Mel Ozsimsek – Nasil olsa donus noktam olacagindan baskent Ulanbator un kalan gezilesi yerlerini alisverisi eglenceyi gezimin sonuna birakarak uc gunden sonra gobi ye acilma planlarina gectim. Zaten hangi sehirde olursam olayim bir kac gunden sonra sehir disina cikma istegi beni sarar, bana gore bircok sehir bes asagi bes yukari bir sure sonra ayni tat verir guzelliklerinin yanında trafik, kalabalik, aradiginiz konfor ve cesitlilik, herseyin elinizin altinda olmasi..vs gibi, bu kolay, ulkelerin farkli dogasina yasayislarina sahit olacagim yerleri bulmak beni daha cok cezbeder.
Once sunu soylemeliyim Ulanbatordan ulkenin diger bolumlerine kis aylarinda gitmek o kadar kolay degil birincisi yol sistemi ve servis agı az, yani bir otobuse atlayip gidemiyorsunuz . Orta Mogalistan ve Gobi nin bakir, sessiz ucsuz bucaksiz koselerine ancak organizasyonlu tur veya ozel tasit + rehberi bularak gitmelisiniz, kis aylarinda paket turlar hemen hemen hic yok, gezgin sayisi da az olunca biraz sabirla bekleyip grup olusturma yoluna gidilmeli veya ozel tasitla tek yapmaniz gerekir ki buda pahaliya patlar.
Yaz-Kis oldukca popular olan sehrin tam merkezindeki Golden Gobi guesthouse ugrayip Gobi ye herhangi bir tur olup olmadigini sordum onlarda bana orada kalan bir hollandali ciftin de ayni seyi yapmak istedigini ancak bir iki kisi daha toplamazlarsa bu tur fiatinin yuksek olacagini soylediler. Gidecek olan ciftle tanistim ilk karsilasma da Elise ve Marijn in cok seker insanlar oldugunu seziverdim 30 larinda olan bu guzel cift bir yil once hollanda da islerini birakip tam 12 aylik bir seyahate cikmislardi ve burasi gezilerinin sonu idi.
Bakin bu konu cok onemli 12 gun boyunca ayni tasitta ve ayni ger cadirinda kalacaginiz kisilerle frekansiniz ve diliniz tutmasza sizi irite edebilir, tur boyunca mizmizlanan bir ciftle gezmek hic hos olmayabilir ve seyahatinize bulaniklik katabilir, bu cifte duydugum ilk sempatide yanilmamistim seyatimiz boyunca guzel paylasimlar yaninda benzer pencerelerden bakis acimiz aynı seylere gulup, uzuldugumuz empati kurdugumuz ortak sımsıcak bir cok anlar yasadık, simdi onlar benim guzel dostlarim ve hic gelmedikleri ulkemize gelmek icin can atiyorlar , bir gun kapimi calacaklarindan eminim.
elize ile ger de cayimizi yudumlarken
Bu ciftle yolculugu organize ederken aldigimiz bir duyumla isvec-norvecli 20 li yaslarda genc bir ciftin de bu turun ilk 3 gunune katilmak istedigini ogrendik ve onlarin kaldigi pansiyona gidip tekifimizi sunduk onlarda gayet memnun bize katildi, tur icinde istedigimiz taban fiati bulunca programi yapip ertesi gunu icin yola cikma karari aldik. Gitmeden once ısının -20C ve altinda olacagini biliyorduk bize gereken sicak uyku tulumlarini ayaklarimiza giyecegimiz kece botlari teslim ettiler , sıcak tutan sapka eldiven gibi seyleri unutmamamizi tembihlediler .Yola cikacagimiz sabah toplanti noktasina geldigimizde rehberimiz Chaana ve soforumuz Siren tasita sebze meyve et ekmek gibi seylerle dolu kutulari yerlestiriyorlardi bu yiyecekler ger – yoruk cadirlarinda kalacagimiz ailelerin stoklarini kullanmamak ve genelde et ve hamur agirlikli yemek kulturlerinden cikabilecek bizim yakinmalarimiza sebebiyet vermemek icin yapiliyormus, evet bunu gordum gercekten bombos bozkirlardaki yeme icme cesidi limitli yoruklerin hayvan stoklarindan et sut ve hamur agirlik kulturleri, daha dogrusu ellerindekilere adapteli yeme kulturleri var, cok da saglam yapida ve sagliklilar.
