Afrika’nın Beyaz Yüzü

4 dk okuma

Serra GÜRÇAY – “Göz görebildiğince giden bir yeşillik denizi, yüzyıllardır yaşıyor izlenimi veren ağaçlar, uçsuz bucaksız beyaz kum plajlar, lagünlerle çevrilmiş küçük bir köy ve etrafında istiridye çiflikleri… Doğanın sessizliğini bir tek sahile yaklaşmış balinaların birbirini çağıran sesleri bozuyor… ”

Dürbüne gerek yok, Plettenberg ve civarında balinaları çıplak gözle görebilir ve seslerini duyabilirsiniz. Güney Afrika Cumhuriyetinin en ucunda Atlantik ve Hint okyanusunun birbirine kavuşmak için çırpınıp durduğu sahiller, zengin beyaz Afrikalıların olduğu gibi balinaların da uğrak yeri….Öyle ki, otelinizin verandasında içkinizi yudumlarken ve Okyanusu seyrederken “Southern Right Whale” türünde ve soyu tükenmekte olan korunma altına alınmış balinalar ile selamlaşabilir ve bu dev cüsseli hayvanların sahile bu kadar yakında oynaşıp, yavrularına seslenmelerini dinleyebilirsiniz. Son derece içten gelen ve adeta bir melodiyi andıran balina seslerinin buruk tınısı taa içinize işleyecek türden… Bu dev hayvanların cüsseleri insana garip bir şekilde huzur ve dinginlik veriyor.

Afrika usulü medeniyet

Plettenberg, Knysna ve George sahillerini eğer özetlemek gerekirse: Afrika kıtasının en beyaz, en yeşil, en sulak ve medeni yeri diyebiliriz. Zaten bu bölgenin bir diğer adı da “Garden Route”, “Afrikanın Bahçe Yolu ”. Bu topraklar dinlenmek ve doğayla barışmak için son derece elverişli. Bu bölgeye geldiğinizde etrafın zenginliği, evlerin ihtişamı karşısında şaşırmamak mümkün değil. Bir an için insan “ Acaba ben Güney Afrika uçağına değil de yanlışlıkla ABD’nin güney sahillerine giden bir uçağa mı bindim ? ” diye düşünebilir. Bu bölge beyaz Afrikalıların akınına uğramış ve nitekim bu şanslı zümre nüfusun çoğunluğunu oluşturuyor. Bir başka değişle Afrika’nın “Riviera”sında tabiatın zenginliği ile insanların zenginliği birleşince ortaya korunma altına alınmış muhteşem bir doğa ile insanların yarattığı bir medeniyet ve konfor çıkıyor.

Garden Route’un en gözde şehirlerinden Kysna, ilk zamanlar bir “kereste” deposu olarak dikkatleri çekmiş, Güney Afrika ve komşu ülkelere bol ve kaliteli kereste bu küçük şehirden gidiyormuş. Çevre bilinci arttıkça bölgedeki ağaçlar korunma altına alınmış ve ortaya gökyüzüne uzanan dev ağaçların gölgelediği göl ve lagünler, okyanusun azgın dalgalarının dövdüğü beyaz kumsallar çıkmış. Fransız Doğa Bilimcisi François Le Vaillant’ın dile getirdiği gibi:“Bu zengin topraklarda doğa kendine adeta büyüleyici bir abide yaratmış.”

Her tarafta bol miktarda bulunan anıt ağaçlar ve ormanları, özel olarak inşa edilmiş tahta iskelelerden yürüyerek gezebiliyor, üstünüzü ve ayakkabılarınızı toz ve çamurdan koruyorsunuz.Koca bir orman denizini iskelelerden veya halatlarla tutturulmuş köprülerden geçerek gezmek, medeniyet ve vahşi doğanın mükemmel uyumunu görmek ve bir kez daha şaşırmamak elde değil…Bu ormanlar bisiklet ve hiking sporlarına düşkünler için binbir çeşit alternatif alanlar içeriyor. Bu yollar arasında sakat ve tekerlekli sandalye ile “yürüyüş” yapmak isteyenler için de düşünülmüş raylı yollar var.

