Küba’nın öteki yüzü

Küba’ya giden herkesin kafasında kendi sosyalizm (Kübalıların deyimiyle Sosyalizmo) anlayışına göre romantik bir Küba resmi vardır. Bunun için Havana’ya inildiğinde bütün alıcılar açılır, hiçbir şeyi kaçırmamak için beş duyu...

Küba’ya giden herkesin kafasında kendi sosyalizm (Kübalıların deyimiyle Sosyalizmo) anlayışına göre romantik bir Küba resmi vardır.

Bunun için Havana’ya inildiğinde bütün alıcılar açılır, hiçbir şeyi kaçırmamak için beş duyu alarma geçirilir, Kafalardaki romantik Küba resmine uyan yanlar abartılarak hafızaya kaydedilir, uymayan kısımlar ise ya hemen bir neden bulunup unutulacak dosyasına atılır ya da aykırılık kabul edilmeyerek bütün gezi boyunca bunun nedenleri araştırılmaya çalışılır.

Havana Havaalanı’nın geliş kısmının basitliği, yıpranmışlığı dökük görünümü, modern havaalanlarına hiç benzemeyen, teknolojik olmayan yapısı, ABD nin yıllardır süren ambargosuna çok çabuk fatura ediliyor.

Başkent Havana’nın turistlere gösterilen bir ön yüzü (ama burada ön yüzü gösteren Küba hükümeti değil turizm acenteleri) bir de saklanmayan, gizlenmeyen, isterseniz çok rahat görebileceğiniz arka yüzü, bizim Tarlabaşı, Kasımpaşa görünümündeki yerler. Yine insanlar sokaklarda oturuyor, çamaşırlar balkonlarda asılı, evler harap, bakım istiyor ama güvenlik açısından çok fazla sorun olmadan dolaşabiliyorsunuz ve bu güvenliği sosyalizmin başarısı hanesine yazıyorsunuz.

Sokaklarda karşınıza türlü nedenler yaratarak (beraber resim çektirerek Che nin resmi olan eski bir gazeteyi veya parayı fahiş fiyata satarak) para isteyen pek çok Kübalı çıkacaktır. Tabii bu durum Kübalıların deyimiyle Sosyalizmo, açısından kabul edilebilir görüntüler değildi. Sosyalizm de bu tür onur zedeleyici insan görüntüleri olmamalıydı.

Ambargo gerçekleri

Sosyalist ideolojiye aykırı pek çok gözlemimiz oldu, nedenlerin başında yıllardır devam eden (55 yıl) başta ABD olmak üzere uluslararası sermayenin ekonomik ambargosunun etkisi tartışılmazdı. ABD Başkanı Obama’nın ilk iktidara geldiği yıl, Küba’ya uygulanan ambargoyu hafifleteceği söylemi Küba’da ciddi karşılık bulmuş ve sempati uyandırmış. Ama bu konuda hâlâ atılan bir adım olmaması hayal kırıklığı yaratmış.

Küba’daki yaşam biçimini ve sosyalist devletin organizasyonunu anlamak için hem tarihsel destek süreçlerini hem de para birimi ve devletin kişilere yaptığı katkılara bakmak lazım.

Ülke, devrimin yapıldığı 1959’dan 1989’da duvar yıkılana kadar 30 yıllık süreçte SSCB’nin her türlü desteğine mazhar olmuş ve üretim anlamında kamıştan üretilen şekerin ekonomiye yaptığı katkı nedeniyle eşitlikçi bir sosyalizm uygulaması gerçekleştirmişti. Rusya’nın kendini toparlamaya çalıştığı 1989-1999 arası ciddi bir ekonomik kriz yaşayan Küba’ya, 1999’da Venezüella’da iktidara gelen Chavez, can simidi oldu. Günde 100 bin varil bedelsiz petrol ve Küba’nın Venezüella’ya yaptığı sağlık ve eğitim desteğinden dolayı gönderilen yılda 6 milyar dolar, Chavezin ölümüne kadar 14 sene boyunca Küba için iyi bir ekonomik çözüm oldu. Venezüella’daki yeni Maduro yönetimi de bu desteği devam ettirse de ülkesindeki ekonomik ve siyasi krizin dengeleri nasıl değiştireceğini önümüzdeki günler gösterecek.

Tropik iklimde tarım

Küba’yı batıdan doğuya doğru gezerken pek çok boş tarla görünce buraların niye ekilmediğini, ekonomiye niye katılmadığını, gördüğümüz zayıf büyükbaş hayvanların niye verimlerinin düşük olduğunu, kullanılan kara saban ve öküzleri sorguladık. Sosyalizmde bunun nasıl olabileceğinin cevabını veremedik.

