Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color brick color green color
Uzaklar.com:ANA SAYFA arrow YAZARLAR arrow Ümit OTAN arrow KEMERLER KENTİ SEGOVİA
KEMERLER KENTİ SEGOVİA PDF Yazdır E-posta
ÜMİT OTAN   
Imageİspanya’ya  5 Mart 1939'dan 20 Kasım 1975'te öldüğü güne kadar hükmeden Franco, sağlığında kendine görkemli bir mezar yeri hazırlatmış. Segovia’ya yaklaştığınızı tüm ovaya hakim tepede kurulu 150 metre yüksekliğindeki haçı gördüğünüzde anlıyorsunuz. Buraya “düşen insanlar vadisi” diyor İspanyollar. Franco, uçurumlarla çevrili ulaşılması zor tepeye haçı yaptırmak için 40 bin asker çalıştırmış. İnşaat sürerken yüzlerce asker uçurumlardan düşerek ölmüş.  Franco şimdi o ıssız kimselerin uğramadığı dağ başında yatıyor…

Rehberimiz “yarım ağızla” , “Franco orada yatıyor” deyip başka konuya geçiyor, sıradan birinden söz eder gibi. Biz de sıradan bir şeye bakar gibi öylesine bakıyoruz, Segovia’nın güzellikleriyle buluşmak için Franco’yu hemen unutmak gerek.

Madrid’ten kuzeye doğru mevsim değişiyor. Yazın en kavurucu günlerinde bile üşüyebiliyorsunuz. Madrid’in 60 kilometre kuzeydoğusunda bin metre yüksekliğindeki tepede kurulu ortaçağ kendi Segovia, yüzlerce yıldır dimdik ayakta duran su kemerleriyle ünlü. 800 metre uzunluğundaki iki katlı kemerler Romalılar döneminde granit kesme taşlardan yapılmış. Kesme taşlar üst üste konulurken hiçbir harç malzemesi kullanılmamış. Segovialılar yörelerine yıllarca su taşıyan bu kemerlere eski işlevini kavuşturmanın planlarını yapıyor.

ImageBu kemerlerin sanki bir kopyası İzmir’de var. Kızılçullu su kemerleriyle Segovia’nın kemerleri hemen hemen aynı tarihte M:Ö 300 yıllarında yapılmış. Yani her iki yapının da ömrü iki bin yılı aşmış. Aradaki fark, onlarınki dimdik, bizimkinin ilgisizlikten zorla ayakta durabiliyor olması.

Araçlar kemerlerin dışında park ediliyor. Yüzyıllardır el değmemiş bir “huzur” kenti görünümündeki Segovia, aslında görkemli, hareketli ve pek de huzurlu sayılamayacak yıllara da tanıklık etmiş.  

Segovia, önce Romalılar'ın, Araplar'ın daha sonraları Castilla krallarının kenti haline gelmiş. Kentin en yüksek yerindeki Alcazar, Ortaçağ'da hükümdarların konutu olarak kullanılmış. Ortaçağ şatosuna girerken güler yüzlü genç kızlar elimize bir plan tutuşturuyor.

Şömine odasında ikinci ve üçüncü Philip'in büyük portreleri asılı. Mobilyaların 16. yüzyıldan kalma olduğu belirtiliyor. Kraliyet salonunda iki görkemli taht, kraliyet yatak odasında çam ağacından bir yatak ve üzerinde altın işlemeli saçaklı bir örtü. Koridorda zırhlarına bürünmüş askerler birazdan hareket edeceklermiş gibi. Silah donatım ve bakım odaları, demir para basıma aleti ve paraların saklandığı geniş duvarlı girilmesi çok zor odalar.

Saray Madrid'e taşındıktan sonra Alcazar kraliyet konutu olmaktan çıkıyor ve 200 yıl boyunca devlet hapishanesi olarak kullanılıyor. 1762 yılında burada topçuluk okulu kuruluyor. 1951'den sonra kurulan kale güvenliği birimiyle Alcazar'ın tarihsel ve kültürel yapısı korunmaya alınıyor. Alcazar'ın kulesine çıkıp Segovia'yı kuşbakışı seyrediyoruz. Ünlü bir ressamın tozlu raflardan çıkarıp önümüze koyduğu bir tablo gibi. İlle de su kemerleri...

Çok iyi korunmuş ve üstelik içinde yaşanarak korunmuş bu ortaçağ kentinin bizdeki kapamayı andıran et yemeklerini tatmayı ihmal etmeyin. Kentin merkezindeki gotik stildeki katedral de gezinizin son durağı olsun.

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
 

New York Sokaklarında

New York

Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...

Hayallerim ve Gerçekler: Küba

Kuba

Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa  diye fısıldayıp duruyordu.

S.Miguel Kalesi

S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.