Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color brick color green color

 Vahşi batının Kalbine Doğru

New Mexico

Uçağımız Albuquerque havaalanına indiğinde saat 14:00 olmuştu. Long Beach’ten direk sefer olmadığından Albuquerque’ye Salt Lake City üzerinden geldik.

Dört Mevsim California

California

 Bir California günü daha başlamıştı. Mavi gökyüzü ve enerjisini eksik etmeyen güneş. Bir de garip bir gürültü.

Yasak Şehir

Cin

Son İmparator filmini ilk kez 1987'de izlemiştim. Çin İmparatorluğu'nun son varisi Pu Yi'nin kişiliğinde...

Uzaklar.com:ANA SAYFA
Bir İstanbul anısı PDF Yazdır E-posta
Sevim Onuralp   

Image(1985 den bir anı)
O belirsiz saatleri anarmısın kalbim?
Ya anı olmaktan çıkmış anıları...

Bu şiiri nerede ve kimden okuduğumu tam olarak hatırlayamıyorum. Kıyılarının pisliklerle ve insanların, binaların, arabaların dolu olduğu Sarıyer'de boğaza bakarken geldi aklıma.

Gözlerim mavinin karanlığa dönüştüğü bir yaz akşamında gitmiştim Sarıyer'e.

Sarıyer'e neden gelmiştim? Aklım, yok olan güzelliğin karşısında karışıvermişti birden. Sarıyer'e neden gelinir ki, eğer burada yaşamıyorsanız. Ah!, aptal kafam niçin gelinir ki Sarıyer'e?... Bilmezmisin, güzel İstanbul'un kendine özgü nitelikleri vardır. Sarıyer de balık yenir, balık... Ben balık yemeğe gelmiştim buraya... Nerden çıktı şimdi bu mavilik, karanlık?

Ardıma dönüyorum ve orada insanlar, hanımefendi, beyefendi insanlar, 'çıldırmış bütün bu insanlar'!... kalabalığı görüyorum. Ve nasıl ettilerse etmişler de böyle kirletmişler maviyi?! Bu pis kıyıların kendini beğenmiş insanları... "Kıyıları sizin için parselledik, bu son fırsat".

Maviyi özlüyorum. Akşamın gül yapraklarıyla süslenmiş mavisini... Ağlayan dalgalar kıyıya vuruyor.  'Şimdi'  diyorum; 'Sevgilime mektup' yazacağım.  Dalgalar,...  Ey ağlayan dalgalar!...  Alıp götürsün benimde gözyaşlarımı.  Kargacık, burgacık olsun ne önemi var! Okumayı bilenler anlar nasılsa... Denizi sevenler anlar... Tutulup kalıyorum öylece,... elimde kalem.  Griye çalan mavide 'sevgilim' kelimesi yok artık. Susuyorum!... Sustukça dilim kasılıyor, bırakıyorum yazmayı... sadece dinliyorum. Dinle dalgaların sesini,... dalgalar konuşurken, sen dinleyeceksin!...

Gözlerimi uzaklara, bir noktaya dikiyorum. Adamın biri balık tutuyor. Her çapariyi sallayışta üçer beşer geliyor balıklar oltaya. Balıklarda çıldırmış olmalı. Sanki oltaya saldırıyorlar.  Bilmiyorlar mı yeryüzünde onları neler bekliyor?  "Ne kadar da güç bütün bir yaşam boyu ölmek"  Şapkamı çıkarıyorum, sizi saygıyla selamlıyorum sevgili balıklar. Eğer hala bir oltaya yakalanmamışsanız, eğer hala bu kirlenmiş sularda yüzebiliyorsanız, elbette size şapka çıkarırım.

