Uçağımız Albuquerque havaalanına indiğinde saat 14:00 olmuştu. Long Beach’ten direk sefer olmadığından Albuquerque’ye Salt Lake City üzerinden geldik.
Bir California günü daha başlamıştı. Mavi gökyüzü ve enerjisini eksik etmeyen güneş. Bir de garip bir gürültü.

Son İmparator filmini ilk kez 1987'de izlemiştim. Çin İmparatorluğu'nun son varisi Pu Yi'nin kişiliğinde...
| Tayland: Uzak Doğunun Kalbi |
|
|
|
| Ökkeş Ağyar | |
Bir bahar akşamı otobüse biniyoruz K.maraşdan üç kişiyiz Mahmut abi ,Mevlüt abi ve ben. Öğleye doğru hafif yağmurlu birazda serin bir havada Atatürk havalimanına doğru yol alıyoruz.
Grup olarak yüz kişiye yakınız biryerde toplandık toplu pasport kontrolu ve rutin işlemlerden sonra Gulfair'in uçağına biniyoruz. Grubumuz tamamen ticaret ve aynı işi yapan kişilerden oluşunca işler hakkında konuşuyoruz yeni kişilerle tanışıyoruz vs... Uçuşumuz Bahreyn aktarmalı olduğu için önce Bahreyn'e bir kaç saatlik beklemeden sonra Bangkok'a uçuyoruz. Hayatımda ilkleri yaşıyorum bu bana değişik heyacanlar veriyor haliyle. İlk uçağa biniş ilk defa yurt dışına çıkış gibi, öyleki havalimanındaki anonslar bile bir başka keyif veriyordu bana. Hele uçak yukarı doğru kalkış anında orada tatlı ama birazda endişeli bir heyacn yaşıyordum. Biraz dan uçakta hostesler içecek servisi yapacaklardı ve nihayet başladılar. Arab uçağı ama filipinli hostesler! her neyse sıra banada geldi " Portakal yada elma ne istersiniz" gibiden sordular tabiki ingilizce olarak eee ben ne anlarımki ingilizceden tabiki devreye Mevlüt abi girdi çok bilmiş eda ile "Orange please" dedi yani bana portakal suyu söyledi.Meyve suyunu içerken aklımdan bin bir hayaller geçirirken arada bir soru soruyorum Mevlüt abiye o daha önce bir defa gittiği için benim merakımı giderecek cevaplar veriyor derken yemek servisi başladı. Yine bana sıra geldiğinde "Fish or chicken" Balık veya tavuk dedi hostes. Bende bildiğim bir kaç kelime bile olmadığı halde what? dedim.Bir türlü anlaşamadık sonra baktım olacak değil yandaki bir adamın yediğine bakım bundan olsun diye kaş göz el ile işaret ettim. Demekki tarzanca dedikleri bu olsa gerek. Sonraki yıllar içinde bir tutkuya dönüşecek olan ilk seyahetim böylece başlamış bulunuyordu.Bahreynde üç saati aşkın bir zaman bekledikden sonra Bangkok uçuşumuz başladı tekrar ve Bangkong'a öğleyin civarı indik.Ben ilk şaşkınlıkla etrafıma bakerken grubumuz bizi bekleyen tur otobüsümüze doğru yol alıyordu. Havalimanın içindeki serin havadan sonra dışarı hava ile ilk karşılaşmamız sanki saunaya girmiş gibi sıcak ve nemli bir havayı ilk defa soluyordum.Tayland tropikal bir iklime sahip sıcak ve nemli bir hava adetea boğuyordu insanı.Otobüse doğru yaklaştık ooo birde ne görsek Thai kızlar bizi halka şeklindeki çiçeklerle karşılayıp boynumuza takınca sanki biraz hava serinler gibi oldu... |
Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...
Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa diye fısıldayıp duruyordu.
S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.