Yolu Hırvatistan’a  düşeceklere 10 tüyo

Uzun Kurban Bayramı'nda rotasını Hırvatistan'a, Dalmaçya kıyılarına düşürecekler için "yerli gezgin" öğütleri

Uzun Kurban Bayramı tatili için, deniz mevsiminin hala devam ettiği Hırvatistan’ı tercih edenler için, Cumhuriyet Zagreb muhabiri Suat Taşpınar “10 tüyo” listesi hazırladı:

1- Eğer başkent Zagreb’e uçacaksanız, “Dalmaçya kıyılarına gitmeden mecburen uğranan havaalanı şehri” muamelesi yapmayın. En az bir gününüzü Zagreb’e ayırın. Avrupa’nın “en ihmal edilen” başkentlerinden olan Zagreb, tarihi meydanları, pazarları ve ünlü kafelerinde bir günü keyifle geçirebileceğiniz bir şehir.

2- Yakın çevresindeki Venedik, Viyana gibi şehirlerle elbette müzeler konusunda boy ölçüşemez ama eğer Zagreb’de bir tek müzeye gitme arzunuz varsa, kesinlikle tercihiniz “Kırık Kalpler Müzesi” olsun. Eski şehirdeki bu müze, dünyanın dört bir yanında “ayrılıklar biten aşkların” gerçek objeleri ile dolu, kendi hikayesi olan eşsiz bir müze.

3- Hırvatistan, Avrupa’nın diğer ülkeleri ile kıyaslandığına hayli ucuz bir ülke. Tabii Dubrovnik, Split gibi Dalmaçya kıyıları “turistik” olduğu için biraz daha pahalı. Ama Alaçatı-Bodrum’un “kazıklanma” haberlerinden sonra, kişi başı şarap dahil 100 kunaya (Hırvatistan AB’ye girdi ama henüz euro kullanmıyor. 1 euro, 7,5 kuna) rahatlıkla güzel bir öğle yemeği yiyebilirsiniz.

4- Hırvatistan 2 bin 500 yıllık şarap kültürü olan bir ülke. Nefis Hırvat şaraplarını çok ucuza deneyebilirsiniz. Beyaz şarapta Graşevina, kırmızı şarapta Babiç, muhakkak tadacağınız şaraplar olsun. Marketlerde iyi bir şarabın şişesi 5 euro civarından başlar. Restoranlarda da 15-20 euroya kaliteli şaraplar içebilirsiniz. Daha ekonomik olsun derseniz retsoranlarda “ev şarabı” istersiniz ve litresi 10 euroyu geçmez.

5- Hırvatistan’da ev pansiyonculuğu son derece gelişmiş durumda. Son yıllarda airbnb.com’un yaygınlaşmasıyla da rekabet arttı. En fazla günlük 50 euroya Zagreb ya da Dalmaçya kıyılarında makul pek çok pansiyon ev bulabilirsiniz. Üstelik mutfağı, salonuyla. Otel odasına iki katını ödemekten çok daha mantıklı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

6- Dalmaçya kıyılarını güzelliği dillere destan. Dubrovnik, Split, Zadar, Şbenik, Pula, Opatya… Kıyı boyunca tüm şehirler birbirinden güzel. Kuzeyden güneye dura dinlene iki, en fazla üç günde rahatlıkla gidebilirsiniz. Bunun en güzel yolu araba kiralamak. Okulların açılmasıyla birlikte “ölü sezon” başladığı için günlük 30-40 euroya bile rahatlıkla araba bulabilirsiniz. Kıyı kasabalarını keşfetmenin, “az yürünmüş” yollara vurmanın en iyi yolu araba kiralamak.

7- Split’ten 1 saat kadar feribot yolculuğu ile ulaşılan Hvar adası var ki, sadece orayı görmek için bile Hırvatistan’a gitmeye değer. Avrupa’nın jet sosyetesinin yazın yatlarının demir attığı, bir yönüyle Bodrum’u çağrıştıran bu ada taş evleri, üst düzey balıkçı restoranları, kristal denizi ile sizi bekliyor. Hatta bir gece kalmayı düşünürseniz, küçük adanın diğer ucundaki Starıy Gorod (Eski Şehir) kasabasını muhakkak görün. Yüzlerce yıllık taş evlerle dolu sokaklarda, “tarih nasıl korunur” dersi alın.

8- Hırvatistan’ın şarapları meşhur ama yerli rakı olan “rakıya” en meşhur ve en çok tüketilen sert içki. Bizdeki gibi tek tip “aslan sütü” yerine, kayısılıdan bademlisine, eriklisine Balkanlarda genelde olduğu gibi envai çeşidi var. Genelde aperatif olarak içiliyor, yanında kuru incir ikram ediliyor. Muhakkak farklı “rakıya”ları tadın.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

9- Hırvatistan’da iki ünlü ulusal park var ki, görmeden ölmemek lazım! Hele Plitvitse (Plitvice yazılıyor) milli parkı. Zagreb’e 3 saat kadar mesafedeki bu park, onlarca şelalenin yan yana döküldüğü, gözlere ve gönüllere şenlik bir yer. İki-üç saatlik yürüyüşle bu doğa cennetinin tadını çıkarın. Rotanızı değiştirmeye değecek bir doğa harikası. Diğeri de kuzeyde, İtalya tarafına yakın Krk milli parkı.

10- Hırvatistan’da 10 maddeye sığmayacak kadar çok güzellik var… Korçula adası… Trogir kasabası… Rovinj şehri… Yolunuzun üstüyse görün! Zadar’da kıyıda mimarlık harikası olan rüzgarla çalan dev flütün üstünde oturup denizin müziğini dinleyin… Bu kadar güzel deniz mahsulünü bu kadar makul fiyata hiç bir yerde yemenin imkanı yok. Bol bol yiyin, için ve bir sonraki Hırvatistan geziniz için malzeme toplayın!

 







Kategori
Suat Taşpınar'ın Gezi Notları

Eski günlerin İstanbul’unu özleyenlere masal tadında bir kitap!

Unutulan İstanbul’un görgü tanıkları o günleri anlatıyor. Gerçek hayat hikayeleri eşliğinde bir İstanbul masalına ne dersiniz?
Detaylı bilgi...

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR