Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color brick color green color
Uzaklar.com:ANA SAYFA arrow YAZARLAR arrow Çiğdem ÜLKER arrow Harika bir hata
Harika bir hata PDF Yazdır E-posta
Çiğdem ÜLKER   

Toscana vadisinin küçük kenti Pisa'nın "Mucizeler Meydanı"nında.
Tam ortada tek başına dikilmiş öyle  duruyordu.

Görür görmez sevdim onu. Yakınlık duydum, sıcaklık duydum, hemen tanıdım.
Öyküsünü de sevdim.
Zengin Pisalıların dünyaya güçlerini ve kim olduklarını göstermek için yaptıkları bir dizi eserin sonuncusu.
Katedralin çan kulesi.
Pisa Kulesi. "Torre Pendente di Pisa", Pisanın Eğri Kulesi.
Yeryüzünün en  sevdiğim yapısı.
Bir mucizeyi bir"ütopya"yı gerçekleştiren yapı. Ölümcül bir hatanın üstünde yükselen harika.

***

Pisa,  Orta İtalyada Toscana  bölgesinde Arno nehrinin suladığı vadinin, küçük kenti. 15. Yüzyıla kadar da Ligurian denizinin kıyısında yer alıyor, ancak sonraları Arno nehrinin  kumları denizi dolduruyor ve kent  kıyının on km gerisinde kalıyor.
Pisalılar XI. yüzyılda neredeyse dünya deniz ticareti ellerinde tutuyorlar.
Afrika'dan Kartaca'ya, İspanya'dan Morocco'ya kadar neredeyse herkesle ticaret yapan, denizci bir kent devleti Pisa ve Pisalıların hayatlarındaki tek gerçek düşmanları 80 km ötedeki  komşuları Floransalılar. Tarihleri biraz da Floransa ile olan bitmez tükenmez savaşlarının tarihi.
Üstelik  bütün zamanların en büyük  bilgini Galile Galileo da hemşehrileri.
Pisalıların dünyaya, ama özellikle de düşmanları Floransalılara güçlerini göstermek için yaptıkları bir "mimari kompleks" günümüzün en ilgi çeken anıtlarından biri . Hele de kompleksin son eseri. Yani dünyanın en harika hatası.
Pisa Kulesi. "Torre Pendente di Pisa" , Pisa'nın Eğri Kulesi.

***     

Pisalılar on birinci yüzyılda muhteşem eserlerinin  imarına başlarlar. Floransalılara ve bütün dünyaya göstereceklerdir kim olduklarını.
Katedral, Vaftizhane, Kabristan ve hemen yanında beyaz mermerden yükselecek bir Çan Kulesi.
Gelgelelim  bütün zamanların en şaşkın mimar ailesi Pisano'lar da Pisalıdır. Ve  kader, Pisa kulesi ile onların harcını aynı kazanda karmıştır.
Guglielmo Pisano, Bonanno Pisano, Nicola Pisano, Giovanni Pisano.
Dört kuşak mimar Pisano ailesi, kule ile bitmez tükenmez bir savaş verir ama. . .