Sarıyer'de o, bilinen küçük balıkçı lokantalarından birindeyim.  Cam kenarında, belkide biraz önce yakalanmış tabağıma gelen balığı didikliyorum. Masamın örtüsü mavi-beyaz. O, bilinen pitikareli örtülerden. Yer, yer lekeli. Temizlemek için gayret etmişler ama, nafile, denizin grisini almış bir kere. Gözüm tabağımdaki balığıma takılıyor yine. Can kıça dayanmış. Pürüzsüz, renksiz ve kaygan göğsünü seyrediyorum.

...öyle güzel olacak ki ölmek/akşam sonunda, ölmek sonunda/sonunda, akşama ölmek aşkım, sonunda/ölmek... Ürperiyorum. Ölüm bu renksizlikten kurtulmak mıydı, kendimi sorguluyorum. İçim bir tuhaf. Duygularım, düşüncelerim karışmış, beynimin içi ise allak-bullak anılarla, balıklarla ağdalaşmış korku içinde!... Hiç bir şey olmamış gibi havalanan martıların kanat çırpınışlarıyla irkiliyorum.

Bakışlarım denize kayıyor. İncecik ay düşmüş üzerine. Griyi aydınlatmaya çalışıyor. Dudaklarında bir gülümseme, gözlerinde sevgi ışığı. Bu iki dost asırlar boyu birbirlerindeki güzeli bulup çıkarmış, aralarındaki çirkinliği sessizce gidermeye çalışmışlar. Bu akşamda öyle, bir hesaplaşma. Derinden, daha derinlerden bir şeyler kıpırdar gibi. Acımasız yaşamın güzeli daha güzel, çirkini daha çirkin yapan bir kitabın sayfalarını karıştırır gibiler... Bir uyanış, bir irkilme için çalışıyorlar.  Yapılması gerekeni gözden geçiriyorlar. Bu akşam da, tabloda kopuşu görmemezlikten gelen, birbirlerine sevgiyle gülümseyen eski bakışlar var. Yürek ayrılığı kaldırmaz!...

Şimdi daha bir karanlık deniz. Uzaklardan seyreden bir geminin ışıkları belli belirsiz. Boğazım kuruyor, sarılıyorum rakıma, bu çirkinliği unutmak için. Gözlerim tabağımdaki balıkta. Bir yerlerden hatırlıyorum sanki. Beynimi olanca gücümle zorluyorum. Masamın örtüsü mavi-beyaz pitikareli, beyazın daha beyazı, mavinin daha bir mavi olduğunu kanıtlar gibi.  Balığımın tadı damağımda, hüzünler içindeyim. Uzaklardaki adam boşuna sallıyor oltasını. Çaparide hiç balık yok. Onlar şimdi derinlerde mavinin kalabildiği yerde oynaşıyorlar. Ölümse çok uzaklarında.

Gözlerim dalgalara takılıyor, bana doğru koşuyorlar. Mavi-yeşil, yeşil-mavi, mavi, mavi, yeşil... kulaklarımda söyledikleri aşk şarkısı. Seni seviyorum be İstanbul...  Hep sevdalanmadık mı sana?  Gözlerimde senin tablon. İşi gücü gökyüzünü boyamak olan dalgacı Mehmet'in biri, hepimiz uyurken dört bir yanı maviye boyamış. Pek te iyi etmiş... Eline sağlık. Bin türlü mavi akıyor şimdi koynundan. Gemiler geçiyor allı-pullu. Pitikareli örtülü masamda otururken maviye boğulmuş, yırtığı dikilmiş boğazın aynasında makyajımı tazeliyorum. yeniden güzel İstanbul'un koynunda doğuyorum. Her biri ayrı bir telaş içinde uçuşan Martıların peşine düşüyorum.  Kanatlarını her çırpışta dolaşıyorum İstanbul'u onlarla. Boğazı görmek, denizi,, balıkları, maviyi yeşili kucaklamak istiyorum!!!  Ben yeniden doğuyorum koynunda...

Sevim Onuralp/Hamilton

 

New York Sokaklarında

New York

Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...

Hayallerim ve Gerçekler: Küba

Kuba

Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa  diye fısıldayıp duruyordu.

S.Miguel Kalesi

S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.