YAZARLAR
Figen LETACONNOUX
Bir yabancının Angola izlenimleri | Bir yabancının Angola izlenimleri |
|
|
|
| Figen LETACONNOUX | |
Eski bir Portekiz sömürgesi olan ülke, 14 yıllık gerilla savaşlarından sonra 1975 yılında bağımsızlığını ilan etmiş, ancak bundan sonra da etnik gruplar arasında savaş 2002 yılına kadar sürmüş.
Sömürgecilik döneminin ve üzerinden 4 yıl gibi kısa bir süre geçmiş olan savaşın etkileri halen hissediliyor ülkede. Şu anda ülke çok partili demokrasi ile yönetiliyor. Başkenti Luanda, resmi dili portekizce. Portekizcenin yanısıra Bantu dil ailesine mensup 7 ayrı yerel dil konuşuluyor Angola'da. Bu diller Chokwe, Kimbundu, Kikongo, Lunda, Lwea, Mubundu ve Umbundu. İnşaat sektöründe özellikle Çin ön saflarda. Çin Angola’da tüm ülkeyi dolaşan bir demiryolu sistemini finanse ediyor. Hali hazırda Luanda dışında yeni havaalanı, otoban ve alt yapı projelerine de Çin imzasını atıyor. Petrol devi şirketler de ultra modern teknoloji ürünü binalarını Luanda'nın merkezinde, tam gecekondu mahallelerine komşu, tezat bir görüntü teşkil edecek şekilde inşa etmekteler.
![]() Evlerinde su olmayan yerli halk bir dere kenarında çamaşır gününde Gecekondu bölgelerinde alt yapı olusturulmamış olduğundan yaz mevsiminde şiddetli yağışlar nedeniyle su baskınları, su baskınları nedeniyle de salgın hastalıklar meydana gelmekte. Angola bir çok Afrika ülkesi gibi, patlak veren salgın hastalıklarla mücadele eden bir ülke. Unicef, Kızıl Haç gibi uluslararası kuruluşlar salgın hastalıklara karşı savaş açmış durumdalar, ayrıca evsiz çocuklara yuva ve sıcak yiyecek temin ediyorlar. Bunun dışında yabancıların kurduğu AMIZADE ve T.I.C.A gibi hayır kuruluşları da gönüllü üyeleriyle okyanusta bir damla olmaya çabalıyorlar. ![]() Cabo Ledo yakınlarında bir balıkçı köyü Angola'da nüfus patladı patlayacak, zira neredeyse tüm genç kızlar 15 yaş civarı anne olmuş, hatta ikinciye hamile. Genellikle bu çocuklar babaları tarafından sahiplenilmiyor. Bu durumda çocuk yaştaki anneler bebeklerini babasız büyütebilmek uğruna çoktan geçim derdine düşmüşler bile. Angolalı hanımlar özellikle Pazar günleri kilisedeki ayine Batı Arfika'nın yerel giysisi gözalıcı bubularını giyirek katılıyorlar. Angolalılar Tanrı'ya ulaşma yolunun iyi dansetmekten geçtiğine inanıyorlar. Ayin sırasında herkes en güzel kıyafetleri içinde, Tanrı'ya yakınlaşmanın huşuu ile canlı müzik eşliğinde dans ediyor. Angola'da, özellikle başşehir Luanda'da hayat çok pahalı, kiralar almış başını gidiyor. Şehir içinde oturulabilecek evsafta ufak bir dairenin kirası aylık 5.000 Dolar'dan başlıyor, eğer daire değil ev kiralıyorsanız bu bedel 10.000, 15.000 Dolar'lara kadar yükseliyor. Şayet şehir dışında bir sitede oturmak istiyorsanız bu durumda kiralar aylık 20.000 Dolar civarlarına kadar zıplayabiliyor. Mülk sahipleri petrol kaynakları dolayısıyla yabancı akınını bir avantaj olarak kullanıyorlar, şehir içindeki evlerini fahiş fiyatlarla kiraya verip, şehir dışında, daha uygun fiyatla kiraladıkları evlerinde oturuyorlar. Hayat pahalılığı sadece kiralarda gözlenmiyor, market alışverişlerinde, restoran faturalarında, vs ödemelerinizi hep kendi ülkenizle kıyaslıyorsunuz. Evinizde su deposu ve jeneratörün mutlaka olması gerekiyor, zira elektrik ve su kesintileri Luanda için normal, günlük hadiseler. Aralık ayında bizim yaşadığımız bölgede tam 15 gun boyunca aralıksız elektrik kesintisi yaşandı, sonunda jeneratörün sesine hayli alışmış, sevmeye bile başlamıştım ki elektrik işçileri kabloları tamir edip, Noel öncesi bahşişlerini de alıp gittiler. Trafik büyük şehirlerde, özellikle Luanda'da büyük problem. Şehir dışında yaşayıp, şehir içinde çalışanlar trafik yoğunluğunu bertaraf etmek için günün erken ışıklarıyla yollara düşüyor ve sabah saat 6.00 gibi iş başı yapıyorlar. Öğle tatili trafik yüzünden 12.00'de başlayıp 15.00'e kadar uzayabiliyor. Gün geliyor 2 kilometrelik mesafeyi 1, hatta 2 saatte katettiğiniz olabiliyor. En iyisi evinizi işinize yakın bir bölgede seçmeniz. Trafik karmaşasında ruh sağlığınızı korumak adına bir şoförünüzün olması da şart. Zaman zaman şehirde yağan aralıksız yağmurda yollarda kalmamanız ve haftasonları off-road geziler tertipleyebilmeniz için arabanızı 4x4 olarak seçmelisiniz. Yerli halk Mavi Taksi diye adlandırılan, adı taksi kendi minibüs olan toplu taşıma araçlarını kullanıyor başka seçenekleri olmadığından ve en uzak mesafeye ucuza, 100 Kwanzas'a gidebildiklerinden.
