Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color brick color green color
Uzaklar.com:ANA SAYFA arrow YAZARLAR arrow Ertan GÜN arrow Hamilton'un Nesi Meşhurdur, Bilir misin Emin?
Hamilton'un Nesi Meşhurdur, Bilir misin Emin? PDF Yazdır E-posta
Ertan GÜN   

Hasreti...Özlemi..."Bilir misin Emin" derken ki yürek depremi. Hani burnunun direği sızlar, gözlerin dolar, bir damla düşer ya yanaklarının kıyısına. İşte Hamilton'un meşhurluğu buradan gelir Emin.

Sohbetlerin içindeki muhabbetsizlikte de meşhurdur Hamilton. Rakıdaki tatsızlıkta da. Ontario Gölünün buzulluğunda ne tatlıları tatlıdır Hamilton'un, ne tuzluları tuzlu...

Yüzbinlerce kez niyet edilip gelinemeyen, ama sonunda direnemeyip gelenlerin şehridir Hamilton.Yüreklerinin yarısını memleketlerinde bırakanların kentidir.

Gurbet kokar. Sıla kokar. Anam kokar...

İngilizceden başka 70 farklı dilin konuşulduğu, her kültürden, her milletten insanın kendi dillerinde, yine de "yaşıyoruuz çook şükür" dediği bir memlekettir bu şehir.

Hatırlıyor musun Emin, Ankara sokaklarında Nazım'ın "imkansızlık" şiirini bana ezberlettiğini? Şiirin adı böyle miydi, yoksa "imkansız Aşk" mı hatırlamıyorum ama, şiirin tümü aklımda.

"sen de ben,
kutba giden bir geminin sergüzeştini
sen de ben,
kumarbaz macerasını keşişlerin,
sen de uzaklığı
sen de ben imkansızlığı seviyorum

güneşli bir ormana dalar gibi dalmak gözlerine
ve kan ter içinde, aç ve öfkeli
ve bir avcı iştahıyle etini dişlemek senin

sen de ben imkansızlığı seviyorum,
fakat asla ümitsizliği değil... "

Benimle tanışmış herkes, ama herkes bir kez duymuştur ağzımdan bu şiiri.

Şiirdeki vurgulamaları öylesine güzel öğretmiştin ki bana. Ve şimdi inan ki Emin inan ki, Nazım yaşıyor olsaydı, bilmiyorum ama; Vera beğenmişti..

Hatırlar mısın Emin,Akçay'da "Yaban" adında küçük bir ayakkabıcı dükkanı vardı. Sahibinin adı Adnan mıydı ne? O zamanlar sohbetimizden etkilenmiş ve bize takılmıştı. O'na da Nazım'dan şiirler okumuştuk zaman zaman. O yüzümüze bakar dinlerdi sadece .

Haytanın tekiydi. "Abi, şu şiiri yazar mısın" dedi bir gün bana. Yazıp da verdiğim şiir, senin bana ezberlettiğindi.

On yıldan fazlası geçti. O yıldan sonra ne Akçay'a gittim, ne de o insanı gördüm. Ama yıllarca bu şiiri okumaya devam ettim hep...

Geçen yıl, ikibin iki yılında "Nazım Hikmet Yılı" olarak kutlandı tüm dunyada. Nazım'ın şiirlerini Kanada'da kimseye okuma fırsatım olmadı, çünkü şiirsel bir muhabbet doğmadı, dostum.

Aynı yıl Akçay'lı balıkçı bir arkadaşla tanıştım Hamilton'da. 30 yaşlarında, evli ve bir çocuk babası. Aynı binada oturuyoruz Murat'la.

Böyle bir Şubat ayıydı sanırım. Şubat'lar sert geçer Kanada'da.. Karlı bir Şubat akşamı Murat bana telefon etti;

"-Abi balkondan dışarı bakar mısın?"

Kaldırdım başımı ve pencereye doğru baktım,

"-Görüyorum Murat, mükemmel kar yağıyor" dedim.

"-Abi, balkona çık ve aşağıya bak" dedi.

Çıktım, baktım.

Elinde tahta bir çubukla, karların üzerine kazınmış büyük harflerle "SENİ SEVİYORUM NAHİDE" yazısını işaret ediyordu.

Nahide, karısının ismi.

"-Abi nasıl, iyi okunuyor mu?" diye bağırdı aşağıdan,

"-Okunuyor Murat, niye sordun?"dedim,

"-Karım şu anda sizin bitişik komşunuzda, o'nu arayıp sadece karlara bakmasını söyleyeceğim de" dedi, muzipçe.

İyi yürekli, sevimli biri Murat. Öğrenmeye de eğlenmeye de meraklı.

6 ay önce rakısını kapmış gelmişti evimize. Karısı ikinci çocuğuna hamileymiş. Paylaşmak istemişti bizimle.

Kadehini kaldırdı ve; "Çaak! abi" dedi, "baba oluyorum baba!"

Birer yudum giderken gırtlağımızdan aşağıya; "Abi ,dinle" dedi,"bir şiir okuyacağım"
Dinledim.
Karım da dinledi.
Dinlediğimiz şiir, bana öğrettiğin şiirdi Emin.

Okuduğu şiire, eşim ve ben eşlik ederken, Murat şaşırarak; "Abi,siz nerden biliyorsunuz bu şiiri, ya?!" dedi.
Ne diyeceğiz; "Nazım Hikmet'in bu " dedik.

Bu kez şaşırmaktan da öte,afalladı; "Hadi ya!.." diyerek, bir sigara yaktı. Bir kaç derin nefes çektikten sonra, telaşla; "Abi" dedi, "Abi ya, ben bu şiiri kendiminmiş gibi okuyarak Nahide'yi tavlamış ve evlenmeye ikna etmiştim, n'olur o'na soylemeyin" diyerek bizi tembihledi.

"Tamam Murat, aramızda" dedim.

(Kendi aramızdayız, öyle değil mi?!)

Murat'a şiiri nereden öğrendiğini sordum; "Abi" dedi, "bilmem bilir misin, bizim Akçay'da 'Yaban' adında bir esnaf var..."

Gözlerimi kısarak; " E,ee..." dedim

Biraz utangaç, biraz mahsun, biraz mahçup; "Ayakkabıcı olan bu kişi, şiiri bana okumuştu. Bir kez daha okumasını söylemiş ve yazmıştım. Şiir böylece belleğime kazınmış ve öylece ezberlemiştim..."

.....Nereden nereye be Emin,nereden nereye?
Akçay nire, Hamilton nire?...

"Sen orada bağrına bas dur en büyük çileyi/ben burada en büyük çileyi doldurayım.
Sen orada koparılmış bir zerdali gibi dur/ben burada zerdalisiz bir dal gibi durayım."
(N.H)

....................................

Sevgililer gününde Hamilton'un sabit pazarı "Farmer's Market" te güllerin içinden gül seçerken gördüm Murat'ı.

"-İkizler nasıl, Murat?" dedim.

"-İyiler abi" dedi. "Benim de keyfim yerinde, daha da çok çocuğum olsun istiyorum."

Usul usul kar yağıyordu. Ve, damların üstü ve bahçeler kar tutmuştu yine...

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
1 Mart 2003
Hamilton

Ertan Gün'ün diğer yazıları için Kanadainfo.com ve www.bizimanadolu.com adreslerini ziyaret edebilirsiniz.

E-mail: Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

 

New York Sokaklarında

New York

Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...

Hayallerim ve Gerçekler: Küba

Kuba

Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa  diye fısıldayıp duruyordu.

S.Miguel Kalesi

S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.