AYÇA KANGAL – Sadece belgesellerde gördüğümüz vahşi hayvanların orada sürüler halinde yaşadığı, kaliteli ve lezzetli şaraplara can veren üzümlerin orada bolca yetiştiği, doğduğu topraklara özgürlük getiren Nobel Barış Ödüllü lider Nelson Mandela’nın orada efsaneleştiği, kaderleri kan ve gözyaşı ile yazılmış olan sıcakkanlı ve misafirperver insanların vatanının orada olduğu yer Güney Afrika…
Uçak penceresinden bakıldığında saatlerce devam eden, uçsuz bucaksız kuraklığın su, bitki ve insan yokluğunu haykırdığı Afrika kıtasında Atlas’ın soğuk ve Hint’in sıcak okyanus akıntılarını birleştiren, siyah adamla beyaz adamın yollarını kesiştiren ve beyaz adamın siyah adamın kaderini yeniden yazmasına tanıklık eden yer Güney Afrika…

İstanbul’dan uçağa binip açık bir semada ve türbülânsız bir atmosferde kâh uyuyarak, kâh bakınarak, kâh film izleyip bir şeyler yiyerek geçen yaklaşık 13 saatlik uzun ama daha önce hiç görmediğin ve keşfetmek için seni bekleyen bir yere varmanın verdiği heyecan ile çabuk geçen bir uçuşun ardından Afrika kıtasına ayak basabilirsiniz. Eğer Johannasburg’a yani Afrikalıların tabiriyle Joburg’a indiyseniz ve mevsim yaz ise çok sıcak ve güneşli bir hava size merhaba derken, Cape Town’a indiyseniz nispeten daha ılıman bir hava size hoş geldin diyecektir. Artık üç ayrı başkenti olan, parası Güney Afrika Randı üzerinde önemli bir şahsiyet yerine fil, aslan, leopar, bufalo gibi hayvanların resmi olan ve bu özellikleriyle ilklere imza atan bir ülkedesiniz. Cape Town, Johannasburg, Pilanesberg, Sun City, Pretoria ilk başta görülebilecek şehirlerarasında. Rotayı çizmek size kalmış.

Güney Afrika’nın yasama başkenti olan Cape Town ülkenin en turistik şehirleri arasında yer alıyor. Lila, sarı ve narçiçeği renginin sadece çiçeklerin taç yapraklarında olmadığı, caddeleri ve yolları saran ağaçlardan öbek öbek fışkırdığı, şehirdeki parklarda sincapların insanlara yanaşıp yiyecek beklediği, Cape Dağları’nın, okyanusun ve sislerin sarıp sarmaladığı bir şehir Cape Town. Yolunuz oraya düştüğünde; şehir merkezini dolaşabilir, tekne turu ile Fok Balıkları Adasında (Seal Island) fokları, Penguenler Plajında (Boulders Beach) Jackass Penguenleri doğal yaşam alanlarında görebilirsiniz. Waterfront marina tarafındaki AVM’de küresel markalara ait mağazalardan alışveriş yapabilir, deniz ürünlerini ister fast food ister a la carte restoranda Masa Dağı ve okyanus manzarası eşliğinde yiyebilirsiniz. Oraya özgü zincir fast food restoranlarda lezzetli deniz ürünlerini, büyük porsiyonlarda ve uygun fiyatlarda alabilirsiniz. Yerel ezgileri tınlatan sokak çalgıcıları görmenizde geziye renk katacaktır. Yolunuz Stellenbosch’a düşerse şarap çiftliklerini gezebilir, mahzenlere inebilir, tadım yapabilir ve tattığınız şarabı yerinde satın alabilirsiniz. Tabiat ana izin verdiği ölçüde Masa Dağı’nı teleferikle gezebilir ya da en güneye Ümit Burnu’na giderek dünyaya bir de uç bir noktadan bakabilirsiniz. Mandela’nın yıllarca hapis yattığı Robben Adası da görülebilecek yerler arasında.

