Fas’ta altı gün (2)

Rabat yolunda

Hadi Yolda – Ertesi güne Fas’ın başkenti Rabat’a giden trende merhaba dediler. Turistlerin çok fazla uğramadıkları Rabat, Kazablanka’ya trenle bir saat mesafede. Kent merkezinde trenden inip sokaklara karıştıklarında buranın Kazablanka’ya oranla daha temiz ve düzenli olduğunu farkettiler. Başkente yakışır geniş bulvarlarda, çiçeklerle bezenmiş kaldırımlarda Fransız kent planlamacılarının etkisi büyüktü.

Fas'ta altı gün (2) 1

Rabat’taki Old Medina değişik bir mekan olmasa da temizdi. En güzel bölüm “Kasbah des Oudaias” denilen okyanusa nazır tepelik bir bölgeydi. Alt kısımları mavi boyalı evler ve dar sokaklar film setlerini andırıyordu. Bu evlerin çoğunun Müslüman İspanyol mülteciler tarafından yapıldığını ve halen onların torunları tarafından da kullanıldığını öğrendiler. Dar sokaklardan çıkıp okyanus kenarına ulaşmak istediklerinde değişik bir engelle karşılaştılar: Mezarlık. Kentin bu en değerli bölgesi mezarlık olarak kullanılıyordu.

Fas'ta altı gün (2) 2

Ellerindeki kitaptan yollarını bulmaya çalışan kahramanlarımız bir süre sonra sahile ulaşmayı başardılar. Karşılarında engin bir okyanus uzanıyordu. Okyanusun rengi koyu kahverengiyi andıran çamur tonundaydı. Kuvvetli esen rüzgara aldırmadan sahilde yürüdüler. Rabat’ın ünlü deniz fenerini seyrederken bir yandan da uzun süreden sonra tekrar gördükleri okyanusun o esrarengiz ritmini dinlemeye koyuldular. İlerde bir kale olduğunu farkedip o yöne doğru yürüdüler. Yaklaşık yarım saat sonra sahilden 50 metre yükseklikteki kalenin surlarına ulaşmışlardı. Basamakları ağır ağır çıkarken bir yandan da karşılarında yükselen eski çağların önemli bir korsan kenti olan Sale’yi izliyorlardı.

Fas'ta altı gün (2) 3

Kalede bir süre oyalandıktan sonra Hasan Kulesi ve Muhammed V Mozalesi’ni ziyaret ettiler. Yol boyunca peşlerini bırakmayan tuvalet ihtiyacı Rabat’ta da kendini gösterdi. Tuvalet bulmak kadar bulduktan sonra içine girmenin de başlı başına dert olduğu bu durum yolculukları boyunca kahramanlarımızın peşini bırakmayacaktı. Mozole yakınlarında yerel kıyafetlerle su satan bir Faslı her ikisinin de dikkatini çekti.

Fas'ta altı gün (2) 4

Yanına yaklaşan Remzi adamın fotoğraflarını çekmek için kendisinden izin istedi. Onay aldıktan sonra fotoğraflar çekildi fakat hemen ardından adam kendilerinden 100 dirhem fotoğraf parası istedi. Yoğun geçen pazarlıklar sonucu 2 dirhemde anlaşma sağlandı.

Yelda: “Bir pastanede sipariş vermek ne kadar zor olabilir? Hiç düşünmediğiniz kadar. Özellikle de dilini bilmediğiniz bir ülkedeyseniz. Karnınız acıkmıştır. Vitrindeki nefis manzarayı farkettiğinizde içerden gelen pasta börek kokusu aklınızı başınızdan almaya yeter. Bu durumda ne yapılır? İçeri girip sipariş verilir. Ancak bu sanıldığı gibi kolay bir işlem değildir. Rabat’ın ana caddelerinden birinde bir pastane görünce dayanamadık. İçeri girdiğimizde mis gibi pasta kokuları başımızı döndürdü. Remzi ile kasadaki görevli arasında ilginç bir diyalog da başlamıştı o sırada:
R: (pasta ve börekleri göstererek) 2 tane şundan, 2 tane bundan, 1 tane de şundan. Bunları ısıtır mısınız?
Pastaneci: Yukarıda
R: (Tezgahın ardındaki mikrodalga fırını göstererek) Bunları orada ısıtır mısınız?
Pastaneci: Yukarıda
R: 2 tane de kahve istiyorum
Pastaneci: Yukarıda
R: (Yine anlamadıklarını düşünerek) 2 kahve
Bu arada sıra uzamaya başladığı için sıradakilerde koro halinde seslenirler: Yu-ka-rı-da…
Yukarıda bir kat olduğunun farkındaydık ancak biz beğendiğimiz yiyeceklerin hemen arkalarındaki fırında ısıtılıp, önlerindeki kahvelerden birer fincan istiyorduk. Ancak yoğun talep üzerine yukarıya yönelmek zorunda kaldık. Üst katta da ayrı bir mutfak ve çalışanların olduğunu o an farkettik. Yiyecekleri burada ısıtıyorlardı. Kahvenin de yine buradan sipariş edildiğini anladık. Alttaki fırın ve kahve ocağının ise ne işe yaradığını çözemedik.”

Kahvenin ardından sokaklarda biraz daha dolaşıldıktan sonra istasyona dönmeye karar verdiler. Treni beklerken akıllarına bir soru takıldı: Bir bölümünün Fas’ta geçtiği ve Brad Pitt’in de oynadığı Oskar ödüllü filmin adı neydi? Her ikisinin de beğenerek izlediği bu filmin adını gün boyu hatırlamaya çalışsalar da bunda başarılı olamadılar. Fimin adını Fas yolculukları boyunca hatırlayamadılar.

Otele dönüşte Marakeş’te kalacak yer konusunda bir gelişme olup olmadığını öğrenmek için danışmaya gittiler, aldıkları yanıt olumsuzdu.

Remzi Gökdağ

Remzi Gökdağ gazeteci, yazar ve yayıncıdır. 1989 yılında Cumhuriyet Gazetesi'nde muhabir olarak çalışmaya başlayan Remzi Gökdağ, İstanbul konulu haberleriyle çeşitli gazetecilik ödüllerine sahiptir. Remzi Gökdağ'ın Başka Şehirler, Sevgili İstanbul, Amerikan Medyası’nda 11 Eylül ve Park Otel Olayı adında dört kitabı vardır. Remzi Gökdağ hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Başka Şehirler - Remzi Gökdağ
Başka Şehirler - Remzi Gökdağ
Sevgili İstanbul - Remzi Gökdağ
Sevgili İstanbul - Remzi Gökdağ
Önceki Yazı

Tezektopu oynar mısın?: Botswana

Sonraki Yazı

Fas’ta altı gün (1)

OKUMA ÖNERİSİ