Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color brick color green color
Uzaklar.com:ANA SAYFA arrow YAZARLAR arrow Çelik SÜZEN arrow Semerkant'a doğru
Semerkant'a doğru PDF Yazdır E-posta
Çelik SÜZEN   

18 yaşındaydım. Teyzemin Adana manzaralı 7.kattaki evinde, bunaltıcı sıcakla beraber evin kasvetli dekorasyonu üstüme üstüme geliyordu. Akraba ziyaretlerine fazla yatkın olmadığım için beni evde bırakmışlardı.

Sıkılmamak için balkondan Adana'ya bakıyordum. Tekrar içeri girdim. Mobilyalara baktım. Çekici değillerdi kullanmak için. Evin arkasına doğru süzüldüm. Bir Adana manzarası daha, diğerinden farksız. Hızla banyoya uzandım. Su bile sıcak akıyordu sanki. Bir sivrisinek sessizliği bozdu. Nereye gittiğini göremedim. İçimden gelen ses onu bulmam gerektiğini söylüyordu. Yıllarca gitmiş olduğum babamın memleketi Bodrum'dan kazandığım sivrisineklerin saklanabilecekleri yeri keşfetme beceresi sayesinde onu bulabileceğimi biliyordum.

En akla gelmiyecek yerlere bakıyordum. Ancak sıcak beni yoruyordu. Bulamıyordum onu. Yeterince tecrübem olmadığını düşündüm. Salona gittim tekrar. Mobilyalar onun saklanabilmesi için yapılmıştı adeta. Nasıl da düşünememiştim. Evet, Bodrum evlerinde böyle mobilyalar yoktu. Bundan dolayı bu detayı atlamış olmalıydım. Tecrübem artıyordu. Geniş salonda gezinirken, mini bara doğru yaklaştım. Orada duruyordu. Sessizce yaklaştım. Koyu kırmızı ciltli kitapların mini bar üzerinde ne işi var diye düşünürken, elime geçirdiğim gazete parçasını öldürücü bir silaha çevirmeye çalışıyordum. Sonra bu işi çıplak elle yapmam gerektiğini anladım. Onlarca şişe kırılabilirdi.

Daha da yaklaştım. Biraz daha derken, o elimden kaçtı. Sıcak yüzünden takibi bitirmeye karar verdim. Nasıl olsa akşama görüşecektik. Mini bara geri döndüm. En ince detaya kadar ahşap ile kaplanmış masif görünümlü buzdolabının üzerindeki tezgahın ön kısmında içkiler vardı. İçkilerin arkasında kalan yerde az önce gördüğüm ciltler duruyordu. Ahşap bir kutunun içindeydiler. 8 cilt de görüntü olarak birbirlerine benziyordu. Sırtlarında yazan şey ise roma rakamları dışında aynıydı. Rubaiyats of Omar Khayyam. Birini yerinden çıkartmaya çalıştım. Olmadı. Biraz daha yakından bakınca anladım ki, bu ciltlerin hepsi bir bütün. Etrafını çevreleyen ahşap kutuyu dikkatlice inceleyince, kutunun köşesinde küçük bir açma kapama mandalı buldum. Açtım. O da ne, daha küçük bir buzdolabı. Kim böyle şeyleri alır derken, kasvetli mobilyalar aklıma geldi. Tekrar balkona yöneldim, değişmeyen Adana manzarasına derin derin bakarken ciltlerin üzerinde gördüğüm ismi daha sonra araştırmak için ezberlemem gerektiğini hissetim.



 

New York Sokaklarında

New York

Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...

Hayallerim ve Gerçekler: Küba

Kuba

Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa  diye fısıldayıp duruyordu.

S.Miguel Kalesi

S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.