Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color brick color green color
Uzaklar.com:ANA SAYFA arrow YOLDAN NOTLAR arrow Kar Tanesi
Kar Tanesi PDF Yazdır E-posta
Sevim Onuralp   
ImageHamilton'a ilk kar düştü. Kanada’nın kuzey bölgelerinde kar çoktan diz boyuna erdi. Ama, Hamilton'a kar bu yıl geç düştü. Pamuk gibi uçuşan 

karlara bakarken, hiç kar görmemiş sıcaktan boğulan Asyalı, Afrikalı insanları düşündüm biran. Onların çoğu; yaşamları boyunca gökyüzünden dökülen beyaz pamukların nasıl bir şey olduğunu bilmeyecekler, dokunamayacaklar,  tadına bakamayacaklar.

Keşke ülkeler arasında sınırlar olmasaydı. Keşke yönetimler, özgürlüğün kişinin yaşam biçimini istediği gibi, istediği yerde seçme hakkı olduğuna inansaydı. Her yere kolay gidilebilseydi de, bir yerlerde tıkılıp kalınmasaydı...  İnsanoğlunun ufku genişleseydi.  

Gidip de görenler, görüp de dönmek isteyenler,  gitmek isteyip de gidemeyenler ve onların özlemleri ikilemine takılıp kalmasaydık.

1980 yılında bir eğitimdeyim. Prof.Ergun Zoga, bize “kar tanesi çizer misiniz bana” demişti. Burnumun ucuna konmuş kar tanesini gözlerim şehla olmuş izlerken aklıma geldi birden.

Siz hiç kar tanesi çizdiniz mi?

Gök yüzünden  pamuk gibi dökülen kar tanelerini gözünüz şehla olurcasına yakından baktınız mı? Hadi bir deneyin!...

Kanada da hiç olmayacak kadar bu hakka sahipsiniz. Bu fırsatı değerlendirin.

Kuzey ülkelerinin kışlarının kar nedeniyle şiddetli geçmesi birçok insanın gözünü korkutabilir. Hepimizin sıkça karşılaştığı “Kanada da nasıl yaşıyorsunuz? Çok soğuk ülke” sorularının yanıtı “ Yoooo öyle soğuk değil her yer sıcacık biz alıştık artık “ olur.
Elbette dışarı çıkmadıktan sonra Kanada’nın neresine giderseniz gidin içeriler sıcacık dır. Yazın da o derece soğuk.

Çünkü alışveriş merkezleri büyük Mall’ların içerisindedir. Her türlü ihtiyacınızı buralardan haftalık yaptığınız için, dışarıya işinizin ve küçük ihtiyaçlarınızın dışında çıkmanıza gerek yok.

Zaten Kanada da yaşayan her 10 kişiden 9’un arabası vardır. Bu lüksten kaynaklanan bir durum değil. Araba burada bir ihtiyaç. Bu nedenle de ucuz. Sigortası hariç tabi ki…

Gelirsiniz, evinizin ya da apartman parkına, park ederseniz. Evinize girersiniz. Evinizden çıkar arabanıza binersiniz. Dondurucu soğuk, hissedebildiğiniz kadardır.

Arabanız yoksa, Belediye’ye ait otobüsler her yere 15 dakikada bir geçerek sizi alır götürür-getirir. Otobüslerin çalışma saatleri hafta içi farklı, hafta sonları farklı. Sadece saatlerini öğrenmeniz yeter.

Oğuz Aral’ın bir yazısında okumuştum. “ İkinci Dünya Savaşı’nın yarı açık İstanbullusu kar yağınca bayram edermiş. Gece ellerine fener alıp karda bata çıka kırlık yerlere bıldırcın avına giderlermiş. Soğukta göç eden uçmaktan takatsiz düşmüş aç bıldırcın sürüleri, ışığı görünce yere inerlermiş. Güçsüzlükten bir daha uçamazlarmış. Halk da onları karların içinden toplayıp torbalarına doldururmuş. Fazlasını komşularına verir,  mahallece bir hafta bayram ederlermiş. O arada soğuktan gerilmiş telgraf telleri bağlama teli gibi inlermiş.”

Doğru mu yalan mı bilmiyorum ama gerçek payı olmalı o günün şartlarında. Fakat Kanada’lı evinde oturmaz. Öyle bıldırcın avlayıp da kolu komşuya da dağıtmaz. Oturur kendi yer. Komşu kapısı çalıp tuz-soğan istemek gibi adetleri yoktur. Kanadalı kışı sever. Hafta sonu kimseyi evinde bulamazsınız. Mutlaka bir yerlere kış sporları yapmaya gitmişlerdir. İnanın hala Mall’larda ayaklarında terlik veya tokya cinsi açık ayakkabılarla dolaşan insanlar görürsünüz.

