Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color brick color green color

 Vahşi batının Kalbine Doğru

New Mexico

Uçağımız Albuquerque havaalanına indiğinde saat 14:00 olmuştu. Long Beach’ten direk sefer olmadığından Albuquerque’ye Salt Lake City üzerinden geldik.

Dört Mevsim California

California

 Bir California günü daha başlamıştı. Mavi gökyüzü ve enerjisini eksik etmeyen güneş. Bir de garip bir gürültü.

Yasak Şehir

Cin

Son İmparator filmini ilk kez 1987'de izlemiştim. Çin İmparatorluğu'nun son varisi Pu Yi'nin kişiliğinde...

Uzaklar.com:ANA SAYFA
Mardin... PDF Yazdır E-posta
Sema Öğünlü   
Imageİstanbul’un orta yerinde oturmuşum, Mardin diye diye.
Gözlerim yarı kapalı, yarı açık. Kapalı olduğunda Mardin gülümsüyor bana bana, açık olduğunda yaram kanıyor.
Kapalı olduğunda Artin geliyor aklıma ilk.
 
Bir kardeşini ‘terör’ olaylarına kaptırdıktan sonra ailecek Türkiye’yi terk eden, yıllarla İsveç’te yalnızlık sürgününde çile dolduran ve nihayet artık huzur geri geldi diye eve dönen Artin. Artin’in
aynı nedenlerle vakti zamanında boşalmış köyü. Bir avuç kalmış köyü. Baba evi. Mis kokan toprakları.Mis kokan ‘geri dönüş’ü. Artin’in gözü gibi sevdiği  bağları ve şarap evi. Bize  sokak ortasında  şarap tadımı yaptırması. Etrafımıza toplanan o köyün yerlileri. Nüfusunun tamamı Süryani olan o köye diktirilen cami. O camideki  imamın yalnızlığı. İmamın iç burkan yalnızlığına çare olmak isteyen Süryani köylülerinin  arada bir camiye gidip, imamın  gönlünü almaları.Üstüne üstlük bunu gülerek anlatmaları. Toprak yolların orta yerinde  yapılan şarap tadımına katılan imam.
Sanma gittim buralardan
mürekkebin hafızasında saklı söz seğirir yazdıkça
geçtikçe, kaldıkça
döneceğim bir gün
söz!*
Açık olduğunda Murathan Mungan geliyor aklıma ilk.
Büyük Mardin Oteli’ne kaçmış, gizli.Kendine doğum günü hediyesi yapmış bir Mardin gezisini. Yine gizli. Topraklarını kokluyor. Saklı. Hasan Usta’nın şahmeranlarını ziyaretten geliyor. Gizli. Orda öylece oturmuş. Sade. Kendi memleketinde diz boyu yalnız. ‘Taşlara, evlere ve kalplere bakıyor’**.
Diz boyu yalnızlığı göğsüne taşıyor, bir sel gibi. Sonra yüksek yüksek topuk sesleri yankılanıyor belleğimde:
‘Her insan kendi olması karşılığında topluma bir bedel  öder. Az ya da çok, ama mutlaka bir bedel. Kimse bedelsiz kendi olamaz.
Bu bedel çoğu kez yalnızlıktır’***
Kapalı olduğunda gözlerim, bırakıveriyorum kendimi Mardin’in labirent sokaklarına. Bir bir şaklıyorum şakşakları, kaydırıyorum kendimi seki altlarından. Kaybolan ben miyim yoksa zaman mı abbaralarında Mardin’in? Iskakları ve zaboklarıyla tüm abbaraları Mardin’in, nehir gibi akıyor Mezopotamya’ya. Gündüzleri ova yeşili, geceleri deniz laciverti Mezopotamya. Ovadan Cercis’e : iki deniz arası bir esinti.  Deyrulzafaran  haşmetinde şimdi tüm kent. ImageAkşam düşünce şehre, safranın bin bir tonu. Gece düşünce ovaya, telkari inceliğinde bir kent Mardin.
Açık olduğunda gözlerim, Joyce kehribarı Mardin. Girişindeki kırmızı-beyaz ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ pankartına inat, Mardin külrengine dönüyor yağmurda.. Dublin’in yalnızlığı hakim sokaklarında. Mardin, ‘hayatın şöleninden kovulmuş biri gibi’ yağmurlu bir sonbahar gününde. Hem de en layık olduğu şölenden. Hem de bir numaralı davetlisi olması gereken şölenden.Ve abbaraları adımlıyorsan eğer yağmur altında, ‘yüreğinden bir sel göğsüne taşar.’***
Yine kapatıyorum gözlerimi ve Mardin’i düşünüyorum. Yüreğimden bir sel göğsüme taşıyor.
Nar salatası düşüyor soframa. Tarçınlı, mahlepli pilavın yanında. Mahlepli kırmızı şarabın altında.
Kapı önünden kalkıp gelen sarışın, mavi gözlü iki çocuk ilişiyor masama. Safran güzeli. Yanlarında anneleri, rastık güzeli. Sohbet zahter tadında. Mırra  kokusunda.

Kimsin sen Mardin?


Hassuna, Samara, Halaf mısın sen Mardin? Uruk musun sen Mardin? Hurri misin, Akad mısın,Sümer misin, Hitit misin, Mitanni misin, Asur musun,  Arami misin., Artuk musun, Med misin? Kimsin sen Mardin?
Sübarilar, Selevkoslar, Abgarlar, Ermeniler, Süryaniler, Romalılar, Sasanileri, Bizanslıları  koynuna  sığdıran safran güzeli misin?
Nedir seni bu kadar güzel kılan?  Bir o kadar çoğul, ve  bir o kadar da  yalnız?
Peki, Sen neyin bedelini ödüyorsun, Mardin?

        
*Dağ/ Murathan Mungan
**Mardin’de  MM ‘ın kitap imzasından alıntı
*** Yüksek Topuklar/ Murathan Mungan
****James Joyce/ Dublinliler’e gönderme
 

New York Sokaklarında

New York

Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...

Hayallerim ve Gerçekler: Küba

Kuba

Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa  diye fısıldayıp duruyordu.

S.Miguel Kalesi

S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.