksiye ulaştık. Gençler sırt çantalarımızı alıp bir el arabasına koydular. Amaçları vereceğimiz bahşişti. Onlar olmadan bu dar sokaklarda yolumuzu bulmamız zaten mümkün değildi.”

Yelda: “Remzi döndüğünde kalacak yeri bulduğu izlenimi vardı yüz ifadesinde. Aramızda şöyle bir diyalog geçti:
R: Bir iyi, bir kötü haberim var.
Y: İyi olandan başla.
R: Rezervasyon yaptıran biri son dakika iptal etmiş ve Riyad’da boş 1 oda var.
Y: Süper. Kötü haber ne?
R: Sadece bu gece yer var.
En azından bu gece başımızı sokabilecek bir yer bulmuştuk. Taksiciyle vedalaşıp kendisine 30 dirhem yerine 50 dirhem verdik. Yaklaşık yarım saat bizi beklemişti. Riyad Nimbus’a tek kelimeyle bayıldım. Çok şirin bir yer ve UNESCO tarafından koruma altına alınan Old Medina’nın surlarının içindeki alanda. Kalacağımız oda yüksek tavanlı, küçük bir pencereyle arka bahçeye, bir başka pencereyle de avluya açılıyor. Tuvalet odanın dışında. Avluda Raşide’nin bizim için hazırladığı naneli çaylardan yudumlarken bir yandan da diğer turistlerle sohbete başladık. Çölde üç gece geçiren dört kişilik bir Fransız aile yaşadıkları tecrübenin heyecanını bize anlatmaya çalışıyordu. Marakeş’te kalacağımız gün sayısı sınırlı olduğundan böylesine bir geziye katılma imkanımız yoktu. Marakeş’i keşfe hazırdık. Riyad’dan çıkışımızda Remzi ana kapı yerine diğer turistlerin kaldığı bir odanın kapısını açmaya çalıştı. Doğrusunu söylemek gerekirse her kapı birbirine benziyordu ve çıkış kapısını ayırd etmek gerçekten güçtü.”

 

Riyad Nimbus’a yerleştikten sonra hava kararmadan Marakeş’i keşfe başladılar. Riyadın işletmecisi Raşide’den Nimbus’un haritasını aldıktan sonra yolculuğa hazırdılar. Raşide onlara eşlik edip dar sokaklardan en yakın meydana kadar yol gösterdi. Bir yandan da ‘Geçtiğiniz her köşebaşını ezberleyin akşam dönüşte bu yoldan başka bir sokağa girerseniz Riyadı bulamazsınız’ diyordu.

Fas'ta altı gün (3) 1

Raşide’nin nasihatini bir kenara yazdılar ancak ne anlama geldiğini gece yarısı Riyad’a dönerken daha iyi anlayacaklardı. Raşide onları bir meydana kadar eşlik etti. Ayrılırken ‘Bu meydanın adını unutmayın. Bab Tagzut. Kaybolursanız önce bu sur kapısının bulunduğu meydanı soracaksınız’ diye nasihat etti.

Fas'ta altı gün (3) 2

Remzi: “Bab Tagzut ile tanışmamız böyle başladı. Adını ilk kez Raşide’den duymuştum. Marakeş’te kaldığımız süre boyunca bu adı sık sık kullanacağımızı tabii ki bilmiyordum. Küçük bir meydan ve tarihi bir kapıdan oluşuyor Bab Tagzut. Hemen ardında araç trafiğinin başladığı sokaklar var. Marakeş’in merkezi ile bu meydanın yürüme mesafesi yaklaşık yarım saat.”

Remzi Gökdağ

Remzi Gökdağ gazeteci, yazar ve yayıncıdır. 1989 yılında Cumhuriyet Gazetesi'nde muhabir olarak çalışmaya başlayan Remzi Gökdağ, İstanbul konulu haberleriyle çeşitli gazetecilik ödüllerine sahiptir. Remzi Gökdağ'ın Başka Şehirler, Sevgili İstanbul, Amerikan Medyası’nda 11 Eylül ve Park Otel Olayı adında dört kitabı vardır. Remzi Gökdağ hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Başka Şehirler - Remzi Gökdağ
Başka Şehirler - Remzi Gökdağ
Sevgili İstanbul - Remzi Gökdağ
Sevgili İstanbul - Remzi Gökdağ
Önceki Yazı

Fas’ta altı gün (4)

Sonraki Yazı

Tezektopu oynar mısın?: Botswana

OKUMA ÖNERİSİ