Uçağımız Albuquerque havaalanına indiğinde saat 14:00 olmuştu. Long Beach’ten direk sefer olmadığından Albuquerque’ye Salt Lake City üzerinden geldik.
Bir California günü daha başlamıştı. Mavi gökyüzü ve enerjisini eksik etmeyen güneş. Bir de garip bir gürültü.

Son İmparator filmini ilk kez 1987'de izlemiştim. Çin İmparatorluğu'nun son varisi Pu Yi'nin kişiliğinde...
| Küba gezisi |
|
|
|
| O. Kocabaş | |
Küba'ya gitmek her zaman en çok hayalini kurduğum planlardan bir tanesiydi ve bir iki kez de ertelemek zorunda kalmıştım. Bu sene Ocak sonunda gitme şansına erişebildim.
Ben genelde gezilerimde organize bir tur kullanmayı tercih etmiyorum, daha doğrusu her ne kadar gezgin olsam da klasik anlamda "turist" gibi gezmeyi sevmiyorum. Şanslı olduğum bir nokta da etrafımda benim düşüncemde insanların olması. Gidiş için Air France genelde kullanılıyor çünkü düzenli uçuşa sahip neredeyse tek havayolu şirketi, neredeyse bu konuda bir tekel oluşturmuş. Biz kişi başı 900 Euro gibi bir fiyatla uçtuk ki yüksek sezona rağmen iyi bir fiyattı bence.
Ben bu sıkıntıyı yaşarken başka iki arkadaş da bu "special passport" yazısına istinaden diplomatik girişten ülkeye girdi. İşin özeti ülke girişinde pasaportunuz ne olursa olsun (TC pasaportlarından bahsediyorum) mutlaka vize alın yoksa ülke girişinde yaklaşık bir iki saat ve beyin hücrelerinizden de üç beş milyon kaybedebilirsiniz. Düşünün oteller, marketler, taksiler aklınıza gelecek herşey devletin; mesela bara diskoya gidiyorsunuz ve çalışanlar devlet memuru...Bir tur acentesiyle tekne turu pazarlığı yaparken görevli kadın bana devletle pazarlık yapılmaz dediğinde olay daha bir netleşti bende. Casa particulare olayına dönersek, günlük maliyet iki kişilik odada oda başına 20-25 USD civarında ve kahvaltı dahil, isterseniz çok uygun fiyatlarla kişi başı 10-15 USD muhteşem bir akşam yemeği de hazırlıyorlar kaldığınız evde. Başka bir şehre gideceğinizde de kaldığınız ev sahipleri size kalacak yer ayarlama konusunda yardımcı oluyorlar. Eski, merkezi ve yeni Havana, konaklama anlamında bakarsanız en iyi tercih eski ve merkezi Havana çünkü gezilecek yerlere en yakın yerler buralar ve pek çok casa particulare seçeneği de mevcut. Küba deyince hemen akla gelen(çok klişe bir ifade oldu ama öyle) puro ve rom(komünizm, eski arabalar vb dışında) tabi puro fabrikası gezip puro almak düşüncesi de hoş geliyor insana(ekipten kimse sigara içmese bile) Bu bağlamda hemen Partagas puro fabrikasına daldık ve öğleden sonra 15:30 gibi işyerleri kapandığını bu yüzden de geç kaldığımızı öğrenip fabrika girişinde daha geç kapandığı için açık olan fabrika satış mağazasına girip puroları inceledik. Devletin sattığı purolar çok pahalı olduğu için illegal satışın olduğunu internetten okumuştum ve bunu fabrikadan dışarı adım atar atmaz yanımıza gelip elleriyle puro lazım mı abi(o nasıl oluyorsa) işareti yapan Kübalı arkadaşın tavrıyla birebir yaşadım. Biz de herşeye açık bir ekip olarak neden olmasın deyip adamların peşine takıldık ve iki sokak ileride bir eve girdik ve içerideki bir odada yatak üstüne serilmiş onlarca puro çeşidiyle karşılaştık ve henüz Küba'da ilk