Ökkeş Ağyar – Şubat 2007 ve günlerden ne idi hatırlamıyorum ama o gün canım çok sıkkındı ve sonra çok yurt dışı gezileri yapmış olan bir arkadaşım vardı onu aradım canım çok sıkılıyor abi dedim bana dediki ” Sen yine miciş miciş kaşınıyorsun gezme vaktin gelmiş” dedi.  Belki o haklıydı alışmış kudurmuşdan beterdi ve ben iki gezme sevdalısı olan arkadaşımı aradım onlarla konuştum bu sene nereye gidelim diye.Ali ve Mevlüt abi dedilerki nereye dersen oraya gidelim her yer bize uyar dediler ve filipinler dikkatimi çekiyordu hep.İnsan şu dağın arkasında ne var diye hep merak eder varırkine bir dağ daha vardır ama o artık bir daha merak etmez o dağın ardını aksi halde hep kafayı kemirir durur.Benimkide öyle bir tuhaflıkta filipinleri gezmek ve görmek arzusu beni kamçılıyordu.Bilgi toplamaya karar verdim ve harıl harıl internetden başladım taramaya iyiki varsın “GOOGLE” diyordum kendi kendime. Anaaaa birde ne görsem şura senin bura benim diyorum ama filipinler hakkında gidip gelen bir iki yazı dışında tek kırıntı bulamadım.Bütün gezgin siteleri karıştırdım ama nafile,ancak Ali Baylar adlı bir dostun yazısını buldum onla kontak kurdum mail yolu ile ve elimde tek canlı şahit ali baylar vardı.sağolsun kısa öz bir bilgi almaya çalıştım ama çokta yeterli olmamıştı eee napalım şimdi o zaman en iyi şahit kendi şahitliğindir dedim ve planları yapmaya başladım.Ben prensip olarak bir ülkeye gitmeye karar verince o ülke hakkında radar gibi bir çok bilgiyi  tararım. Filipinlerin 7104 adadan meydana geldiğini okuduğumda şaşırmıştım üstüne üstlük bazı günler 7100 oluyormuş 4 adayı sular yutuyormuş :) vede 90 milyona yakın bir nüfus ayrıca fakir bir ülke. Google earth ile manila sokaklarında geziniyordum…Derken yolculuk şekillenmeye başlamıştı.Filipinlere direkt Türkiyeden uçuş yoktu mutlaka aktarmalı olacak oda sadece Emirates uçuyordu fakat bahreyn de giderken ve gelirken çok bekliyordu biz onu tercih etmedik. THY ile Bankong a uçacaktık ordanda Cebu pacific airlines ile Manilaya uçacaktık.27 mart 2007 için ben üç kişilik biletimizi satın aldım İstanbul-Bankong ve 8 saat kadar Bangkongda bekledikden sonra Cebu pacific airlines den Bangkong-Manila biletinide aldım internetten.Biletler gidiş dönüşlüydü Bangkong-Manila arası 400$ idi. plan göre 9 gün Filipinlerde kalacaktık Dönüşte iki gün Tayland’da kalacaktık nede olsa Tayland bizim ilk göz ağrımızdı kendi evimiz gibi sayılıyordu. Bu arada planda eğer filipinlerden hoşlanmaz isek Taylanda erken dönecektik bu bir ihtiyat düşüncesi idi.

