• Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
ÜYE ALANI

uzaklar.com

05/12
2008
ANA SAYFA arrow YAZARLAR arrow Çelik SÜZEN arrow Semerkant'a doğru
Semerkant'a doğru E-posta
Çelik SÜZEN   
Çarşamba, 28 Temmuz 2004

Ahıska Türklerinin dramı

İlk defa pervaneli uçağa binmiş olmamın şaşkınlığını üzerimden atmaya çalışıyordum. Kulaklarım ise hala kullanım dışıydı. Terminal denen yer, küçük ve oldukça eski bir binadan oluşmuştu. Dışarı çıktım. Beni yeni görev yerime götürmek için birileri dışarıda bekliyor olmalıydı. Etrafıma baktım, ismimi duydum. İsmim tuhaf bir aksanla söylenmişti. Ne fark eder, zaten alışmıştım ismimin farklı söylenişlerine.

Cemal, Özbekistan sınırına yakın az önce gelmiş olduğum Kazakistan'ın Çimkent şehrini  bana göstermek istediğini söyledi. Arabası kırmızı Lada, ya da yerel ismi ile Jiguli, oldukça bakımlıydı. Ona daha sonraya bırakalım dedim. Bir sigara yaktım ve yeni görev yerim Türkistan'a doğru yola koyulduk.

Yolculuğun ilk 15 dakikası sessiz geçti. Ana yola çıktıktan sonra şehir sınırına doğru ilerlerken ileride polis kontrol noktasını gördüm. Yavaşladık ve durdurulduk. Polisin biri içeri doğru açık pencereden eğildi. Yüzüme baktı ve Rusça, nereye ve neden gittiğimi sordu. Rusça cevap verdim. "Tamam" dedi. Tekrar hareket ederken, Cemal Rusçamın iyi olduğunu söyledi. Yüzünde şaşkınlık ifadesi olduğunu sezdim ve ona bir açıklama yapmam gerektiğini düşündüm.

Kendisine daha önce çalıştığım yerdeki şöförümün de bir Ahıska Türkü olduğunu ve Rusçamı ilerletmem için ondan epey yardım aldığımı söyledim. Hoşuna gitti. "Sizin aile de mi Stalin'in gazabına uğrayıp buralara kadar gelmiş?" diye sordum. Kafasını salladı. Hem onay hem de hüzün vardı hareketinde. Sonra, "Evet" dedi. Önceden bildiğim bir cevabı başka bir Ahıskalı Türk'e de onaylatmıştım.

Bir zamanlar Gürcistan'da yaşayan Ahıska Türkleri, tarih boyunca ciddi baskılar altında kalmışlardı. Ama en büyük baskı kendilerine Stalin tarafından yapılmıştı. Stalin kendisine getirilen bir öneri sonrası, Ahıska Türklerinin Türkiye için ajanlık yapabileceklerine kendini inandırmış ve bunun sonucunda onların bölgeden uzaklaştırılması gerektiğine karar vermişti. Stalin'in imzaladığı bu karar ile, Ahıska Türkleri trenlere bindirilmiş, trenlerde Orta Asya'nın iç bölgelerine doğru hareket etmişlerdi. Bir rivayete göre sürgüne gönderilenlerin sayısı 80,000 - 90,000 arasındaydı. Bu miktarın doğru olduğunu kabul edersek, Ahıska Türkleri karga tulumba, üst üste, alt alta vagonlara istiflenmiş olmalıydılar. Alma-Ata'dan tanıdığım yaşlı bir Ahıskalı, çocuk iken yaşamış olduğu bu gerçeği bana şöyle aktarmıştı.

" Bizleri trenlere bindirdiler. Kimilerimizin akrabaları başka trenlerde kaldı. Trenlerin nereye gideceğini bilmiyorduk. Hareket edişimizden 2 gün sonra tren durdu. En arkadan 3 vagonu boşalttılar. Onlar geride kaldılar. Tren devam etti. Yine 2 gün sonra arkadan bazı vagonlar boşaltıldı. Alışmıştık artık, geriye bakmadık. En ön vagonda ailemle birlikte son durağımızın neresi olacağını merak ediyorduk. Burası oldu. Alma-Ata."

Cemal Türkistan'a 30 kilometre yakınlıkta, mimari açıdan önemli ama haritalar tarafından önemsiz, Kentau şehrinde doğmuştu. Kentau şehri onun ailesi için son durak olmuştu. Bu çok normaldi. Daha sonra içinde yaşayacağım bu şehirde ilk araştırma gezimin sonunda Kentau'da demiryolunun bittiğini öğrendim. Son Durak yani.