Pilanesberg’e yolunuz düştüğünde bu safariye çıkıyorsunuz ve Babunlarla kaynaşıyorsunuz anlamına geliyor. Babunlar mekân ve sınır tanımayan hayvanlar olarak kaldığınız odanın balkonuna tırmanabilir, hatta içeri girip masanın üzerinde duran yiyecek poşetini alıp gidebilir ve hatta canı istemezse gitmeyip sizi çıldırtabilir. O nedenledir ki, otel odalarında balkon camlarında “Dikkat! Kapıları kapalı tutun, Babun girebilir” uyarısı mevcut. Eğer kahvaltı yaptığınız açık büfenin önündeki masalarda tepişen bir hayvan görürseniz bilin ki o bir Babun. Pilanesberg’de görüceğiniz tek hayvan Babun değil elbette. Ülkenin en büyük ikinci safari parkı olarak Pilanesberg Milli Parkında Afrika Beşlisi (Africa Big 5) diye adlandırılan Aslan, Leopar, Fil, Gergedan ve Bufaloyu doğal ortamında avlanırken, dinlenirken ama çoğu kez tembellik yaparken gözleyebilirsiniz. Öyle ki, safarinin ilk başında yanından geçtiğiniz bir Güney Afrika Tilkisini safarinin sonunda aynı yerde ve aynı pozisyonda görebilirsiniz. Ayrıca Zebra, Zürafa, İmpala, Deve Kuşu da mutlaka kamera kadrajına girecek olan hayvanlar arasında. Kurallara uyduğunuz sürece safari tehlikeli olmaktan çıkıyor. Vahşi hayvanlar üstü açık safari arabalarını hareket eden diğer bir büyük vahşi hayvan olarak algılıyor ama ne zaman ki dışarı doğru sarkar, araçtan iner ya da çok gürültü yaparsanız işte o zaman algıları sizi bir hedef olarak belirleyebiliyor. Safariye gece hariç farklı zamanlarda çıkılıyor ama en ideal vakit sabah çok erkenden, tabi bir mont ya da ceketle birlikte çıkmakta fayda var. Safariye çıkmakta sakınca görmeyin, hatta birden fazla kez farklı rotalarda dolanın, nereden ne çıkacağı belli olmaz, eve döndüğünüzde çektiğiniz en güzel fotoğraflar arasında mutlaka safari fotoğrafları da olacaktır. Pilanesberg’e çok yakın olan Sun City ise içinde kumarhaneleri, golf sahaları, yapay gölleri, eğlence merkezi, dalga havuzlarıyla birbiri içinden geçilebilen, mesafe olarak çok uzak olmayan ve ulaşımın hem yürüyerek hem servis aracı ile sağlandığı farklı otel ve apartların olduğu bir yer.

Sabah uyandığında gözünü farklı bir kıtada açmak istediğinde, keşfedilmemiş uzaklar çağırdığında, merak dürttüğünde, son ana kadar karar verme özgürlüğünü yaşamak ve vize ile uğraşmak istemediğinde, içindeki hayvansever ortaya çıktığında, safariye çıkmak istediğinde, insanları ve havasıyla sıcak bir yerde olmak istediğinde gidebileceğin en eşsiz destinasyonlardan bir tanesi Güney Afrika’dır. Bir maniniz yoksa Güney Afrika gezmek, görmek ve keşfetmek için sizi bekliyor. Bu seyahatte bol bol okyanus balığı yemeniz, dumanlı dağların çevrelediği kartpostallık manzaralar görmeniz, güney enlemlerinde yetişen üzümlerin şaraplarını içmeniz, vahşi hayvanları doğal yaşam alanında görmeniz, çita ve aslanları ellerinizle sevmeniz, yerin 1.400 metre aşağısına altın madenine inmeniz, hiç de uzak bir ihtimal değil.

Sizin düşünceleriniz?