Ve gün geldi çattı…Valizlerimiz hazırdı tropikal bir iklim için lazım olabilicek giysilerimiz ve diğer eşyalarımız vs… ben iki tane 2 Gb lık foto makinam için kart almıştım oda yetmedi birde yedek bataryasını almıştım hiç bir anı sudan sebeblerle kaçırmak istemiyordum. Saat 18.00 gibi Kahramanmaraş-istanbul Uçağına bindik ve istanbul Atatürk hava limanındayız. Bu arada arkadaşımızın birinin msn den bir arkadaşı bizi yolcu etmeye gelmişti sanal denilen şey aslında hızlı ve kolay iletişimden başka şey değildi. sonuçta makinalar konuşmuyordu biz insanlar konuşuyorduk ve saat 23.45 e kadar uçağımızı beklemek üzere Axess kartın Wings Longue salonuna geçtik.Ben orda otururken baktım bir çekik gözlüde oturuyor orda hemen kontak kurmaya çalıştım. “where are you from” dedim from Japan  deyince başladık bir sohbete güzel hoş bir japon hanım efendi idi Unicef’de görevli imiş Azerbaycan’a gitmek için aktarma yapmak için bekliyordu maillerimizi yazarak vedalaştık.

Tam 23.45 de uçağımız havalandı ve 9 saat 15 dakika sürecek İstanbul-Bangkok yolculuğu başladı.THY iyi bir hava yolu şirketi ama ah birazda pahalı olmasa çok daha iyi olacaktı.Ben ve ali biraz sonra uyumuşuz fakat Mevlüt abi uyumamış ve sabaha kadar uçağın tuvaletini yol geçen hanı etmiş çünkü ” Bedava diye Wings salonunda fazla kaçırınca üstüne hosteslerede epeyce hizmet ettirince” olan olmuş ve sabaha kadar tuvalete git gel yapmış :).

Tayland saati ile 14.00 civarı Bangkonga inmeye başlıyoruz ve ben havadan bir kaç bangkok resmi almaya çalışıyorum makinamla ve Taylandın yeni yapılmış hava alanına iniyoruz eski hava alanı Don Muang International Airport artık iç hatlarda kullanılıyormuş.Yeni hava alanı  Suvarnabhumi Airport çok modern ve dünyanın sayılı havaalanlarından biri olmuş.

Check out işlemlerinden sonra biraz para bozduruyoruz yaklaşık  8 saat kadar vaktimiz var Bangkongu gezmek için vede bir planımız var!.

ilk Taylanda geldiğimiz 1999 yılında Pattayada bir arkadaşımız vardı Julie ceap kendisi bize adresini vermişti ve evlerinin eski Hava alanı Don Muang International Airport a yakın olduğunu söylemişti onu bulalım dedik kendi aramızda nasıl olsa vaktimiz vardı ama ne cep telefonu nede normal herhangi bir telefona sahip değildik vede tam 8 yıldır bir kere bile kontak kurmamıştık.Bir taksici ile anlaştık bizi bu adrese götür diye pazarlıkta yaptık fiyat konusunda, aslında ben şahsen çokda ümitli değildim bulabilme konusunda ama macera olur dedik en azından. Şura senin bura benim derken 1 saat kadar yol aldıkdan sonra sokak aralarında bizim taksici Julie nin 8 yıllık önceki resminide göstererek arıyor.uzun lafın kısası mahallenin muhtarıda devreye girdi adam sağolsun siz oturun dedi hanımı bize su ikram etti kendisi motosiklet ile aramaya gitti bizim taksici ile, veeeee adresi bulmuş olarak döndü. Aslında adresi değil taşınmış olduğu yeni adresi bulmuştu. Bizi eve götürdüler vardıkki Julie nin babası evde kendisi kızları ile markete gitmiş oturduk bekleyeme başladık bu arada Taksici bizim için bir kahramandı tabiki muhtarın payıda az değildi.

