YOLDAN NOTLAR
Bozcaada seyahati | Bozcaada seyahati |
|
|
|
| Erol Şahin | |
|
Sayfa: 4 / 5 Kilise ardından günbatımı için rotamız Bores. Bozcaada Rüzgar Elektrik Santrali ve Polente Feneri'ne Bozcaada'nın en yeşil bölümü olan bodur çamların arasından geçerek ulaşıyoruz. Türkiye'nin 3.ncü Rüzgar Enerji Santrali 3 ayda bitirilerek Haziran 2000'de hayata geçirilmiştir. Türkiye'deki örneklerinden ikisi Çeşme'de bulunmakta. 9'lu ve 8'li olmak üzere 17 adet türbindan oluşmakta ve yılda 35 milyon kilovat saat üretilmektedir. 13 Milyon USD'na mal olmuş ve adanın enerji ihtiyacının 30 kat fazlasını Çanakkale'ye iletmekte ve böylece yaklaşık 30.000 kişinin elektrik ihtiyacını karşılamaktadır. Doğal güzelliği korumak amacıyla, üretilen elektrik dağıtım merkezine havai hat yerine daha pahalı olan yeraltı kablosu ile iletilmiştir. Rüzgarın etkisiyle dönen pervanelerden çıkan ses bu kez bizleri ürkütecek kadar olmasada Türkiye'de ve Bozcaada'da günbatımı fotoğrafı için en değişik yerlerin başında geliyordur Rüzgar Gülleri. Günbatımını fotoğraflamaya ve izlemeye Talay Şaraplarının ikram ettiği şarapları yudumlayarak devam ediyoruz. Akşam yemeği için Ada merkezine dönüyoruz. Kıyı boyunca sıralanmış restoranlar adanın yemek kültürünü ve ruhunu yansıtması bakımından önemli. Bu restoranlarda Ege'nin zeytinyağlı mezelerini ve balık çeşitlerini bulmak mümkün. Mitoz, Yakamoz, Sahil, Koreli, Şehir ve Boruzan bu restoranlar arasında öne çıkanlardır. Boruzan Ailesinin işlettiği Kandilli'de rakı ve şarap eşliğinde Ege'nin lezzetli balıklarını tadıyoruz. Her yıl mayıs'tan kasım ayına kadar hizmet veren, uzun yıllar adanın yerlileri tarafından işletilen mekanlara, son dönemlerde özellikle büyük kentlerden gelen işletmeciler de katılmış. Butik mekan yaratma düşüncesinde olan bu işletmeciler sayesinde de ortaya birbirinden keyifli restoran, café ve butik oteller çıkmıştır. 01 Eylül 2007 Cumartesi: Ada merkezindeki kahvaltı'nın ardından Ayazma, Habbele, Sulubahçe kadar çok bilinmeyen diğer koy ve plajlarda deniz keyfi yaşamak için Tekne turu'na katılıyoruz. Aganta Dalış Okulu'nun Burçak-1 adlı teknesi ile ada çevresindeki gezimize başlıyoruz. Eşşiz Mavilikleri ile Ege'nin bu küçük şirin adası'nın koyları bizlere çok güzel duygular yaşatmaya devam ediyor. Daha önce rehberlik yaptığım Bozcaada turlarında tekne turuna zaman bulamadığımız için bende diğer gezginler gibi ilk kez yaşayacaktım bu duyguları. Adanın Akvaryum koyu denilen bölgesine gelerek teknemiz Burçak-1'i kısa bir süreliğine terk ediyoruz ve buzzz gibi sularda kulaçlar atarak yüzmeye devam ediyoruz. Küçük dalgaların eşliğinde sahile çıkıyoruz. Akvaryum Pansiyonun bulunduğu bu koy Bozcaada'nın güneydoğu ucunda 3 km etrafında başka bir yerleşim yeri olmayan, kekikler ve pırnar bitkileriyle çepeçevre sarılı şirin ve taş bir pansiyon. Akvaryum pansiyon sahiplerine göre "21.yüzyılda bulunmayacak çok büyük bir lüks: Elektrik ve telefon bağlantısı olmayan bir otel...", "Gece gökyüzünün muhteşem bir şekilde gözlenilebileceği bir