Sorularımızın cevabını Baracoa’da kaldığımız evin sahibi Ziraat Mühendisi Rosa Maria Albentenis verdi. Krizden önce kendini besleyemeyen Küba’nın gıda ithalatı çok fazlaymış. Önce SSCB’nin dağılmasıyla girdiği petrol krizi, ardından da devam eden ABD ambargosuyla, dış
kaynaklara ulaşımın tamamen ortadan kalkması ülkeyi tam bir çıkmaza sokmuş. Toprağı ekmek istemişler istemesine, fakat tohum yok; traktör sürmek istemişler benzin yok; ürün böceklenmiş böcek ilacı yok, traktör bozulmuş traktörün yedek parçaları yok. Yok da yok! Sosyalizm ne yapsın?

Fakat Sosyalist devlet, yapacağını yapmış. Avustralya’dan permakültürcüler getirtmiş. Var olan bu dezavantajlı durumun permakültür için avantaj olduğunu görüp 400 doktor/ mühendis gibi mesleği ziraat olmayan gruba permakültür eğitimleri verilmiş, daha sonra bu 400 kişi de diğerlerine anlatmış. Böylece sürdürülebilir tarıma giriş başlamış. 1993 itibarıyla Çatı Bahçeleri (Rooftop Gardening) neredeyse tüm Havana’da yapılmaya başlanmış. Üretimi tropik iklimde zor olmasına rağmen bazı sebzeleri üretmeyi başarmışlar. Bunu ise kullandıkları çok basit bir ağ ile sağlıyorlar. Hem ürünleri güneşten korumak ve hem de gübrenin zyaydığı radyasyonu kontrol altına almak bu ağ ile sağlanabiliyor. Kırsalda tarım yapmak isteyenler başvurduklarında devlet onlara işleyebileceği miktarda toprağı bedava veriyor ama iki yıl işlemediği zaman geri alıyor. Ziraat Mühendisi ev sahibimiz Albentenis gurur duyarak bizimle iki istatistik paylaşıyor:

* Krizden önce 20 bin ton gübre kullanan Küba şimdi sadece bin ton Bio gübre kullanıyor.
* Küba nüfusu Latin Amerika nüfusunun yüzde 2’si iken, Küba’daki bilim adamları sayısı tüm Latin Amerika’daki bilim adamı sayısının yüzde 11’ini oluşturuyor.

10 tür kanser aşısı

Bu gezi sırasında kafamızda oluşan soruların cevaplarına kaldığımız ev sahiplerinin meslekleri nedeniyle çok kolay ulaştık. Santiago de Cuba’daki ev sahibimiz üniversitede profesördü. Yedi yıl önce yakalandığı mide kanserinin yılda bir defa yapılan kontrolünden o gün gelmişti ve sonuçlar iyi çıkmıştı. Küba’nın sağlık konusundaki attığı adımlar dünyaca bilinirken bunun yaygınlaşmasında ve ekonomik getirisinde ne tür sıkıntılar olduğunu ondan dinledik. Tedavi pratiğinin içinde olan profesörümüzün söylediklerine göre Küba’daki sağlıkçılar 10 tür kanser için (lenf, mide, akciger, kolon vb. gibi) kendilerinin aşı dedikleri, ama önleyici olmayan serum çeşitleri üretmişler ve bunu sağlık alanında işbirliği yaptıkları ülkeler ile de paylaşıyorlar. Türkiye’de Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi gibi… Kanser tedavisi için yabancı ülkelerden Küba’ya gelenlere de sağlık turizmi hizmeti veriyorlar. Şu anda petrolden
bile daha kârlı durumda olan uluslararası ilaç tekellerinin bu alanda nasıl baskı yaptıklarını ve bu ilaçların yaygınlaşmasını nasıl önlemeye çalıştıklarının örneklerini dinledik.

Küba’da sağlık konusunda önemli birkaç gelişme daha var. Bunlar vitiligo, sedef, plastik cerrahi ve diyabet. Diyabette damar tıkanıklığından dolayı kesilme ihtimali olan bacaklarda ilaçla yüzde 80 oranında iyileşme sağlıyorlar ve diyabetin bitirilmesi için yaptıkları serum çalışmasının da faz 3’te olduğu ve iki sene içinde sonuç alabileceklerini belirtiyorlar.

Türkiye’de de www. kubasaglikturu.com sitesi bu konuda destek vermekte. Havana Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğrenim gören ABD’li öğrenciler de var ama bunlar üniversite yönetimince ABD’nin azınlıklarından seçiliyor ve burslu okutuluyor.