Bu arada julie eve gelirken tüm mahalle halkı diyorki seni üç tane beyaz turist arıyordu.Julie de eve merakla geliyor ve ilk buluşma anı Julie tanımakta zorlandı kendi ağzından: ” Sizi görür görmez tanıdım ama nerden where where where diye düşünüyorum” dedi. Tabiki sonunda çığlık atarak adlarımzı saydı. O an çok güzel ve unutulmazdı bizim için, 8 yıl aradan sonra yeniden buluşmak. Julie nin iki küçük kızı kocaman genç kız olmuşlardı ve biz evden julie de alıp bir arap lokantasında yemek yedik sonra yorgunluğumuzu atmak için bir Thai masaj salonuna girdik masaj yaptırdık ve vakit gelmişti Julie veda ederek Suvarnabhumi Airport un yolunu tuttuk. Check in işlemlerinden sonra Cebu pacific airlines uçağına bindik 4 saat süren Manila yolculuğumuz başladı.hayatımızda hiç bu kadar uçakda üşümemiştik uçağımızın içinde çok soğuk hava vermişlerdi ve ikramları para ile veriyorlardı ki biz bunu ilk defa rastlıyorduk.örtünmek için battaniyede vermediler malesef belkide bizden başka üşüyenmi yoktu bilemiyorum.

Derken sabahın ilk ışıkları ile saat 05.00 gibi Manila Ninoy Aquino Internatioanal  hava alanına iniyoruz.Çıkış işlemlerini yaptırmaya uğraşırken biraz gecikmiştik daha önceden internetden tanıştığımız rehberlerimiz bizi hava alanı dışında bekliyorlardı biz geç kalınca Mr. ali, Mr.Mevlüt,Mr.Ökkeş diye bizi anons ettirmişler  fakat ben hiç duymadım ama diğer arkadaşlarım duymuşlar. iyi be dedim bizim için kaygılanan rehberlerimiz var bu iyi bir şans dedim.Dışarı çıktığımızda rehberleri göremedik polise sorduk onlarda sizi arıyordu dedi bizi onlara götürdü meğerse yolcular haricindeki kişileri hava alanı içerisine sokmuyorlarmış bunuda öğrenmiş olduk. Rehberlerimizle ilk defa yüz yüze görüşüyor idik onlarında okulları kapanmıştı. 28 martta tüm filipinlerde okullar yaz dönemi tatiline giriyor.Daha önceden internet üzerinden bulduğum Millennium Plaza hotele yerleşmek üzere taksiye atlıyoruz.Giderken Manila sokaklarına ve caddelerine bakıyoruz ilk defa geldiğimiz bu ülkeyi tanımaya çalışıyoruz ve nihayet otelimizdeyiz. Otelimiz üç yıldız ve çok temiz bir otel geceliği 50$.ilk gün dinleniyoruz zaten doğru dürüst uçakta uyuyamadık vede donmuştuk….
Aslında hayat stantdardı düşük olan fakir ülkelerde turizmde tam oturmamışsa otel fiyatları hep yüksek oluyor çünkü rekabet ve ucuzluk olmuyor.Bana 50$ biraz pahalı geldi oraya göre tabiki ama ilk günden ucuz dandik bir otelde aramadık. Bu arada internet fiyatı ile real fiyat biraz farklı oldu internetden rezerve etsek daha ucuz olacakmış.Duş alıp biraz dinlendikden sonra bir şeyler yemek için Makati sokaklarina çıktık bu arada hemen belirteyim Makati Maniladan biraz ayri bir bölge daha temiz daha elit tabakanin olduğu otellerin ve şirket ofislerinin olduğu bir ilçe konumunda ama manilaya bitişik gibi bir yer.İlk yemeğimiz için bir filipin restorantını seçtik ve et içermeyen vejeteryan bir pizza söyledik. Afiyetle karnimizi doyurdukdan sonra sokaklarda adimlamaya başladık ilk dikkatimizi çeken şey Jeep Dolmuşlardı yani bizdeki dolmuş mantığı onlarda eski Jeepleri kesip arkasına kasa tasarımlı bir hale getirip sağı solu açık dolmuş yapmışlar.Eğer filipinlere giderseniz bunu mutlaka deneyin halkın arasına karışmak başka keyif veriyor insana ki o zaman o bölge insanını daha iyi tanıyorsun.Makati sokaklari gece hayati için gerçekden çok renkli belki tam Pattaya gibi değil ama yinede çok renkli idi.Taylandada bildiğim ama Filipinlerde daha belirgin ve tam bir sektör haline gelen Karaoke salonlari var bu salonlar bir oda şeklinde içeride ses sistemleri ve büyük ekran televizyon var istediğin müziği listeden seçip söyleyebiliyorsunuz…

