Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color brick color green color
Uzaklar.com:ANA SAYFA
Angola maceram başlıyor! PDF Yazdır E-posta
Figen Letaconnoux   
Image21 Ağustos 2006 tarihinde Türk Hava Yolları'nın 13.50 tarifeli İstanbul-Paris uçağı ile Luanda'ya doğru yola çıktım. Uçağa bindiğimde beni ufak bir sürpriz bekliyordu, aynı koltuk iki kişiye birden tahsis edilmiş ve diğer kişi benden önce davrandığı için yerime (ya da yerine) yerleşmiş, hatta uyuklamaya başlamıştı bile. Hosteslerle konuşup, biraz bekledikten kısa süre sonra economic class'dan business class'a terfi edip, konforlu koltuğuma kuruldum. Bu sefer şansım yaver gitmişti. THY'nın olanca misafirperverliğiyle, uçağın kalkış saatini beklemeye koyulduk. Bekle, bekle, bir değil, iki değil, tam üç saat bekledik. Paris'e gidip orada kalacak olsam üç saat rötar hiç sorun değil, istedikleri kadar rötar yapabilirler, ama İstanbul-Paris uçuşundan sonra TAP (Portekiz Hava Yolları) Paris-Lizbon 19.35 tarifeli uçağını yakalamam gerekiyor ve bu gecikmeyle havaalanına vardığımda ikinci uçak çoktan Lizbon'a doğru yola çıkmış oluyor. Bende başladı mı bir panik? Çünkü, Lizbon'a varmakla da iş bitmiyor, bir de bunun Lizbon-Luanda bacağı var. Uçağın içinde beklediğimiz için cep telefonuyla ailemi arayıp bilgi de veremiyorum. Neyse durumu anlatmak için uçağın telefonuyla annemleri ve Luanda'da bulunan eşimi aradım, bir nebze olsun sakinleştim. Paris'e vardığımızda TAP Paris-Lizbon uçuşunda da rötar olduğunu öğrendim ve rahatladım. Beni bekleyen yer hostesi tüm check-in işlemlerimle ilgilendi. Yine şanslıydım, Lizbon'a giden uçağa binebilecek olmanın huzuruyla bekleme salonunda yerimi aldım. Adı üstünde bekleme salonu, bekledim de bekledim, tam iki saat beklememe rağmen daha hangi kapıdan uçağa binileceği bile belli değildi. Hesap yapıyorum uçak şimdi havalansa Lizbon'a şu saatte varır, Lizbon-Luanda uçağı 23.40'da havalanıyor, maalesef evdeki hesap bir türlü çarşıya uymuyor, bu şartlar altında kaçırıyorum uçağı. Eğer Luanda'ya giden uçak da rötar yaparsa yine şanslıyım. Nihayet Lizbon'a doğru yola çıkabildik, uçakta hosteslere Luanda'ya giden uçağa aktarmam olduğunu bildirdiğimde onlardan endişelenmemem gerektiğini, uçağın beni beklediği bilgisini aldığımda huzura erdim.
 
Lizbon havaalanına sonunda ulaşabildik. Çok heyecanlıyım, beni bekleyen uçakla Luanda'ya gidip orada kendime yepyeni bir hayat kuracağım. O da ne? Yeni bir şok daha. Uçağın çıkışında bekleyen yer görevlisi Luanda uçağının tam vaktinde, beni beklemeden kalktığını ve iki gün Lizbon'da TAP'nin misafiri olacağımı söyledi. Saat gece yarısını geçmiş, yorgunum, uçağa binip uyumayı planlarken havaalanının ortasında kalıvermek insanda soğuk duş etkisi yapıyor. İki gün Lizbon'da kalacak olmak iyi bir fikir olsa da, insanın planlarının bir anda değişmesi kolay kabul edilesi bir durum değil. Neyse, bu durumu da kabullendim ve otelime yerleştim.
 
İki gün boyunca ne mi yaptım? Tepelerin üzerine kurulu, Ortaçağ'dan kalma yapıları ve köprüleriyle masal şehir Lizbon'u gezdim.
 
Lizbon bekle beni, tekrar geleceğim....
21 Ağustos'da başlayıp normal koşullarda toplam 18 saat sürecek İstanbul-Luanda yolculuğunu 24 Ağustos sabahında rekor kırarak tam iki buçuk günde tamamlayabildim.

Tüm engellere karşın o günden beri Luanda'dayım........
 
 

New York Sokaklarında

New York

Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...

Hayallerim ve Gerçekler: Küba

Kuba

Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa  diye fısıldayıp duruyordu.

S.Miguel Kalesi

S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.