Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color brick color green color
Uzaklar.com:ANA SAYFA arrow KENTLER arrow Afrika'nın Güneyine Doğru
Afrika'nın Güneyine Doğru PDF Yazdır E-posta
Ömer Altunçanak   
 

{josquote}Mutfak tam bir rezaletti. Korkunç derecede ağır bir koku ve iğrenç bir görünümü vardı. Çıkıp kahvaltı ücretini receptiondan iade aldım.{/josquote}

14.08.2007 Salı: Sabah keyifsiz kalktım. Sanki üşütmüşüm gibi ve solunum yollarımda problem var. Akşamdan kahvaltı ücretini ödemiştim ve yedide başlıyor servis demişlerdi. Gidip oturdum bir masaya. 07:30a kadar bekledim. Ne servis ne de benden başka kimse vardı. Mutfağa girip sordum aşçıya kahvaltıyı ne zaman vereceksiniz diye saat yedide dedi. 07:30u gösteren saati işaret edip bastım fırçayı. Allah yüzüme bakmış ta kahvaltımı vermemişler. Mutfak tam bir rezaletti. Korkunç derecede ağır bir koku ve iğrenç bir görünümü vardı. Çıkıp kahvaltı ücretini receptiondan iade aldım. Yandaki markete girip iki paket bisküvi aldım. Birini kahvaltı niyetine mideye, diğerini akşam yemeği için çantaya attım. Gelmişken bu şehri gezmeyi isterdim ama bir terslik olur da bugün gidemezsem korkusuyla bir taxi yakalayıp Victoria Falls’a giden dolmuşların istasyonuna gittim. Taxi tam bir hurda. Saatte 20 kilometreyi aşamıyor. Benzin istasyonlarının önünde kilometrelerce kuyruk. Arabasını bırakan gitmiş. Akaryakıt sıkıntısı had safhada. Dolmuşların kalktığı istasyonda  ipsiz, tekin olmayan saldırgan tipliler daha aşağı inmeden taxinin etrafına üşüştüler. Taxici bunlar criminal diyor. Epey tedirgin oldum doğrusu. Taxici de korkuyordu bunlardan çünkü. Güçlükle Victoria Falls’a giden sıradaki dolmuşa kendimi attım. Çantayı vagona aldılar. Criminalistler arabanın etrafında geziniyorlar. Çantamı alırlar korkusuyla gözüm vagonda. Zaten alıp kaçsalar da yakalayamam ya. Dolmuşa 08:45te bindim. 10:38de doldu ve hareket etti. 16 kişilik araca balık istifi tam 29 kişi sığdırdılar. En arka koltukta beş kişi oturuyorduk. Bozuk hoparlörden son derece yüksek çıkan sözüm ona müzik sesi kulaklarımı tırmalıyor, sinirlerimi bozuyordu.

{josquote}Denetmenlere durumu bildirdim. Benden 340.000 yerine 1.250.000 Zimbabwe doları almışlar, aradaki farkı şoförle muavin ceplerine atmıştı. Özürler dileyerek bana farkını ödettiler ve şoförle muavine epey fırça attılar.{/josquote}

