| Hamilton'da Yalnız Değilsiniz |
|
|
|
| Ertan GÜN | |
|
Kanada'ya göçmeye karar verdiniz ve Hamilton'a geldiniz. Hiç bir yeri, hiç kimseyi tanımıyorsunuz. Memleketten elinize tutuşturulan yazılı bir kağıt bile yok elinizde. Üstelik iki kelime İngilizce de konuşamıyorsunuz. Belki yurtdışına ilk kez çıkıyorsunuz. Belki de paranız bitti. Açsınız, yorgunsunuz, ne yapacağınızı bilmiyorsunuz. Yaşınız kaç olursa olsun, yüreğinizi çocuksu bir hüzün kapladı. Siz sakin olmaya çalışıyorsunuz da, eşiniz ve çocuklarınız huzursuzlanıyorlar.İçinizden kimbilir neler geçerken, içinden tren geçen sanayi bölgesi bu şehre şaşkın şaşkın bakıyorsunuz. Bilinçsizce, anlamsızca bir o cebinizi, bir bu cebinizi kurcalıyorsunuz. Durun canım, telaşlanmayın hemen. Sakin olun. Boşverin geçmişi de, geleceği de. O anı yaşayın. Cebinizdeki son metelikle bir ekmek alın. Ontario Göl'ü kıyısındaki parklara gidin ve ekmeğinizi son lokmasına dek martılarla paylaşın. Derin derin soluyun havayı. Ördeklerle, kuğularla paylaşın doğayı. Sincaplar biraz ürkek olur, uzaktan izleyin onları. İzleyin, göreceksiniz yaşamı ne kadar ciddiye aldıklarını. Siz, sakın ha, aşağı kalmayın. "Yaşamak ne güzel şey anasını sattığımının, yaşamak ne güzel şey" diye haykırın onlara. Yaşamınızı sindirin içinize. Mutluluğun resmini yapamayanlara inat, siz çizin yüreğinize. İnsan olduğunuzun ayırdına varın. Adınızın önüne hiç bir sıfat, tamlama, tanımlama koymadan sadece insan kalın. Diyelim ki; paranız, kariyeriniz, siyasal geçmişiniz yok. Varsa bile sizinkilerden kimse yok. Yalnızca insansınız. Yalın, çırılçıplak, tepeden tırnağa insan. Gıptayla izlediğiniz kuşlardan daha mükemmel, kuğulardan daha harikulade. Sincapa duyduğunuz sempatiden kat be kat... Hala hayranlıkla izlendiğinizin farkında değil misiniz? Parktan ayrılın öyleyse. Beş dakika yürüyeceksiniz fazla değil. James caddesini bulun, sonra da 360 numarayı. Bulamadıysanız, elinizdeki adresi gösterin yoldan birilerine. Çekiniyorsanız polise gidin, kapısına kadar getirir sizi. Kapının üzerinde SISO yazar. Tam da içeri girecekken bakıyorsunuz ki, üstünüz başınız kırış kırış olmuş, kir-pas içinde, traşlar uzamış, hanımın saç baş dağınık, oğlanın sümükleri akıyor. Geldiğiniz memleketin deyimiyle " insan içine çıkacak hal ve vaziyette değilsiniz ". Aldırmayın, tüm ön yargıları ve koşullanmışlıkları kapının dışına bırakarak, dalın kapıdan içeri. Hangi dilden olursa olsun bir " Merhaba " deyin. Dünyada konuşulan kaç dil varsa mutlaka anlayacaklardır sizi. Dünya dillerinin tümünü duyabilmeniz mümkün orada. Kimselerin selamıyla veya Allah kelamıyla söze başlamınıza da gerek yok. Sizi işittiklerinde bir koşuşturmaca başlayacak ve konuştuğunuz dilden birilerini bulacaklardır size. "Hoşgeldiniz, nasıl yardımcı olabiliriz?" diyeceklerdir güler yüzle. Mutlaka yorgun, parasız, bilgisiz olmanız da gerekmiyor. Onlar sizin varsıllığınıza değil varlığınıza bakıyorlar. Dilerseniz milyon dolarlık olun, son model arabanız ve şoförünüzle gelin. Onlardan istediğiniz bir şey varsa, hemen yanınızdalar, yörenizdeler, arkanızdalar. Onlar ne parti, ne vakıf. Ne oy istiyorlar ne de para... Allah Allah var mı bu işte bir numara?! Hayır, yok! Onlar sadece sizin için varlar. Göçmenler, öğrenciler , sığınmacılar ... Onları tanıdığınızda -ki onlar bir takım, onlar çok iyi örgütlenmiş bir ekip- Kanada' da daha önce kimseleriniz olmadığına sevineceksiniz. Çünkü onların beklentileri yok, maddi-manevi borcunuz yok onlara. Üstelik vicdanen ezilmiyorsunuz da... Bilmem ne tarikatının üyesi, şahidi, müridi olmanıza da gerek yok... Senin ülkendeki en devrimci, en ülkücü, en müslüman insandan daha yardımcı olacaklardır sana. Emin ol ki yardım aldığını da, kimse duymaz sonra... Çalışanların çoğu göçmenlerden ve sığınmacılardan oluşmuş, deneyimlerini sizinle paylaşmak isteyen