Uçağımız Albuquerque havaalanına indiğinde saat 14:00 olmuştu. Long Beach’ten direk sefer olmadığından Albuquerque’ye Salt Lake City üzerinden geldik.
Bir California günü daha başlamıştı. Mavi gökyüzü ve enerjisini eksik etmeyen güneş. Bir de garip bir gürültü.

Son İmparator filmini ilk kez 1987'de izlemiştim. Çin İmparatorluğu'nun son varisi Pu Yi'nin kişiliğinde...
| Katar'a yolculuk |
|
|
|
| Bunkerhill | |
Geçen hafta başında Suudi Arabistan seyahatim sonrasında 2 günlüğüne katara gitme imkanı buldum. Al-Ahsa yakınlarından katara karayolu ile giriş yaptım çünkü bütün uçaklar doluydu ve benim zamanım yoktu.
4 saatlik sevimsiz bir yolculuktan sonra katara sınırdan bir dalış yaptım,gümrük görevlileri bu güne kadar gördüğüm en rahat araplardan olusuyordu ve ehlen sehlen ve maasselam kısmından sonra işlerimi kolaylıkla halledip gümrükten girdik,doha girişine kadar neredeyse yerleşim yok ama denizin etkisi hemen hissediliyor ve daha rahat insanlar,dubainin bir on yıl önceki hali,ama riyadda gecen 12 gün sonrasında araba kullanan bayanlar ve adam yerine konulduğunu görebildiğim asyalılar filan sasırmama sebeb oldu. Neyse aksam üstü girdiğim doha tıpkı beşiktaş trafiği gibi ve sadece ülkede 600 bin kişi filan var.ama herkeste araba olunca ve benzinde bizden 20 kat ucuz olunca gerisini düşünün işte...hemen otelimi buldum,burdaki dostlarım allahtan otelimi ayarlamıslardı ve otel bulmak problem gerçekten dohada ve fiyatlar korkunc ,4 yıldızlı oteller 250 civarında 5 yıldızlılar ise 300 usd civarında burdada para birimi riyal ve kur:3.65 civarında yani tüm gulf ülkeri kendi aralarında rahatlıkla konvertble olmuslar gibi.neyse otele yerleştim arkadaslarım geldi.suriye restorantına kapağı attım,karısık herkes,bir yandan nargileler tütüyor hemde böyle asırı makyajlı örtülü katarlı ablalar diğer yanda modern tipler filan fonda ise fairuz çalıyor,fairuz benim en sevdiğim sanatçılardan biridir ve tüm arap ülkelerinde sabahları muhakkak radyoda çalınır,burda ise aksam çalınıyordu ve hafif hüzün,biraz melankoli ve kıvrak ritimlerde bile gizli bir pesimizm,flamenko dinlediğinizde de yada ne bileyim eski bir sovyet marsı dinlediğinizde de tüm neseye çoskuya rağmen gizlenemeyen o içim acıyor aslında ama güçlüyüm tandansı..yemekler ucuz ve yine arap ülkeleri klasiği asir(taze meyve suyu) acaip taze ve ucuz.sonrasında biraz katar turlaması ve otelime dönüş saat 2,uyku tutmaz fırladım dısarı,gecenin nabzını tutmalıyım ve bir sehrin gece nasıl yasadığını görmeliyim.taksi problemli bir ülke hemen otelin özel arabalarından birisi bana taksi hizmeti verdi dedimki gezdir abi.bu asyalı kardesimle biraz hindistan muhabbeti yaptık,keralalı imiş ve ordaki aclıktan ama mutluluktan bahsetti.Türkler geliyormus ama o pek anlaşamıyormus türklerle cünkü klan halinde yasayan bir milletiz ve ingilizce çoğumuzun özürü. Adam ayda 200 dolara çalısıyor ama rahatlıkla türkiyede filoloji filan okur,emperyalizm olaylarına geçtiki politik konusmalardan kacan ben hemen konuyu hinduzime,arjunaya krişnaya filan getirip ikide hare krişna patlarak adamla sahane bir sohbete daldım.ama terimoloji yetersiz her ikimizdede tabii.burası surası,surası burası şeklinde özet halindeki doha turumuz toplamda yarım saat filan sürdü,dedimki canım içki istiyor adamım müslümansın diye uyardı beni bende elhamdülüllah deyip,yinede içmem gerektiğini münasip bir dille anlattım:)))sonra otelin birinin önünde bıraktı,barına çıktım köşeye konuslandım ama bar yarım saat sonra kapanacağından bir bira ile ortamdan ayrıldım. Taksi bulundu binbir zahmet tabii ordan sevgili soforüme içmekistediğimi söyledim. Burda su yanlış anlaşılmasın alkolik değilim ama bazen yalnızsanız ve uzun bir süre yasaklanmıs bir halde bir yerde kalmıssanız canınız içmekisteyebiliyor.Derken amcam beni asya kokan bir otelin barına bıraktı,içerde bir dünya filipinli tabii bir o kadarda yabancı ve sekilden sekle girmiş katarlı,kapıda benide arap sandılar ve massaa al hayr (iyi aksamlar) diyerekten dalınca adamlar bu kadar kötü gramer karsısında yabancı olduğumu anlayıp içeri saldılar.içerisi bir zamanların taksimdeki rock barı tadında ama ufaktan bir roxy tikiliğinde hazzetmemekle birlikte hemen bir mojito söyleyerek kıvama geldim ve barkusu tadında yine içmeye devam ettim.Tabii seks bir endüstri ve her yerde var ama sizin nerede durduğunuz önemli,almiim durumlarına girdim tabii ve 3 mojito,1 havana libre ile geceye son verdim sabah saat 5 sulaır oteldeyim uyudum. Ertesi gün arkadaslarım geldi,yeni evlenmiş bir çift kız türkiyede yasamıs ve orda mimar damat kardesimizde sevimlimi sevimli bir ürdünlü,beni hemen kornish bölgesine ordanda yine sehrin kalbine doğru gezdirdiler,kısmen dubaiye benzemekle birlikte acaip bir karısım halinde hemislamcı bir ülke hemde modern ve dubaiden daha iyi kaynasmıs halk ve devlet hala 2001 yılının bütce fazlasını nereye sacacağını bilmiyor bir sürü boş gökdelen var amaoteller deli gibi pahalı.aksama kadar orası senin burası benim gezdik. Asıl süpriz aksama kalmıstı.Souk(çarsı) gezisi oldukca hoştu,eski çarsı yani ve geleneksel kalmayı becermiş bir yer 100 yılöncede aynı dekor ve aynı mallar var gibi sanki sadece arada çin malı bavulları görünce irkildim,binbir çeşit renk renk kumaşlar filan,hediyelikler orijinal filan ve yemekelerde öyle bir nevi turizm noktası olmus ama sultanahmet gibi gözünüze sokulan turistik burası havasıda yok,naif ve sevimli.Yine otel dönüşü güzel bir banyo,arapca müzik kanalı ve gelsin binbir gece düşleri ve kapan gözlerim... |
Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...
Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa diye fısıldayıp duruyordu.
S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.