Kulenin temeline ilk taşı 1173 yılının  9 Ağustos'unda Bonano Pisano koyar, yani günümüzden 829 yıl  önce  ve ondan sonra da şansızlıklar yakasını bırakmaz ne ailenin ne kulenin.
Ama bana kalırsa bu şanssızlık aslında çok büyük şansıdır da Pisa Kulesinin. Mucize bu şanssızlığın üstünde yükselir çünkü.
Floransa ile bitmez tükenmez savaşları yüzünden inşaat defalarca yarım kalır, yeniden başlar, yeniden  bekler, yeniden başlar ve kulenin üçüncü katı bitince asıl felaket ortaya çıkar.
Kule eğridir. Yan yatmıştır güneye doğru.
Ama  pes etmez Pisano'lar. Eğriliği  düzeltmeye, kuleyi dimdik yükseltmeye çalışırlar.
Üçüncü kattan sonra kulenin kuzey sutunlarını, güney sütunlarından kısa yaparlar ki eğrilik düzelsin.
Mimari hesapları değiştirirler, uğraşırlar da uğraşırlar, ama eğrilik asla düzelmez.
1298'de  Govanni Pissano eğriliğin 1.43 mt olduğunu görür. 1550'de  Vassari ölçtüğünde ise  3.79 metreye çıkmıştır.
Pisa kulesi  yedi katlı, beyaz kremalı, işlemeli, süslü bir düğün pastası gibi yükselir, biter, ama yine eğridir.
I370 yılında resmi olarak tamamlanır, sekiz katlıdır, 60 mt yüksekliktedir ama eğridir.
Dört nesil mimar Pissano'lar düzeltmeye çalıştıkça Kule direnmiş Kuzeyden Güney'e doğru eğilmeyi sürdürmüştür. Her yıl da 1mm güneye doğru yatmaya devam etmektedir.
Eğriliğin sebebi, kulenin üstünde oturduğu balçıklı, kumul topraktır ve  toprağın nem oranı kulenin  güney  cephesinde daha  yoğundur, bu yüzden eğrilik güneye doğrudur.
1838'de mimar Alessandro Della Ghardesca temeli kazarak, dipteki yer altı sularının yönünü değiştirerek kuleyi kurtarmaya çalışır.
Sonraları mimar Burland kule için projeler geliştirir.
Ve Pisa kulesi 1990'da ziyaretçilere kapatılır. Çünkü her an  yıkılma tehlikesi taşımaktadır.
1993'de, kulenin kuzey cephesi temellerine  600 ton kurşun ağırlıklar konur.
1995 Eylülünde, kule çelik kablolarla raptedilir. Dev vinçler kulenin  çevresini 90 metre kazıp temellere 870 ton daha kurşun takviyesi yaparlar.
Ziyaretçileri, beline çelik kablolar  bağlanmış, zaptu rabt altına alınmış Pisa'yı seyrederler.
Bu hali benim de onu ilk görüşümdür ve doğrusu görür görmez vurulduğum bir  yıldırım aşkıdır aramızdaki.
Şubat 1999'da mühendisler Eğri Kule'nin artık eğrilmekten vazgeçtiği haberini verir. Uzun yaşamı boyunca ilk kez  eğri durmaktan sıkılmış, o yıl eğilmemiştir. Teknolojinin ve  yeni bin yılın çeliği, nihayet zapt u rabt altına almıştır kambur kuleyi.
5.5 şiddetinde bir depreme dayanamayacağı çok önceden bilinen,  ama yüzyıllarca bütün dünyaya meydan okuyarak eğilen "Eğri Kule" artık olduğu gibi durmaktadır.
2ooo'de ziyarete tekrar açılır. Ziyaretçileri artık onun 294 merdivenini çıkıp, çan odasına   kadar tırmanabilirler.
Şimdi  60 metre yüksekten ve yüzlerce yıllık  bir çabanın üstünden bakabilirsiniz Toscana vadisinin kırmızı damlı evlerine  ve yeşil toprakta uzayıp giden  manzarasına.

***

Bugün orada Toscana'da, Pisa'da, "Mucizeler Meydanı"nda evrensel bir hata olarak durur. Koca boyuyla, bembeyaz yüzüyle, başını yana eğmiş öyle durur.
Harika bir hata olarak durur.
Tabii hata yapar insan, ama bazen mucizeler onların üstüne kurulur.
Pisa kulesi gibi...
Hatayı fark eder düzeltmek isteriz, ama işin içinden bir türlü  çıkamayız. Hata hatayı doğurur, iş karıştıkça karışır, kule eğildikçe eğilir. Ne kadar insancadır bütün bunlar.
Tabii  hata yapar  insan, sonra unutur, çokça görmezlikten gelir, çoğunlukla da inkar ederiz onu, kabul etmeyiz.
Ama bazen de, hatayı düzeltmek için canımızı dişimize takıp öylesine çırpınırız ki, hata hata olmaktan çıkıp başka bir şeye, bir hayat enerjisine, bir yaşama sebebine, bir sıra dışılığa dönüşür.
Pisa kulesi gibi...
Hatayı düzeltebilmek, unutturabilmek, her şeyi yeniden bina edebilmek için hayatla öyle yaman bir  mücadeleye gireriz ki, o artık, sebebimiz olur, zaferimiz olur, başarımız olur.
Hiç hata yapmamak mı? Nadiren doruklara gider bu yol, ama herkes gibi olmaya, sıradanlığa daha yakındır.
Çince'de "risk" ve  "başarı"  aynı sözcükle ifade edilir.
Bu, başarının hatasızlıktan çok, "göze almayla" ilgili bir şey olduğunu simgelemektedir. Yorgunluğun, gülünç olmanın, hatta uğrunda ölebilmenin gerektiğini söylemektedir.
Dört kuşak mimar Pissano ailesi, hatayı düzeltmeye çalıştıkça daha da eğilir kule. Aile çırpınır, kule direnir, asla dik durmaz. Yüzyıllardır ve yüzyıllara  inat eğri durur.
Sonra bir gün orada onu görürsünüz. Meydanın ortasında koca boyuyla, beyaz mermer suratıyla epeğri durmaktadır.
Ne hoş hatadır bu.
Ziyaretçilerine "hatalarınızı sevin" demektedir kendi diliyle.
"Campo dei Mirocoli"de,  Mucizeler Meydanında  binlerce insan. Havadaki sevgi titreşimleri çok açıktır. Ziyaretçileriyle  Eğri Kule arasında.

 

New York Sokaklarında

New York

Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...

Hayallerim ve Gerçekler: Küba

Kuba

Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa  diye fısıldayıp duruyordu.

S.Miguel Kalesi

S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.