Bizim Mr. Ali Ancho Mahooo diyerek epeyce yırtıldı hepmiz gülmekden yerlere yattık.Mevlüt abide Ferdi den asıldı ama karaokeden değil tabiki, fakat odanın içi “Gurbetin kahrını sen çekemezsin” ile inim inim inledi.Bu karaoke odaları hoşuma gitti kendi grubunla kendin çal kendin oyna türü bir şey ve biraz kurt dökmeye iyi gelir…

Bizim vardığımız tarihte Paskalya bayramı hazırlıkları vardı her yerde isa heykelleri süsleniyordu yani gözle görülür bir şekilde tam bir bayram havası vardı manila sokaklarında…Filipinlerin büyük çoğunluğu Hıristiyan ve ikinci resmi dilleri ingilizce. Eğer ingilizcesini geliştirmek isteyenler varsa ingilizlere  vize diye yalvaracağınıza buraya gidin diyebilirim. Filipinlerde hayat ucuz ama Manila o kadar ucuz değil fakat manila dışı şehirler daha ucuz…

iki gece Makatide kaldıkdan sonra biraz açılalım dedik ve Boracay denilen bir Turizm bölgesine gitme planları yaptık fakat maliyet hesabı yüzünden tekrar iptal ettik araba ile 5 saat çekecek olana Subic’e gitmeye karar verdik bir taksi kiraladık akşamdan sabah geldi bizi aldı 5.000 peso yaklaşık 110$ ediyor.Yollarda yemyeşil ormanların arasında süzülerek  yol almaya başladık. Yollarda seyyar satıcılar gördük ve ben merak ettim ne satıyorlar diye inip inceledik birde ne görsek yengecler diri diri capcanli orman ortamindan toplaniyormus deniz yengeclerinden farklı bir rengi vardi. Ben korkarim o tur şeylerden elime almadan uzaklaştım.

Gün batımından biraz önce Subic’e vardık ve o muhteşeh sahile kayıtlı olarak giren ilk üç Türk biz olmuştuk daha önce hiç bir Türk gelmemis Subic’e ve o kadar güzel gün batımı fotoğrafları çektimki her biri ödüle layık.Akşam üzeri subic deki en iyi otel olan Subic International Hotel’e yerleştik.

Deniz sevenler için Subic harika bir yer, aslında deniz demem yanlış olur çünkü Filipin adaları Okyanusla çevrili.Subic şehrinde bölge ikiye ayrılmış sıradan halkın yaşadağı bölge ve elitlerin yaşadığı bölge buda gözlerden kaçacak bir şey değil ki şöyle: bir akşam halkın yoğun olarak yaşadığı diğer bölgeye geçtik geçerken bir şey soran olmadı dönüşte ise yanımızdaki filipinli rehberimiz kimlik göstermek ve bizimle geldiğini söylemek zorunda kaldı…Yine Subic’de Filipinlerin meşhur dondurması “Halo Halo” yu tatdık Ali Baylar abinin gitmeden okuduğum yazısına binaen fakat ben çok hoşlanmadım bizim Pekmezi Kar ile karıştırdığımız gibi bir şeydi…