1200 km lik cember rotamız baskentin dogusuna cıkısla basladi iki saat sonra Lun da yemek molasi ile durana kadar tasita ilk bindigimizden itibaren hepimizin ayakları cok üşüyordu, montlar eldivenlerle oturuyorduk , birbirimizi iyi tanimadigimizdan mı ne once bu konuda bir sey soylememistik sanki tek usuyen olmaktan cekinmis gibi , yemek molasinda onumuze tabak dolusu sebzeli etlı eriste tabaklarındaki yemegimizi yerken tabiki olmazsa olmaz sutlu caylarda gelince zaman isinmaya baslayan ayaklarimizi konustuk hatta gulustuk rehberimiz kece botlarinizi giyin dedi ve yemek molasindan sonra once ayaklari soguk botlarımızdan cıkarıp ogusturarak isitip kece botlari gecirdik inanin o andan sonra yatak haric o simsicak tutan botlari ayagimdan hic cikarmadim.
Lun daki kisa molamizdan sonra asfalt yol bitti iste gezi boyunca gidilecek duzene gectik toprak bir izlekten ibaret yolumuz kurak olmazsa bata cika gidilecek yollar. Zaman zaman tuvalet icin mola verdigimizde bu acik bozkirlarda erkekleri tasitin bir tarafina kizlarida diger tarafina taksim ederek soguklarda popolari serinleterek hallettik.
Arada ufak tepelerin donmus derelerin, koyun keci inek at surulerinin bozkirlarda ozgurce otlayarak dagilimlarini, onumuzde suzulerek ucan kartallarin kanatlarini cirpisini izleyere yol suruyordu herkesin bu bozkirların ufuklarına dalmis kendi dunyasi ile o an arasinda gidip geldigi kesindi.
Arada bir soforumuze fotograf cekimi icin durmasini soruyorduk disari cikmak guzel ama uzun sure sogukta eller makinanin ustunde kalamiyor eldivenler cikinca esen ruzgar ve soguk hemen kemiklerinize işliyordu. İlk günümüz cogunlukla tasıtın icinde gecti buna ragmen gunun sonunda kendimizi yorgun hissetmistik
Aksam uzeri konaklayacagimiz ilk yörük ailemize geldik yan yana iki ger biri bizim daha az mobilyalı ger duvar dıplarınde sıralanmıs tek kisilik divanlarımız ortada kucuk masa ve sobadan ibaret. Cadır aralarında kullandıkları tek ampul ve siyah beyaz tv icin elektrik saglayan günes sistemi var bu yorukler dünyamıza en az zararı veren yasam tarzlarıyla gıpta edilecek düzeydeler. Bu bozkirlarda bu isi yapan bir cok yoruk aile var gelen turistleri agirlamak extra gelirleri.
Bu aile yasli dede nine kızı damadı ve iki cocuklu bir aileydi. Sıradag eteğinde bir kayalıgın esiğine kurulmuş nispeten daha az ruzgar alan kislik yasam bolgeleri imis , yazin ger cadirlarini 10 -15 km ilerde nehire yakin bir yere kurarlarmis. Gere varir varmaz once bizi kendi gerlerine aldılar elimize birer kucuk porselen kaselerde sütlü ve tuzlu caylarını kurabiyelerini ikram ettiler bu arada genc olan bayan bizim kalacagimız gerin sobasını bir guzel yakmış ilk anda esyalarımızı bırakmak icin girdiğimiz çadır buz gibiydi, biz onların sıcacık cadırında caylarımızı yudumlarken hamam gibi olmuştu.
Hava soguk olunca kısa aralıklarla dısarda durabiliyorduk ister istemez dinlenme anlarını cadırda geçiriyorsunuz ısınan gerde uzerimizdekileri birer birer cikardik gevsedik herkes kendini yataklara ativerdi kimi esyasini acti, kimi günlüğünü yazdı, kimi kitabini eline alip uzandi rehberimizde bir yandan aksam yemegimiz icin sebze ve etleri dogruyordu.. sobanın üstünde fokurdayan bir tencere … bu ne guzel bir keyifti
Yasli teyze arada bir iceri girip sobaya tezek atiyordu kendisine biz atarız dedik rahatsizlik hisssettiğimizden falan degil kadincagizin zahmetine uzuldugumuzden.
Tezek konusunda aciklama getireyim bu bizim ulkemizdeki gibi samanla harmanlanip sekil verilip kurutulan cinsten degil bu tamamen inegin , yak okuzunun, devenin, atin ve koyunun otladiklari bozkirlara bedenlerinden nasıl cıktıysa o sekildeki atiklari, kuruyunca bozkirlardan obek obek topluyor sonra bu topladiklari yerden, yerine gore devenin, atin, okuzun veya motorsikletin uzerinde cadirlarinin yaninan komur gibi yigiyorlar bunu ısınma yemek ekmek pişirme işinde kullaniyorlar. Tek yakıtları yani.

Sizin düşünceleriniz?