Yolda lastik patladı değiştirip devam ettik. Kaçak mazot almak için birkaç izbe yere girip çıkan aracımız arızadan dolayı bazen stop ediyordu. Şoför ve muavin uğraşıp bazen ittirerek çalıştırıp yeniden yola koyuluyordu. Çok sık indi bindi yapıyorlardı. Yol kenarında gördükleri herkese yolcu olabilir ihtimaliyle yavaşlayıp yanaşıyorlardı. Ayrıca her yerleşim merkezinin giriş çıkışlarındaki polis kontrolleri için de duruyorduk. İndi bindiler de hep dağ başlarında oluyordu. Dolayısıyla yiyecek, içecek veya sair ihtiyaç temini gibi bir imkan olmuyordu. Yolculuk beni çok bunalttı. Bu kadar sıkılacağımı önceden bilseydim Victoria Falls’ı görmekten vazgeçerdim her halde. Yolculuğun sonlarına doğru aracın ait olduğu şirketin denetmenleri aracı durdurdular. Ben de aşağı indim ve olup bitenleri seyrederken ücret konusunda ilk binişte beni kazıkladıklarını anladım. Denetmenlere durumu bildirdim. Benden 340.000 yerine 1.250.000 Zimbabwe doları almışlar, aradaki farkı şoförle muavin ceplerine atmıştı. Özürler dileyerek bana farkını ödettiler ve şoförle muavine epey fırça attılar. Bana telefonlarını verdiler ve “her hangi bir problem yaşamam halinde kendilerini aramamı, hemen yardıma koşacaklarını” söylediler. Yol boyunca sonbahar yaprakları gibi yeşilden sarıya dönen ağaç yaprakları veya yapraklarından tamamen soyunmuş ağaçlar olduğu gibi, yeni yeni yaprak çıkaranlara da rastlamak mümkün. Ağaçların ortalama uzunlukları beş metreyi geçmiyor. Hiç te hayal ettiğim balta girmemiş ormanların devasa ağaçları değiller. Victoria Falls’a yaklaştıkça zaten her yerde görmeye alıştığım maymunları daha sık görmeye başladım. Ayrıca doğal ortamlarında  başıboş sürü halinde gezen filleri de görüyorum. Sürüler yaklaşık sekiz-on filden müteşekkil. Dokuz saat süren yolculuktan sonra saat 19:38de Victoria Falls’a geldik. Kalacak yer araştırırken Gift isimli turist rehberi olduğunu düşündüğüm yerli genç biri bana yardımcı olabileceğini söyledi. Gerek yok ben kendim hallederim dedim de de bir şey istemiyorum senden falan diye ısrar etti. Pekala madem bir şey istemiyorsun yardımcı ol bakalım dedim. O önde ben arkada epeyce Lodge ve otel dolaştım. Kimini beğenmedim, beğendiklerim Zimbabwe dolarını kabul etmediler üstelik döviz bozdurma sertifikam olduğu halde. Epey dolaşıp terledikten sonra Hotel Mercure Rainbow’a yerleştim. Çok güzel bir oteldi. Geceliği 120 Amerikan doları veya 3.000.000ZWD. idi. Sertifikam da yaklaşık o civarda olduğundan bu sertifika ile ve ZWD. İle ancak bir gece kalabileceğimi, yarın ya dövizle ödeme yapmam veya otelden ayrılmam gerektiğini tembihlediler. Hele bu gece kalayım yarına Allah kerim, sabah ola hayr ola dedim kendi kendime. Girdim odaya. Güzel bir duştan sonra yatağa attım yorgun bedenimi.

{josquote}Tam otelden çıkıyordum ki Gift beni bekliyormuş çıkışta. Sakız gibi yapıştı boss, boss diye peşimi bırakmıyor. Neyse artık biraz bahşiş veririm giderken buralardan diye düşündüm ve gel bakalım dedim. Black Market diyorlar karaborsada change yapmaya.{/josquote}


15.08.2007 Çarşamba: Sabah kahvaltıdan sonra receptiona gittim. Wilson isimli genç görevliye dedim ki” Dün gece oda için 3.000.000ZWD.ödedim. Bundan sonraki günler için 7.000.000ZWD. ödeyeyim ve kalmaya devam edeyim.” O da bana şimdi odana git ben on dakika sonra gelip cevabımı vereceğim dedi. On dakika sonra odama gelip “Tamam kabul ancak ödemeyi yalnızca bana ve odada yapacaksın. Kimseye söylemeyeceksin. Makbuz soran olursa da makbuzlarım Wilson’da henüz almadım diyeceksin” dedi. Haydaa… Anlaşılan adam aradaki farkı cebine atacak. Bu düpedüz yolsuzluk, hırsızlık. Böyle ahlaki olmayan bir işte rol almak bana yakışmaz. Ama dün de gezmediğim otel, lodge kalmadı onlar da kendi paraları kabul etmiyorlar sertifikam olduğu halde. Bu da bir ahlaksızlık bence diye çıkarcı bir mantık yürüttüm ve pek içime sinmese de anlaştık dedim ve ilk ödemeyi yaptım. Tam otelden çıkıyordum ki Gift beni bekliyormuş çıkışta. Sakız gibi yapıştı boss, boss diye peşimi bırakmıyor. Neyse artık biraz bahşiş veririm giderken buralardan diye düşündüm ve gel bakalım dedim. Black Market diyorlar karaborsada change yapmaya. 100 dolar verip 17.000.000.ZWD. aldım. Bir internet kafeye girip e-maillerimi check ettim. Zambiya vizesinden henüz sonuç yok. Harare’de başıma gelenlerden ders almıştım. Son güne bırakmadan seyahatimin bir sonraki durağı olan Malawi için uçak biletimi alayım diye düşündüm. Karayoluyla bir gün bile dayanamazdım artık. Buradan Malawi’ye direkt Zimbabwe Air gidiyormuş sadece. Cumartesi dahil dolu istersen Cumartesi için standby yazalım dediler. Aman çok hastayım lütfen yardım edin bir an önce gitmem lazım. Daha önce bir güne yazamıyorsanız bile hiç olmazsa standby değil kati yazın Cumartesine dedim. Yarın sabah tekrar gel. Belki Cumartesiye definite(kati) yer ayarlayabiliriz dediler. Oradan çıkıp yerel aktivite organize eden acenteleri gezip bilgi alıp fiyat araştırdım. 190. ABD. Doları verip üç ayrı aktivite satın aldım. Bugün 16:30-22:15 arası Game Drive, yarın sabah 09:30 Helikopter turu ve yine yarın 15:00te Lion Walk. İlk aktivite için Acentenin cipi tam vaktinde gelip beni otelden aldı. South Afrikalı beyaz bir çift, Zimbabweli siyah bir çift ve iki çocukları ile birlikte yedi kişiydik. Doğal parkta araçtan inmeden yapacağımız geziye başladık. Tamamen doğal ortamlarında ve doğal yaşantılarıyla filler, zürafalar, bufalolar, zebralar, domuzlar, maymunlar, antiloplar ve çeşitli cins ve türde geyikler, ceylanlar, akbabalar dahil kuşlar en çok karşımıza çıkan orman sakinleriydi. Gezi bitiminde barbekü parti verdiler. Ama helal olmadığından ben ızgaralardan yiyemedim. Biraz pilav ve meyve salatasıyla yetinmek zorunda kaldım. Program bitiminde beni yine otele getirip bıraktılar. Üşüyorum, öksürüyorum, halsizlik var. Hasta etti olumsuz yol şartları beni. Eğer cumartesiye kadar Malawi’ye uçak bulamazsam ve iyileşemezsem ver elini Johannesburg aktarmalı İstanbul.