İki günlük Subic maceramizdan sonra tekrar Manila’ya donuyoruz.Bu donuste otelimizi degistirdik biraz daha uygun bir oteli tercih ettik ve sonra anladıkki iyiki o oteli tercih etmişiz. Farklılığı şuki otelin mutfak bölümü var ve full bütün her şey var bıçak takımından kaşık takımına kadar.Ali abi Tutturdu size Melemen yapacağım. Pazara gittik epey bir malzeme aldık, ali abi sağolsun bize harika menüler yaptı sonraki günlerimizde kahvaltılık malzemelerle kahvaltımızı otelde yaptık.Filipinlerde yemek konusunda hiç bir sıkıntı çekmedik bir gün bir INDIA restorantına gidelim dedik çünkü kapıda arab,iran ve bir çok ülke mutfağına hitap ettiğini yazıyorlardı şurdan bir kebap yiyelim dedik ve yedikte ama ardından kazıklı bir fatura gelince daha bir daha kebap yermiyiz!!!!. Nasıl olsa ülkeme dönünce bol bol yerdim :)
Bir akşam Manilada meşhur bir yer olan Disco Nirvana ya gittik muzikli ve bol danslı bir gece idi muhteşemdi tek kelime ile canlı müzik vs…Ve yine akşamları Manila sahilleri çok güzel oluyor sosyal aktiviteler ve insanlarla konuşmak sohbet etmek için çok elverişli ortamlar oluşuyor.Dokuz gün su gibi akıp geçti ve şu anıyı nakletmeden geçeyeceğim: Filipinler haliyle fakir bir ülke bir akşam ben uyuklarken Mevlüt ve Ali abi rehberlerden birinin mahallesine gidiyorlar ve daha sonra evine aslında rehber kız mahallesini ve evini göstermek istemiyor ama buna rağmen varılıyor ve ali anlatıyor; Yerde hiç bir sergi yoktu kuru bambu ağaçlarından yapılmış bir sedir vardı verecekleri bir şeyleri yoktu ve biz burda bir balık ızgara yapalım dedik onlarda kabul ettiler ve halk pazarına gittik pazardan epeyce balık aldık çok ucuz ve salatalık malzeme ve tekrar döndük ev sahibi adam mangalı kazıyarak tertemiz etti ve ben tabak istedim, istedim ama bin pişman oldum rehber kulağıma “bunların tabakları yok” dedi ve sonra yan komşudan bir yerden almışlar.Bir balık ızgarı yaptık bütün alile ile kumkuru yere bağdaş kurup oturup hep beraber yedik…Bize karşı o kadar mahçupluklarına rağmen o kadar misafirperverdilerki ben onların misafirperverliğini asla ve asla unutamam.
Tabi bütün bu olan bitenleri bana bir gün sonra anlattılar ben kaçırmıştım bu son derece önemli anları…
Filipinlerden dönüş vaktimiz gelmişti ve hava alanında rehberlere veda ettikden sonra uçağımıza bindik tekrar donmamak için bu defa tedbir almıştık :) ve Bangkok hava alanında idik aktarma işlemlerinden sonra THY ile istanbula direk uçuşumuzla Filipinleri noktalamıştık.

Aklımda Kalanlar:
Filipinlere 10 günlük geziler yetmez keyif almak için daha uzun zamana ihtiyaç var çünkü 7104 tane adadan oluşna bir ülke.
Filipin halkı fakir ama mutlu olan bir halk dünyada en mutlu halklar sıralamasında ön sıradalarmış..Zaten asık suratlı kimse görmedim.
Jeep dolmuşları ve motosiklet taksileri asla unutmadım…
Ulusal kahramanları Jose Rizal tam bir efsane ispanyollara karşı verdiği mücadele tam bir destandı ve adına yapılmış ulusal parkı gezerken büyük keyif almıştım.Buharda balık yemenin keyfini başka hiç bir yerde alamadım.

Adı Geçen yerlere ait web linkleri faydalı olacağını düşünüyorum

Filipinler,Tayland,THY ,Emirates ,Cebu pacific airlines ,Don Muang International Airport,Suvarnabhumi Airport ,Manila NinoyAquino Internatioanal havaalanına, Millennium Plaza hotel,Subic International Hotel