günümüz olduğu halde (internet sağolsun) bilgi birikimimize ve başkalarının tecrübelerini okumuş olmamıza dayanarak adamları hayrete düşüren bir pazarlıkla güzel purolar aldık. Küba'ya gidecek olan olursa ve puro almak istiyorsa puro almanın inceliklerini ayrıca anlatabilirim(buying cigar for dummies kitabını da yazmayı düşünüyorum bu arada) Ya bu arada amma uzun yazmışım daha Küba'da ilk günüm, on gün kaldığımı düşünürsek okuyanlar yandı walla. Şimdilik bu kadar Bir iki güne kadar da yazıya devam edeceğim. Yolculuk planımızı dalış da yapabileceğimiz bir şekilde ayarlamıştık bunun için de "Maria La Gorda"yı seçtik. Maria La Gorda'ya giderken yol üzerinde Küba'nın en iyi tütünlerinin üretildiği "Pinar Del Rio" ve Vineales bölgelerinden de geçtik. Buraları gezerken arabayı kullanmadığımız için de kendimizi şanslı hissettik çünkü yollar bozuk olduğu ve diğer araba, motorsiklet veya bisiklet sürücülerinin trafik kurallarına çok uymadığı için tehlikeli biz sürüş ortamı mevcuttu. Farkettiğimiz başka birşey de ne yazık ki Küba'da toplu taşımanın çok yeterli olmadığıydı, turistik yerler olmadığı için çok fazla taşıt bulunmuyor ve insanlar yolda otostop yapmak için bekleşiyorlardı. Küba Amerika'nın desteklediği Batista döneminde iken gerçekten ihtişamlı bir ülkeymiş, Amerika'nın kumar, tatil ve fuhuş merkeziymiş bir anlamda. Tabi Castro, Che ve arkadaşlarının devrimi büyük abinin pek hoşuna gitmemiş ve ciddi bir amborga uygulanmaya başlanmış ki halen de bu yoğun bir şekilde devam etmekte. Maria La Gorda'ya giderken nereye gittiğimiz konusunda çok bir fikrimiz yoktu ancak gidince çok şaşırdık çünkü biz bir şehir bekliyorduk ama sadece dalış için kullanılan bir tesis bulduk karşımızda ve buraya da çalışanların dışında Küba'lıların girmesi yasaktı. Florida'ya çok yakın bu bölgede buradan Amerika'ya kaçmak isteyen Küba'lıların olması nedeniyle sıkı bir kontrol vardı. Maria La Gorda'da iki gece kalıp biraz dalış yaptıktan sonra tekrar Havana'ya dönmektense hep adını duyduğumuz ve UNESCO tarafından koruma altına alınan Trinidad şehrine gitmeye karar verdik. Trinidad'da bir iki gün kalıp Havana'ya dönmeyi planlıyorduk ama öyle olmadı. Bırakın bir iki günle yetinmeyi son güne kadar orada kaldık ve ayrılırken de kalbimiz orada kaldı. Trinidad taştan yolları, denizi, her gece insanların toplanıp Daiquirí ve Mojito içip Salsa yaptıkları meydanıyla bizi çok etkiledi. Küba'da insanların ev almasına izin verilmiyor, belli bir senenin üstündeki modelde araba da alamıyorlar ama bu da belki onlara gelirleriyle sadece yaşayıp, zamanlarını iyi geçirmeye yönlendiriyor. Düşünün gıda, eğitim, sağlık gibi temel ihtiyaçlarınızı devlet karşılıyor ve sizden vergi almıyor ama buna karşılık aldığınız ücret çok fazla değil. Dünya üzerinde sanırım hiçbir sistem mükemmel değil, bu sistemde de insanoğlunun hep daha fazlayı istemesi sistemin zayıf yanı gibi duruyor. Eğer Küba'ya gidecekseniz şunları yapmadan dönmeyin: |
Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...
Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa diye fısıldayıp duruyordu.
S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.