yer burası. Pansiyonun Teleskobu ile konukların gökyüzünü izlemesi mümkün","Kısaca, cenneti medeniyetten uzakta arayanlar için mükemmel bir yer demek asla yanlış olmaz." Bir gün önce Rüzgar gülleri ve Polente Feneri'nden izlediğimiz günbatımını bu kez teknemiz Burçak-1'in üstünde gireceğiz. Ada'nın kuzeydoğusu'ndan başladığımız gezimizin, batı yönüne doğru gelerek adanın çevresinin yarılanmış olduğumuzu çok matrak ve eğlenceli olan kaptanımız Bülent'ten öğreniyoruz. 1978 Yılında Bozcaada’da doğmuş olan kaptanımız, 15 yıldır balıkçılık ve 5 senedir troll ve gırgır teknelerinde kaptanlık yapmış. Usta gemici kağıdına sahip olan Bülent kaptan ilk kez bir grubun günbatımı için burayı düşündüğünü bize söylediğinde farklı ve alternatif bir tatil için tam yerine geldiğimiz için daha da sevinmiş olduk. Polente feneri ve Rüzgar güllerinde günbatımını izlemeye gelen bir çok tatilci herhalde bizleri gördüklerinde şaşırmışlardır. Güneş batarken denize yansıyan son ışık hüzmelerini bu kez tekne üstünde fotoğrafladıktan sonra ada'daki son deniz keyfine devam etmek aklımıza geldiğinde tekneden atlayarak hafızalarımıza kazınıp unutmayacağımız dakikalar yaşadık. Güneş batmış ve bizler sessizliğe bürünmüş ıssız koylardaki maceramıza devam ediyorduk. Batı ucundan Kuzey'e doğru yola çıktığımızda Bozcaada'nın meşhur rüzgarı bizleri karşıladı. Teknemiz bir beşik gibi salladığında dinginliğin verdiği rahatlamayla yaşadığımız dakikaları gözlerimizin önünden geçirerek bir daha ne zaman diye hayaller kuruyorduk. Ada'nın kuzey doğusu'na doğru geldiğimizde Bozcaada Kalesi keybetli bir şekilde bu kez bizleri akşam saatlerinde karşılıyordu. Ada merkezine doğru göz gezdirdiğimizde Kale ile birlikte yenilen Kilise çanı ve saati rahatlıkla görülebiliyordu. Ada'ya yeniden ayak bastığımızda içimizde buruk bir sevinç vardı. Bir yandan arkamızda bıraktığımız tertemiz koylar ve günbatımı. Bir yanda Bozcaada şirin ada merkezi ve son günümüzde yaşayacaklarımız. Akşam yemeği için Güverte Restoran, Sandal Restoran, Lodos Kafe, Salkım Cafe ve Battı Balık restoranına doğru gidiyoruz. Battı Balık'ta alacağımız akşam yemeği menümüzde Ege'nin leziz zeytinyağlı mezeleri, lipsos balığı, meyve ve tabiki üzüm bulunuyor. Gece geç saatler olmasına ve son gecemiz olmasına rağmen eğlence mekanlarına yöneldik. Kaleye farklı bir açıdan bakan, kalenin arkasındaki küçük koyda bulunan üç mekan deniz kenarı konumları ve özellikle akşamüstleri kızıla boyanan kale manzaralarıyla öne çıkıyor. Görüntüsü ve sade dekorasyonuyla bir Ege meyhanesi gürünümündeki Martı Resroran, Barali ve en uçta adanın dans etmek içinde en ideal mekanı olan Salhane'de minderler üzerinde uzanarak denize yansıyan ışıklarıyla Bozcaada Kalesi ve hemen üstündeki dolunay görüntüsü çok hoş dakikalar yaşatırken bir yandan içkilerinizi yudumlayabilirsiniz... |
Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...
Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa diye fısıldayıp duruyordu.
S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.