Vahşi çiçekler, anıt ağaçlar ve 230 farklı türdeki bölgeye özgü kuşu inceleyerek yürüyüş yapmak…Kysna ve “Bahçe Yolunun” keyfini çıkartmak demek…Eğer biraz şanslıysanız (veya duruma göre şanssızsanız) ormanlarda yürüyüş yaparken türünün son örneklerinden olan orman fillerine de rastlayabilirsiniz. Büyük boy hayvanlarla karada karşılaşmaktan hoşlanmıyorsanız, o zaman gemilerle yapılan okyanusta balina izleme turlarına da çıkabilirsiniz. Gününüzü, bakir ve beyaz kumlu sahillerde balinaları seyredip, akşam yemeğini civarda yetiştirilip tüm Afrika’ya ihraç edilen istiridyelerden yiyerek ve okyanus dalgalarının sahile vurmasını seyrederek bitirebilirsiniz.

Eğer tatilde biraz hareket etmekten hoşlanıyorsanız ve su sporlarına meraklıysanız bu bölgede Victoria Bay, Mossel Bay gibi surf yapmaya çok müsait koylar da var. Daha az hareket etmeyi sevenler, muhteşem Outeniqua dağlarının ve çam ağaçlarının arasında yeşil yeşil parlayan göllerde kano yapmak veya balık avlama seçeneklerinden de yararlanabilir.

Şampiyonlar arasında golf oynamak

Unutmamak gerekir ki “Dünya Golf Şampiyonası”na da evsahipliği yapmış olan “Fancourt Oteli” “Garden Route” ta George şehrinde yer alıyor. Fancourt’ta oynamak tüm iddialı golfçülerin en büyük rüyası diye biliniyor…Üç değişik parkuruyla farklı düzeyde ki oyunculara hizmet veren bu tesisten fanatik golfçüler istedikleri taktirde ev sahibi de olabiliyorlar. “Fancourt” meşhur spa’sı ve Afrika mutfağıyla ünlü restoranıyla golf oynamayanları da unutmuyor…

Eğer “Fancourt”ta oynayacak kadar iddialı değilim diyorsanız, Güney Afrika sahillerinde adım başı değişik golf klüplerine rastlamak mümkün, buralara günübirlik girip ter atabilirsiniz.

Kara Afrika

Eğer Afrika’ya kadar geldim yerli halkın yaşadığı yerleri görüp, kara Afrika ile de tanışmak istiyorum diyorsanız civarda ki gecekondulara düzenlenmiş turlara katılabilirsiniz. Garden Route’ta ki gecekondu mahalleleri, ülkenin geri kalan bölgelerindekiler ile kıyaslandığında daha güvenli ve refah düzeyi daha yüksek.

Eğer Afrikanın en ucuna kadar indikten sonra biraz vahşi hayvan da göreyim diyorsanız işte orada durun…Garden Route gerek iklimi gerek doğası açısından Afrika’da görmeyi ümit edeceğiniz türde hayvanların yaşayabilmesi için elverişli değil.

Afrika’nın bu farklı yüzünü keşfetmek için , ağaç, bitki, doğa ve kuşlara meraklı olmak, trekking’den hoşlanmak, balinaları merak etmek ve bir de “Afrika’ya giderim ama konforumdan da ödün vermem” demek gerekiyor.

Önceki Yazı

Vatansever Sebze Çin Lahanası

Sonraki Yazı

Su Ülkesi: Maldivler

İzlenimler son yazılar

Küba Gezi Notları

Deniz Alsaç Yıldırım – 25.09.08 / İstanbul-Madrid-Havana Emre ve Hasan’la yıllardır hayal ettiğimiz Küba seyahatini gerçekleştirmek

Yosemite’nin Zirvesinden

Yelda Horozoğlu – Yosemite, ABD’de uzun süredir gitmeyi planladığım bir mekandı. Pek çok kez hazırlık yapıp