YAZARLAR
Çelik SÜZEN
En Sevdiğim Arkadaşımın Arkasından | En Sevdiğim Arkadaşımın Arkasından |
|
|
|
| Çelik SÜZEN | |
|
İnişli çıkışlı günlerin ardından, kaçınılmaz sona doğru hızla yaklaştığımı hissettiğim anlarda güneşli günleri ile bana yardımcı olmuştu. Bana hala bir şeyler göstermeye çalıştığını biliyorum. Kontrolüm dışında geçen günlerde bana sunmuş olduğu mavi gökyüzü ile bana yol göstermişti. Derin mavi.Uçsuz bucaksız içinde kaybolabileceğiniz bir mavi.Bazen sessizleşirdi. Bazen. Zaman zaman sıcak havası bunaltıcı olurdu. Ama çoğunlukla hayat vericiydi. Soğuk günleri de olmuştu. Önemli değil. Gecelerinin benim için huzur verici olduğunu hatırlıyorum. Bilgisayar karşısında kendimi kaybetmişken, kendi gözlerimle bir kere görebildiğim beyaz baykuşun sesi beni hayata döndürmüştü. Bir de her şeyden şikayetçi bir tavrı olan kedi var. Onu unutabilir miyim? Bilmiyorum! Makyajsız bir güzelliği vardı. Olabildiğince doğaldı. Bu güzelliğin kaldıramayacağım cinsten bir gizemliliği olduğunu düşündüğüm günleri hatırlıyorum. Bir de bahar aylarında odamı dolduran doğasının kokularını içime çektiğim günler var. Hatırlıyorum, bir bahar günüydü, dışarıda bulunan su birikintisinden gelen hayat dolu sesler beni kendisine daha da yaklaştırmıştı. Utangaçlığı beni güldürmüştü. Bana hiç süpriz yapmamıştı. Bir keresinde uzun süre ağlamıştı. "El-Nino" dediler. Evde kapalı geçirmiş olduğum o günleri unutmam imkansız. O'nu daha iyi tanıma şansına sahip olmuştum. Ara sıra hırçınlaşırdı. Zararsızdı sanırım. Bir kaç sefer, önceden kestiremeyeceğim tipten Richter' le ölçülen tepkiler vermişti. Bir tanesi çok sert olmuştu. Hatırlıyorum. Arabanın anahtarını da alayım derken sallantı bitmişti. Alışmıştım artık, sanırım onun için yavaş davranmıştım. Belki de bana bir kötülüğü olmayacağını düşünmüştüm. Olan biten sırasında evden çıkamamıştım. Gece boyunca süren uykusuz konuşmaları ve uykulu mırıldanmaları hatırlıyorum. Hiç kaybolmayacağım şekilde tasarlanmış yolları vardı. Bir de kolayca alışabileceğiniz yöntemleri. Bana güven vermişti. Yöntemlerin geliştirilmesi gerektiğini, yolların ise ara sıra değiştirilmesinin önemini O'ndan öğrendim. Kuralları vardı. Şimdi anlıyorum, kuralları bozmak için onları iyi bilmek gerekiyormuş. Bana anlatmıştı. Ama ben iş işten geçtikten sonra anladım ya da anlattıkları yeni yeni şekilleniyor gibi demek daha doğru olabilir. Sessizliğimin içimi karartığı anlarda sesi ile bana arkadaş olmuştu. Kimi zaman doğasının sesi, kimi zaman da doğasının altında gizli yatan, bir şeyler üretilmesi gerektiğini söyleyen gürültüsüydü hoşuma giden. Üretim sonucu ortaya çıkan şeyler lezzetliydi. Galiba bu gerçeği pek unutamayacağım. Bazen O'nu kendi işine odaklanmış bulurdum. Beni unuturdu. "Valilik seçimleri yaklaşıyor" dediler. İçinde bulunduğu durumu anlayışla karşılamam gerektiğini o zaman öğrenmiştim. Çaresiz kaldığım günlerde beni yeni yüzlerle tanıştırmıştı. Bazıları geçmişten yeni kurtulmuştu. Geçmişten kurtulmaya çalışanlar vardı. Kimi ise geleceği şekillendirmeye çalışıyordu. Hiç birimiz isteklerimizin, beklentilerimizin aynı olamayacağını anlayamamıştık. Olsun, ziyanı yok. O bize gerekli ortamı hazırlamıştı. Gerisi bizim beceriksizliğimizin bir sonucuydu. Hatırlıyorum, bir kez kulağıma fısıldamıştı. Hoş bir rüzgar gibiydi. Ilık ama ferahlatıcı. "Okyanustan geliyor" dediler. Okyanusun rüzgarı. Mavi okyanus. Arkasında ne olduğunu bilmediğiniz, nelerin döndüğünü pek anlayamadığınız bir mavi. Bana önemli günlerin unutulmaması gerekliliğini gösteren de kendisiydi. 4 Temmuz renklerini ve O'nun neşesini hatırlıyorum. İnişli çıkışlı günlerin ardından, kaçınılmaz sona doğru hızla yaklaştığımı bildiğim günlerde bana veda bile etmedi. Verilenlerin bir gün geri alınacağı gerçeğini onun sayesinde öğrenmiş oldum. "Ne verirsek onu alırız" demişti. Benden uzaklaşmıştı. Belki beni değiştiremediğini düşünmüştü. Keşke ona değişimin yavaş ama kalıcı bir şekilde içimde gerçekleştiğini söyleyebilseydim. Sanırım artık önemi yok. Hepsi geçmişte kaldı ama O'nu unutamayacağımı biliyorum. |
Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...
Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa diye fısıldayıp duruyordu.
S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.