Telgraf telleri mi?

Telgraf telleri de soğuktan öyle bir bağlama teli gibi inler ki; sesini uzaktan duyarsınız.

Bilirsiniz; hava durumlarında “bu gece 0 derece, bir de üstüne üslük, hava durumu ne olursa olsun yeter ki sizin havanız yerinde olsun”dedikleri zaman aklımızın uçtuğu, yakacak derdine düştüğümüz günler...

Kanada da bunu yaşamazsınız.

Yaşayacağınız çok şeyler de var!

Örneğin işsizlik gibi!... Bir anda işinizi kaybedebilirsiniz. Ford fabrikası, GM, Steel gibi büyük fabrikalar yüzlerce kişiyi sokağa döktü. Dökmeye de devam edeceklerini açıklıyorlar. Büyük sektörlerde iş bulmuş iseniz bu size ömür boyu güven vermez. Ama üzülmeyin işinizi kaybettiğinizde yeniden asgari ücretle bir yerde iş bulabilirsiniz. Tek fark yıllık kazancınız 35 ila 65 arasında değişirken 12 ila 15 bine düşmesi olur. Yine de aç kalmazsınız merak etmeyin.

Bütün bunların sebebi elbette ki bütün dünyada olduğu gibi ekonomik yaptırımlar.   

İşsizlik ve yolsuzluk hükümetin başını yedi bile. Bir de buna eklenen ve gönüllü bir çok aydın insanın, başta Ontario Eyaleti olmak üzere birçok Eyaletlerde hastanelerde özelleşme sürecine karşı, hükümetin 5 yıldır gizli gizli yürüttüğü çalışmalara karşı sürdürülen çalışmalar eklenince Liberallerden sonra Muhafazakar Stephan Harper hükümeti  de  kan kaybetti.

Şehir şehir özelleşmeye “Hayır” oylamaları yapılmakta. Özelleştirmenin gerçekleşmesi halinde sağlık sektöründe bir çok insanın işsiz kalmasının yanı sıra zaten çok yüksek olan hastalık, ilaç ve hastane masraflarını ailelerin karşılaması mümkün değil.

Kanada’nın en büyük sigorta şirketi merkezini ülke dışına taşıdı. İşçi ücretleri ucuz diye. Asgari ücret geçenlerde 8 dolar saat ücreti oldu.. Ama gıda hariç, her şeyde vergiler çok yüksek. Gizli enflasyon ve artan nüfus alım gücünü düşürdükçe düşürüyor.  İşsizlik sigortası 9 ay. Dokuz ay içinde iş bulmak zorundasınız. Zaten sizi sık sık kontrol edeceklerdir iş bulmanız için. Size iş bulacaklardır bir çok. Kabul etmek zorunda değilsiniz her işi ama nereye kadar. Sonunda çalışmak zorundasınız.

Devlet yardımı mı? Her ay gidip size gelen işsizlik belgesini; NIN, NIN yazmaktan ve ortalama üç ayda bir sosyal sorumlunuza hesap vermekten üşenmiyorsanız devam edin. Ah; unutmadan yeni kanunlara göre artık devlet yardımı aldığınız kurum de size ne iş bulma yetkisine sahip ve bulduğu iş de çalışmak zorundasınız.   

Alım gücü çok düştü. Bir çok insan asgari ücret standartlarında yaşamaya ya alıştı yada yaşamak zorunda bırakıldı. Bir çok küçük esnaf dediğimiz yerler hep borç batağında. On yıl öncesinde başlayan bu değişim karşısında orta gelirli aileler sıkıntı içinde. Tamam her şeyi kolay elde ediyorsunuz ama, bedeli ağır ödeniyor.

Çocuklarınız yuvalarda büyüyor. Bazen karı-koca çalışma şartlarından dolayı günlerce görüşemiyorsunuz. Her imkan var. Her şey sizlerin emrinde. Sizin zamanınız yok ki değerlendirebilesiniz bütün bunları.

Eğitimli göçmen hala kendi mesleği için çırpına dururken, eğitimi dışındaki işlerde tükenmekte. Bu milletimize has bir olay değil. Dünyanın dört bir yanından gelen eğitimli göçmenler kendilerine yer bulabilmişlerin yanında özlemle var güçleriyle mücadele etmekte. Uzun yıllara dayanan yaşam mücadelesi bu... Sabırla oya oya işleniyor burada hayat!...  

