YAZARLAR
Hulusi ŞENEL
BROKEN HİLL OLAYININ PERDE ARKASI | BROKEN HİLL OLAYININ PERDE ARKASI |
|
|
|
| Hulusi ŞENEL | |
|
Sayfa: 1 / 5 Avustralya’da yatan iki şehimizi unutmayalım.Onlarında Gelibolu’daki Anzak Anıtları gibi bir ANIT’a ihtiyaçları var.
Avustralyanın haksız yere Çanakkaleye asker göndermesine karşı çıkan Türk kökenli oldukları söylenen iki Afganlı, bu kasabada ilk Türk-Avustralya savaşını başlattı, 500 kişiyle çarpışıp şehit oldular. ![]() Hulusi Şenel Molla Abdullah ve Gül Muhammedin şehit edildikleri eski adıyla White Rocks yeni adıyla Türk Kayalarını ziyarette. İşte Atatürkün Anzaclarla ilgili sözlerini içeren plaketi buraya koyalım diyor. ‘ Onları ölüme-şehitliğe kadar götürecek sebeb, yüreklilik neydi acaba ?’ diye sorarsanız, bu kahramanlarımızın Osmanlıya karşı olan bağlılıkları, sadakatları.. Avustralyalıların binlerce kilometre uzaklıktaki Türk topraklarına-Osmanlıya karşı savaşmak için ( İngilizlerin emri ile ) asker göndermeleri kendilerini öfkelendirir. İngilizlerin bu haksız savaş, işgal planına ortak olarak katılan Avustralyalıları yanlış kararlarından vaz geçirmek isteyen Gül Muhammed ve Molla Abdullah, konuda kasabanın duvarlarına gizlice protesto yazıları asarlar ve bu savaşa katılmamalarını isterler. Ama kimsenin tınladığı yok. En sonunda bu iki kahraman, Çanakkale’ye Türklere karşı savaşmaya gidecek gönüllü askerlere, katıldıkları yeni yılı kutlama pikniğinden trenle kasabaya dönerlerken silahla saldırırlar. İşte bu saldırı, Avustralya ile Türkiye arasındaki ilk savaş olarak tarihe geçer ve iki ülke arasındaki ilk savaş Çanakkale-Gelibolu’dan önce burada başlar.Ellerine Türk bayrağını da alarak piknikten dönecek trenin geçeceği yolun bir kenarında pusuya yatan Muhammed ve Abdullah dondurma arabasını da kendilerine siper yaparlar. Açık vagonlarla piknikten dönmekte olan gönüllü askerler ve yakınları, kendilerine ateş açıp, kurşun yağdıranların Gül Muhammedi ve Molla Abdullah olduğunu görünce çok şaşırır ve şoka girerler. Muhammed ve Abdullah’ın attıkları kurşunlarla açık vagonlardan oluşan trendekilerden bazıları yaralanır. Trenin makinisti treni hemen hızlandırarak kasabaya ulaşır ve durumu halka ve ilgililere bildirir. Bunun üzerine 500 kişilik polis, avcı ve halktan oluşan silahllı kalabalık Muhammed ve Abdullah’ın peşine düşerler. Kalabalık insan seslerini duyan iki savaşçı, kasabanın biraz dışındaki bir kulübeye doğru koşarak saklanmak isterler ama kulübüdeki bir yaşlı bunları silahlı görünce kabul etmez.İki savaşçı buna sinirlenerek ihtiyara bir el ateş ederek hafif bir şekilde yaralı olarak bırakarak kaçıp saklanacakları bir yer ararlar. Kasaba dışındaki Deveci Afganlıların kamplarına sığınmak için koşmaya başlasalarda, silahlı kasaba halkı ve polislerin kendilerine iyice yaklaştıklarını sezen Muhammed ve Abdullah bu defa eski adı White Rocks-Beyaz Kayalar ama şimdi Türk Kayaları olarak adlandırılan bu kayaların arkasına saklanırlar İzlerini takip ederek kayalıkların arkasına saklanan savaşçıları bulan polis ve silahlı halk, kayalıkların etrafından ve sonradan yıkılan yakındaki bir otelin balkonundan iki kahramanımızın üzerlerine kurşun yağdırırlar. Bu çarpışma sırasında bazıları polislerin silahlarından çıkar kurşunlar dahil olmak üzere dört Avustralyalı ölür ve yedi Avustralyalı da yaralanır. Uzun çarpışmalar sonucu 500 kişilik polis ve gönüllü kasaba halkın tarafından öldürülen Molla Abdullah ve Gül Muhammed’in naaşları belediyenin bir çöp arabasıyla gizli bir yere götürülerek gömülür. Gömülü oldukları yerde halktanda saklanır. Bu nedenle mezarların bulunduğu yerle ilgili doğru dürüst bir belgeye, bilgiye rastlayamakmümkün olmuyor. Kasabada konuştuğum yaşlı biri mezarların yerinin hakkında bilginin ancak Canberra’ da yapılacak bir araştırma sonucu alınabileceğini söyledi. Bu çarpışma sırasında halk öyle öfkelenir ki, daha sonra Türkiye’nin dostu olduğu savı ile bu defa kasabadaki Alman kulübüne saldırır ve oteli yakarlar. Buradaki Almanlar da korkudan kasabadan uzaklaşırlar. |
Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...
Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa diye fısıldayıp duruyordu.
S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.