![]() Gökkuşağı renklerine boyanmış balıkçı sandalları Angola'da yaşayan yabancı profesyoneller genellikle Amerikalı, Fransız, Çinli, İngiliz ve Portekizli. Çoğu yabancı şehir dışında, firmalarının onlar için inşa ettiği tüm konfora sahip sitelerde yaşamayı tercih ediyorlar. Steril fildişi kulelerinde Luanda'dan soyutlanmış, hemen hemen zaruri ihtiyaçlar dışında şehre inmeden, yerli halkla hiç temas halinde olmadan yaşamlarını sürdürüyorlar. Mesela 6 senedir Luanda dışında bir sitede yaşayan bir yabancıya burada bulunduğu süre içinde Luanda'nın nasıl bir değişim geçirdigini sorduğumda, bana etrafına hiç bakmadığını, farkında ve hatta umurunda bile olmadığını söylemesine hayli şaşırdım. Eğer sosyal yaşama yakın olmak ve Angola'lıların yaşam tarzını yakından görmek ve hissetmek istiyorsanız şehir yaşamını tercih etmelisiniz bizim gibi. Damak tadınıza uygun lezzetler bulabilirsiniz Luanda'da. Çin, Brezilya, İtalyan, Türk mutfağına çok yakın olan Lübnan mutfağı, Hint, tuzunu biraz fazla kaçırsalarda lezzetli Portekiz mutfağı ve lokal restoranlar gibi. Balık ve deniz mahsülleri hem ucuz hem de çok çeşitli. Süpermarketlerde yok yok diyebilirim, tropik dahil tüm meyveler, Güney Afrika ve Portekiz'den ithal etler, sebzeler 'Bugün ne pisirsem acaba?' diye sizi ikileme düşürecek çeşitlilikte. En kaliteli sebze ve meyveyi Luandalı bayan sokak satıcılarından temin etmeniz de mümkün, ancak satınaldığınız tüm sebze ve meyveyi yemeden önce en az 1 saat klorlu suda bekletmeniz gerekiyor, neme lazım tedbiri elden bırakmamalı. Çok iyi maaş ve imkanlarla geliyor olsalar da Angola profesyoneller için kolay bir ülke değil. Yabancıların kazançları doğrultusunda sosyal imkanları çok geniş. Golf, tenis klübü, squash salonları, dans kursları, 5* otellerin spor salonları ve yüzme havuzları, konserler, Fransızların klübü AFA'nın (Association Français d'Angola) düzenlediği sosyal ve kültürel aktiviteler, sanat galerileri, gece klüpleri yabancıların katılımda bulundukları aktivitelerden bazıları. African-Français, yani Afrika aksanıyla fransızca öğrenmek isterseniz Alliance Français d'Angola tam yeri, zira benim fransızcam hafif Afrika aksanına çalmaya başladı bile. Luanda'ya yerleşmeden önce bana anlatılanlarla hayli tedirgin olmuş ve ilk bir kaç ay yolda yürürken, arabaya biner, inerken paranoyak bir şekilde etrafımı gözleyip, çantama sıkı sıkı sarılmıştım. Aradan geçen zaman diliminde insanların sakin tavırlarını görünce, güvenlik ile ilgili anlatılanların aslında şehir dışında kendi modern hapishanelerinde yaşayan, gerçek Luanda'nın pek farkında olmayan yabancılar tarafından nakledilen yarı hayalvari hikayeler olduğunu anlayıp biraz rahatladım. "Luanda çok güvenli bir şehir." diye düşünüp tedbiri de elden bırakmamak gerekiyor. Şehir dışındaki siteler ve şehir içindeki evler güvenlik firmaları tarafından 24 saat korunuyor. Okul çağına gelmiş çocuklar için yurtdışı ile aynı müfredatı işleyen 'International School' ve 'L'ecole Français', vs mevcut. Angolalıların kültürleri gereği hersey mümkün, olumsuz cevap vermeyi kabalık veya saygısızlık olarak görüyorlar. Olması mümkün olmayan işleri bile sanki 5 dakikada olacakmış gibi yansıtıyorlar. Bilmedikleri bir konuda da biliyormuş gibi davranmalarının nedeni de cahil görünmemek çabası olsa gerek sanırım. Bütün saydığım olumsuzluklara rağmen, Angola doğal parklarıyla, Luanda'ya karadan bağlantılı tropik Mousulu adasıyla, Ilha, Cabo Ledo ve Santiago plajlarıyla, değişik bitki örtüsüyle, içinde bulundukları koşulları kabullenmiş ve herdaim mütebessim halkıyla insanı kendine bağlıyor. |
Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...
Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa diye fısıldayıp duruyordu.
S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.