Her ne kadar uzun yıllar Kanada Liberal Parti tarafından da yönetilse de; (şimdi değil) bilirsiniz Liberalizm “herkesin kendi kaderini etkileme hakkına sahiptir” de özetlenen  temel bireysel hak ve özgürlükler yelpazesidir. Fiili, imkansızlıklar yüzünden ne kadar gerçektir, o bir yana; “yetişkin hakkı” dır. Ve Kanada yetişkin hakkında, kendini hükümet olarak 11 Eylül 2001 den beri toparlayamıyor.

Politik olarak duyarsız bir toplum oluşturmanın da verdiği ortamla gün geçiriyor.

Hükümetin ve bazı sevilen parlamenterlerin adlarının yolsuzluk olaylarına karışması toplumda bir güvensizlik ve inançsızlık yaratmıştır. Üstelik yönetimsel olarak hala
Amerika ve İngiltere’nin göz hapsinden kendini kurtaramamış dünyanın en büyük ve ikinci zengin ülkesi Kanada da hayatın bazı gerçekleri sizleri şaşırtmasın.

Kanada’nın da içinde bulunduğu zengin ülkelerin yarattıkları Çin pazarının da bir çok dünya ülkesinde olduğu gibi Kanada’nın da başına dert olması ve ekonomisini etkilemesi çözüm bekleyen sorunlar arasındadır.

Düzen, kurallar, yasalar hepsi iyi. Ama yaşam o kadar basit değil. İşinizi kaybetmemek için gecenizi gündüzünüze katacaksınız, her gün bugün ne olacağım stresiyle işe gideceksiniz, ev borcu, araba borcu hele bir de eşiniz çalışmıyorsa hafta sonlarınızda da ekstra bir iş bulmak zorunda kalacaksınız.

Eh, ne yapalım yani bunlar bizim yabancı olduğumuz konular değil ki; insanoğlunun yaşamı bu... bir de üstelik kapitalizmin göbeğinde yaşıyoruz!... derseniz mesele yok.

Madalyonun iki yüzünden biri bu. Kısa cümlelerle yazdığım her bir cümle aslında ince ayrıntılarıyla kaleme alınacak konular. Çok detaya gerek yok diye düşünüyorum. Asıl olan dışardan Kanada’ya bakarken bu ince ayrıntıları atlamamanız. İmkanlardan faydalanırken, imkansızlıklar içinde yok olmamanız.

Gençseniz ve okuyup bir şeyler yapmak istiyorsanız, gençseniz ve evlenip çocuk sahibi olacaksanız Kanada size yatırım yapacaktır. Kanada ailelere değil, geleceği için ailelerin gençlerine ve çocuklarına yatırım yapmaktadır.

Aman Allahım, kar tanelerinden nerelere geldik.

Sadece burada da yaşamın yaşadığınız yerden ekonomik olarak farklı olmadığını kısaca yazmak istedim. Eğer şanssız bir insan iseniz ve bu sizin yakanızı bırakmıyorsa ne yapsanız fayda etmez.

Nereye giderseniz gidin, 5 üniversite bitirin, 20 dil konuşun, amuda kalkın, çıplak gezin ne bileyim bir şeyler yapın işte ama mutlaka şansa ihtiyacınız olacaktır. Yoksa bir dalkavuğa yenilirsiniz.

Bu arada unutmayın ki; hala Kanada dünyanın en güvenli ve özgür ülkesi. Bu açıdan içiniz rahat etsin. Her şeyi ciddiye almazsanız burası sizin cennetiniz olabilir.

Biliyorum, insanca hepimizin istekleri. İçimizden haykırmak geliyor... acılarımızı, sevinçlerimizi kimi zaman korkularımızı. Yapamıyoruz... her şey sanki içimizde boğuluyor. Sezgilerimiz, düşlerimiz, duygularımız ve hiç gerçek olmayan gerçeklerimiz.

Asıl olan zaman içersinde düşlerimizin gerçek oluşu, gerçeklerin ise birer karabasan gibi olduğunu görmemizden belki... devinmesiz, tepkisiz durduğumuz yaşam içinde ortak olan sandığımız, ortaksızlığımızdan her şey.

Tıpkı kar taneleri gibi. Düşüp ölen, tanımlanamayan ve çizimini bir türlü tutturamayan yaşamlarımızın kaderi olan.

“Biz yalnızlıktan doğduk o dağ dalı sudan/Biz, yani Erdoğan, Ayşenur, Ali ve Ahmet/Bir kaç litre kan, bir hayli kemik, epeyce korku/Sanki bir tespih koptu tane tane savrulduk. A.İlhan
 
Sevim Onuralp

 

New York Sokaklarında

New York

Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...

Hayallerim ve Gerçekler: Küba

Kuba

Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa  diye fısıldayıp duruyordu.

S.Miguel Kalesi

S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.