insanlar.11 yıldır tırnaklarıyla kazıyarak kurmuşlar bu kurumu. Büyük savaşımlar verererek kabul ettirmişler kendilerini. Kanada Devleti, Ontario Hükumeti büyük saygı duyuyor onlara. Saygınlıklarını söylemlerinden değil, eylemlerinden kazanmışlar. Az laf çok iş onlarınkisi... Jafarpour, 1992 yılında, bir yandan pizza dağıtıcılığı yaparken, öte yandan 5 arkadaşıyla küçücük bir odada kurduğu SISO' da bugün bine yakın kişi çalışıyor (50 kişi kadrolu, 800 kişi dönemlik çalışan gönüllüler ordusu). SISO' da her ülkenin ayrı bir masası ve sorumlusu var. Türkçe bilenlerin danışmanı Ekrem Kolcuoğlu..Bir de Neşe Burgaz var, tanışmaktan mutluluk duyacağınız insanlar. Bu yazıyı yıllar sonra okuyacaklar için isimler değişmiş olabilir, ama inanın ki SISO hiç değişmeyecektir. Şimdi de SISO' yu işlevleriyle tanıyalım isterseniz. SISO, sosyal nitelikli bir toplum kuruluşu olarak, Hamilton-Wentworth bölgesinde bulunan göçmen ve sığınmacılara hizmet amacıyla kurulmuş. Başlıca amacı, göçmen ve sığınmacılara yerleşik bir yaşam düzeni sağlayarak toplumla uyum sürecinde gerekli hizmetleri vermek. Bunu yaparken kültürel duyarlılığı gözeterek uygun bir dil kullanan SISO, toplumdaki azınlıkların gerek kısa vadede gerekse uzun vadedeki gereksinimleri üzerinde yoğunlaşıyor. Toplumda var olan yöntemleri kullanarak, kişinin topluma sahiplenme olgusunu ve bireysel yetkilerini kullanmasını öğretiyor ve destekliyor. SISO'nun hizmetleri herhangi bir dille sınırlanmamış. 45 ayrı dilde hizmet veriyor. Bu hizmetler karşılığında bireylerden para almayan kuruluş; ırk, dil, din, renk, milliyet, ülke, yaş, cinsiyet, medeni hal, özürlü, sağlıklı ayırımı yapmaksızın herkese "insan" olgusuyla yardımcı oluyor. Kanada'ya yeni gelen halkların; sosyal, ekonomik, politik ve kültürel yaşama tam anlamı ile katılımını sağlamaya çalışan SISO, buna bağlı olarak bu insanların tüm haklara sahip olduklarını öğreterek haklarını savunuyor. Kamuoyunda, basında ve tüm hükümet birimlerinde göçmenlerin ve sığınmacıların çıkarlarını gözetip, onları temsil ederek destekliyor. Göçmenlerin, sığınmacıların yerleşmeleri ve topluma uyum sağlamaları amacıyla gerekli hizmetleri vererek ilgili programları tanıtıyor. Kişilerin, kendilerine tanınmış olan hakları ve seçenekleri öğrenmelerine öncülük ederek, bilgilendirilmiş olarak kendi seçimlerini yapmalarını sağlıyor. Bireylerin en kısa sürede yasalara ve topluma sunulmuş olan hizmetlere ulaşabilmelerinde yol gösteriyor.Deneyimli tercümanlarıyla, danışmanlarıyla Kanada kurumlarında size eşlik ediyor. SISO, yeni gelmiş veya önceden gelmiş tüm göçmen ve sığınmacılara ayrıca şu hizmetleri veriyor:
SISO binasında verilen eğitimler ve kurslar ise şunlar :
Hazırlık dil kursu ve mesleki dil kursu da veren kuruluş, resmi kurum ve işyerlerinin kabul ettiği dil sınavlarını yapma yetkisine de sahip. Yeni gelenlerin İngilizce düzeyini belirleyen, Hamilton bölgesindeki tek kuruluş olan SISO'da, eğitimler sırasında ailelerin çocuklarına bakımı da sağlanıyor. Yaşlılar, hastalar ve işkenceye uğramış mağdurlar için ise özel sınıflar bulunuyor. Toplumsal yaşamın daha güçlü olmasına yardımcı olmak amacıyla, SISO yetkililerince özenle seçilmiş bu insanlar yaptıkları işten büyük bir zevk duyarlarken, siz de müthiş bir keyifle mutluluğun türküsünü bestelersiniz. Öyleyse güfte için bir şiir önerebilirim size: "Gelmiş dünyanın dört bir ucundan Yetmedi mi?! 360 James Street North. Hamilton, Ontario. Adresine gidin, orada fazlasını göreceksiniz. Yine mi yetmedi?! Aynı şairden şu dizeleri söyleyin aşağıdaki numaralara... "... Biz ne mükemmel dostlarız ki Telefon: (905) 667 74 76 Ertan Gün |
Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...
Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa diye fısıldayıp duruyordu.
S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.