16.08.2007 Perşembe: Sabah 09:00da Helikopter turu için servis aracı gelip beni otelimden aldı. Helikopter alanına gidip bindik helikoptere. Benim haricimde üç kişi daha gelmişti tur için. Pilotla birlikte toplam beş kişiydik. Ben ön kabine pilotun yanına tek başıma kuruldum. Diğerleri arkaya oturdular ve başladı heyecanlı uçuşumuz. Manzara harika. Doğal national park ve sakinleri tüm egzotikliği ile ayaklarımızın altında. Zambezi nehri ve muhteşem Victoria Falls üzerinde defalarca tur attık, değişik açılardan resimler çektik ve yeniden piste döndük. Gezimizle ilgili birer de DVD alıp turumuzu tamamladık. Beni tekrar otelime bıraktılar. Halsizlik ve rahatsızlığım artarak devam ediyor. Önceleri herkes montla dururken ben tişörtle terliyordum şimdi millet tişörtle ben triko üzerine montla üşüyorum. Gift receptionda beni bekliyordu. Birlikte bugün tekrar gelmemizi isteyen Zimbabwe Air ofisine gittik. Şimdilik bir gelişme yok, yarın yeniden gelin demezler mi? Yarın ne diyeceklerini Allah bilir. Yapacak bir şey yok. Oradan ayrılıp yeniden otele döndüm. Çünkü Lion Walk aktivitesi için 14:45te gelip beni alacaklardı. Saat 15:15e kadar otelin önünde bekledim ve tam ayrılıyorken servis geldi. Beni otuz dakika beklettiniz, gelmiyorum dedim mazeretleri dinlemeyip oradan ayrıldım ve British Airways’e gidip Cuma günü için Johannesburg’a uçak bileti sordum. Cuma yokmuş ama Cumartesi var dediler. 205 Amerikan Doları ödeyip Cumartesi saat 13:50ye biletimi aldım. Türkiye’den acentem Titko Turizmi arayıp 01.09.2007 olan dönüş bileti tarihini 18.08.2007 olarak tadil etmelerini rica ettim. Sağ olsunlar ilgilendiler. 40 Euro fark verdim ama Dubai’de 9,5 saatlik beklemede otel imkanı sağladılar. Lion walk için ertesi güne yeniden yazdırdım kendimi. Bir berbere girip sakal tıraşı olmak istedim. Yakından tanıyanlar bilirler. Ben sinekkaydı değil makine ile sakal tıraşı olurum. Berber makineyi makine yağı yerine düpedüz mazotla yağlamıştı. Yüzüm vıcık vıcık mazot oldu. Alt kısımları jiletle al dedim. Jiletim yok dedi. Bizim paramızla 3 YTL. tutarında Zimbabwe doları aldı. Kazıkladı yani. Yüzümü de yıkayacak düzenek yoktu berberde. Her tarafım kıl ve mazot içindeydi. Hemen otele döndüm banyo yapmak için ama odam bir yanlış anlaşılma sonucunda  temizlenmemişti. Telefon üstüne telefon ettim odamı acilen temizletin diye receptiona. Biri gelip havluları değişip gitti. Sonra tekrar gelip bu defa da çarşafları değişti.