Muz kabuğundan puro

Sosyalizmonun işleyişi ile ilgili Kübalıların düşüncelerini öğrenmek için özellikle pansiyon sahipleri ve alışveriş yaptığımız kişilerle bol bol konuştuk. Görüştüğümüz Kübalıların orta yaş grubundakiler sisteme olan inançları nedeniyle devamlığının olacağını söylerken genç Kübalılar Fidel’in ölümünden sonra sistemin gevşeyeceğini ve 10 yıl içinde değişeceğine olan inançlarını anlattılar. Havana’da kaldığımız Carta Cuba adlı ev pansiyonunun sahibi Yanila Esrabao Ballester bu işi yapmadan önce de turist rehberliği yapıyormuş. Onun görüşüne göre “Sosyalizm anlayışı, Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra değişti. Şu anda yüzde 100 sosyalizm mevcut değil. Komünizmi ise unutmak lazım, ütopik kaldı. Şu anda Kübanın ihtiyacı iyi, konforlu sağlıklı ve refahı öne çıkaran bir sosyalist sistem.” Küba’da yaşam ile ilgili birkaç önemli not; Devrim sırasında 56 olan yaş ortalaması şu anda 76. Bu nedenle sokaklarda çok miktarda yaşlı görüyorsunuz. Nufusun yüzde 16’sı ise 80 yaşın üzerinde. Uzun yıllardır süregelen ambargoya rağmen yaş ortalamasının bu kadar yüksek olmasının en büyük nedeni, hastalıkları önleme konusundaki tıbbi gelişmeler. Küba halkının yüzde 98’i okuma yazma biliyor. Eğitim standardı çok yüksek, bu yüzden uyuşturucu kullanımı sorunu olmamış. Fakat bulunduğu coğrafi konum riskli, çünkü dünyanın bir numaralı üreticisi Kolombiya ile bir numaralı pazarı ABD arasında kalmasından ötürü uyuşturucu transferi sırasında bazen mecburiyetten bazen bilerek Küba denizine büyük uyuşturucu paketleri bırakılıyor. Havana’nın ara sokaklarında size kokain ister misin diye soran olabilir, ama alacağınızın güneşte kurutulmuş güzellik pudrası olacağını bilin. Sokaklarda size ucuz puro satmak isteyenlerin purolarının da muz yapraklarından yapıldığını veya kalite kontrolden bozuk çıkanlardan oluştuğunu unutmayın.

Murat Mumcu-Cumhuriyet







Kategori
Yoldan Notlar

Sitemizin içeriği tamamen okurlarımız tarafından bize gönderilen yazı ve fotoğraflardan oluşuyor. Siz de bu içeriğe yazı ve fotoğraflarınızla katkıda bulunabilirsiniz. Görüş ve önerileriniz bizim için çok önemli. Aklınıza gelen her konuda bize yazabilirsiniz.

  • Kerem

    Daha düzgün bir yazı alınabilirdi sosyalizmle ilgili taraflı olduğu çok hissediliyor saçma

Eski günlerin İstanbul’unu özleyenlere masal tadında bir kitap!

Unutulan İstanbul’un görgü tanıkları o günleri anlatıyor. Gerçek hayat hikayeleri eşliğinde bir İstanbul masalına ne dersiniz?
Detaylı bilgi...

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

  • Kuzey İspanya’da 8 gün

    İspanya’yı Madrid’le tanıyıp, Barcelona ile sevmiştim. Granada’nın Alhambra Sarayını, Cordoba’nın sütunlu camisini, Ronda’nın uçurumlarını gördüğümde bu topraklara hayran kaldım. Cadiz, Marbella, Sevilla, Valencia gibi kentler büyüleyiciydi. Ama ya kuzey...
  • Kopenhag’ dan Malmö’ye

    Noel tatili dolayısıyla Kopenhag sokaklarında in cin top oynadığından, programımda ani bir değişiklik yaparak İsveç’e gitmeye karar verdim. Böylece hem günümü geçirecek, hem ülke değiştirecek, hem de Kopenhag –...
  • Filipinler’de 9 Gün

    Ökkeş Ağyar – Şubat 2007 ve günlerden ne idi hatırlamıyorum ama o gün canım çok sıkkındı ve sonra çok yurt dışı gezileri yapmış olan bir arkadaşım vardı onu aradım canım...
  • Arrivederci Milano

    Ayşen Tavukçu – Türk Hava Yolları ile 2 saatlik bir uçuşla  şehre yaklaşık 45 dakika uzaklıktaki Malpensa havaalanına  indik. Biz turla gittiğimiz için tur otobüsüyle şehir merkezine ulaştık.Ama  buradan...