{josquote}Buralara gelmeden tek bir şelale gibi düşünürdüm burasını. Fakat gördüm ki Victoria Falls büyüklükleri değişmekle birlikte peş peşe sıralanmış bir şelaleler zinciri idi.{/josquote}


17.08.2007 Cuma: Saat 09:00da Gift geldi. Ona Victoria Falls’a gidelim dedim. Hastayım, halsizim. Hiçbir şeyi canım istemiyor. Ama buralara ne zahmetlerle gelmişim. Kendimi zorlayıp olabildiğince çok yer gezip çok şey görmem lazım. Victoria Falls girişinde yine döviz istiyorlar. Resmi change sertifikam var diye direttim ama kim dinler. Kendim için 150Rand, Gift için de 450.000ZWD. ödedim. Helikopterle üzerinde gezdiğimde şelale şöhreti kadar büyük gelmemişti bana ve sanki hayal kırıklığına yol açmıştı bende. Ancak yerden tam da bölgeye girince büyüklüğü hususunda ne kadar yanıldığımı anladım. Buralara gelmeden tek bir şelale gibi düşünürdüm burasını. Fakat gördüm ki Victoria Falls büyüklükleri değişmekle birlikte peş peşe sıralanmış bir şelaleler zinciri idi. 200 metre yükseklikten coşkuyla yere çarpan sular tekrar yukarı yükselip yağmur olarak yağıyordu etrafa. İnsan bu muhteşem manzarayı seyretmeye şelaleden çıkan sesler dinlemeye doyamıyor. Cenabı Allah’ın büyüklüğü ve eşsiz yaratıcılığını bir kez daha idrak ediyor. Daha çok kalmak isterdim orada ama malum rahatsızlığımdan dolayı otele döndüm. Bu kez servis on time idi. Lion Walk aktivitesi için 14:45te otelin önünden aldı beni. Diğer birkaç turistle birlikte National Parka gittik. Koruma altında olan 16-18 aylık ikisi erkek biri dişi üç aslan önde biz turistler ve bakıcıları   hemen arkalarında ormanda yürüyüşe çıktık. Aslanların bu kadar tembel ve üşengeç olduklarını burada öğrendim. Aslan gibi sözünden bundan sonra negatiflik anlamam gerekir. Birkaç adım atıp yatıyorlar hemen. Uğraşıp didiniyor bakıcılar kaldırıp yürütmek için. Et parçalarını rüşvet olarak veriyorlar. Biraz yürüyüp yine yatıyorlar oldukları yere. Çok tembeller. Bu tespitimi paylaşmadan geçemeyeceğim. Aslanlarla yürüyüşü tamamlayıp onlardan ayrıldıktan sonra fillerin üzerinde ormanda gezintiye devam ettik. Önde tüfekli rehber ve korumalar arkada fillerin üzerinde biz turistler safarimiz esnasında sık sık ceylan, domuz, maymun, sülün v.b orman sakinleri gördük. Diğerlerine söylememem için tembih edip beni fil safarisine parasız götürdüler. Sevimli olmamın avantajı. Resimler çektik, çektirdik. Görevliler de video kayıt yapıp video kaset ve DVD’lere kayıt yapıp isteyenlere ücreti karşılığında verdiler. Saat 18:30da otele döndüm. Daha doğrusu bırakıldım. Kısmet olursa buradaki son gecem.


18.08.2007 Cumartesi: 11:50 de Victoria Falls hava alanındaydım check inn işlemlerimi yaptırmak için. Victoria Falls’tan 13:50de havalanan uçağımız 15:30da Johannesburg hava alanına indi. Üzerimdeki bulunan 1.500 ZAR(Güney Afrika Rand)ını 140 Euro ile change ettim oradaki bir banka ofisinden. 19:05 Dubai aktarmalı uçakla dönüş yolculuğu için havalandım.
   



 

New York Sokaklarında

New York

Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...

Hayallerim ve Gerçekler: Küba

Kuba

Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa  diye fısıldayıp duruyordu.

S.Miguel Kalesi

S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.