Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color brick color green color

 Vahşi batının Kalbine Doğru

New Mexico

Uçağımız Albuquerque havaalanına indiğinde saat 14:00 olmuştu. Long Beach’ten direk sefer olmadığından Albuquerque’ye Salt Lake City üzerinden geldik.

Dört Mevsim California

California

 Bir California günü daha başlamıştı. Mavi gökyüzü ve enerjisini eksik etmeyen güneş. Bir de garip bir gürültü.

Yasak Şehir

Cin

Son İmparator filmini ilk kez 1987'de izlemiştim. Çin İmparatorluğu'nun son varisi Pu Yi'nin kişiliğinde...

Uzaklar.com:ANA SAYFA
70'li yıllardan gelen nostalji PDF Yazdır E-posta
Sevim Onuralp   
ImageSevim Onuralp -Dışarsının -22 dereceyi gösterdiği bir pazar akşamı gittim Nostalji gecesine. İçim titriyerek,.. ayaklarım buz kesmiş, bir akşam vaktindeydi zaman!

Beynimi kavuransa geçmişe özlem ve anılardı. Henüz bahara ermemiş yaşlarda o sıcacık ilişkilerin ve dostluğun sevdasıydı beni oraya sürükleyen.

Yaşlarımızın 50'lilere merdiven dayadığı şu yıllarda toplanan bu insanların ortak noktası ise Kanada'da yalnızca müzikdi.  Oysa birlikte olmayı düşlediğimiz, kendi dilimizdeki insanımızın azlığı ve ilgisizliği,  özlemlerimizin yanına bir de yürek sızı bırakmasaydı!...

Neyseki evrenselliğin dili müzik eşliğine katılan konukların ilgisi,  yürek sızımızı biraz olsun hafifletti.

{josquote}1970 yılların efsanevi isimlerinden oluşan bir müzik demetiydi gece. Erkin Koray, Fikret Kızılok, Barıs Manço, Cem Karaca idi gecenin yıldızları.{/josquote} 

Barış manço ile Cem Karaca'nın düeti, "Uzun İnce Bir Yoldayım", Fikret Kızılok'un,  Aşık Veysel ile görüntüleri, Erkin Koray'ın "Çöpçüler" i, Cem Karaca'nın, "Namus Belası" aldı bizleri 30 sene öncesine götürdü.

Rock müziğinin babası, elektro bağlamanın yaratıcısı, sentez adamı olarak karşımıza gelen bizim gençliğimizin bu hippi adamı, Galatasaray Lisesinde verdiği konserde,  ortaikilerde okuyan Barış Manço'yu etkileyecek kadar, hatta atom mühendisi olmayı planlarken müziğe olan tutkusuyla okulu biter bitmez müziğin içine giren Erkin Baba,  'Şaşkın, Arap Saçı, Fesuphanallah, Yağmur, Gün Doğmuyor, İlahi Morluk'  adlı parçalarında yağmur gibi yağdı bizlerin üzerine.

Yine bir Galatasaray Lisesi öğrencisi Fikret Kızılok aldı ekranı. 1954 yılında Galatasaray Lisesi ilkokul kısmında okula başlayan Fikret Kızılok ilk olarak müziğe akordiyon ile başlar. Elinden düşürmediği bu kırmızı akordiyonu ile daha ilkokulda, Taksim Belediyesinde arkadaşlarıyla konser verir. İşte onun ilk hit konser parçası " Tamzara" dır. 60'lı yıllarda gitara geçer. 69 yılında çıktığı turnede tanıştığı Aşık Veysel'den sonra müziğe bakışı değişir. Eline saz alır.  Bu sazı,  Aşık Veysel'in ölümünde kırana kadar da bırakmaz.  Unutulmazlar arasında yer alan 'Uzun İnce Bir Yoldayım, Benim Aşkım Beni Geçti, Biz Yanarız, Sen Bir Ceylan Olsan, Aşkın Mapushane' gibi bir çok eseri, bir bir geldi ekrana.

Barış Manço aldı sırayı. Daha ortaokul sıralarında  Erkin Koray'ı izlerken 'işte bende böyle olacağım' düşlerini kuran ve 1958 yılında çıktığı sahneden ölümüne kadar da inmeyen, 7 den 70 e herkesin Barış Ağbisi, hem güldürdü hem ağlattı bizleri o gece.  Farklı tarzı, kıyafetleri ve takılarıyla toplum içersinde belkide çok çabuk kabul gören ender sanatçılardan biriydi. Bizler onu uzun saçlarıyla tanıyorduk.  1985 yılında kendisiyle ve Kurtalan Express ile tanışmıştım. Bizler Halk oyunları dalında sahne alacaktık o gün. Kuliste konuşmuştum. 10 parmağındaki yüzükleri gösterip 'çok güzel olduklarını ve nerden aldığını' sormuştum. O'da bana,  'eğer saçlarını kesip ona verirsen söylerim' demişti. O zamanlar uzun ve çok gür saçlarım vardı. Oysa 'O'nun saçları benimkilerden güzeldi. Gülpembe'yi dinlerken gözyaşlarımı içime akıttım.
Söylemeye devam etti. ' Yol Verin Ağalar Beyler, Domates-Biber-Patlıcan, Yine Yol Göründü Gurbete'  ve daha nicelerini.

Cem Karaca, Fikret Kızılok'a ithaf ettiği 'Gazal' isimli şiir kitabında yazdığı dörtlükle geldi  ekrana. " Dörttük, iki kaldık" diyordu.  Oysa onu da erken kaybeden Rock ve izliyicileri olacaktı kısa bir süre sonra. Cem Karaca müziğe başladığı ilk yıllarda Jaguarlar ve Dinamitlerle Rock'n Roll tarzı müzik yapar. Askerlik döneminde bağlama çalan asker arkadaşından, bağlamayı tanır ve  ondan, Anadolu'yu öğrenir. Bu onun müzik yaşantısında gelişim ve değişim adına yaptığı izlerdir. Batı ile doğu müziği sentezi içersinde çalışmalar yapar. Kimi zaman öfkeli, kimi zaman sevdalı, kimi zaman hırçın ve küskün Cem Karaca, ilk grubu Apaşlar, ardından sırasıyla Kardaşlar, Mogollar, Dervişan ve Edirhan ile birlikte çalışır. İlk büyük çıkışı 'Dadaloğlu' ile yapan Cem Karaca, ' Nem Kaldı, Nerde Kalmıştık, Yiyin Efendiler' gibi dönemin ünlü parçalarıyla ekrandaki proğramını kendi sesinden bir şiiri ile bitirdi. Şiirinden bir dörtlük.
"Insanlar Gülüyordu de!  
Trende, vapurda, otobüste...
Yalan da olsa hoşuma gidiyor söyle!
Hep kahır. Bıktım be!"
Cem Karaca.

Üş saati aşan zaman dilimi nasıl bitmişti anlamadık. Ama böylesine değerli müzisyenlerin bir araya geldiği ve üç saate sığdırılamayacak kadar uzun gibi görünen yaşamları oysa ne kadar kısa sürmüştü. O gece hepimizin ortak noktası evrensel dil olan müzikti. O gece, anlatılan bizim sanatçımız bizim müziğimizdi. Bizim geçmişimiz, anılarımız, gözyaşlarımızdı ortak olan.

Geceyi düzenleyen Ünal Bahar ve arkadaşlarına, hüzünlerde neşelerde, oyunlarda, özlemlerde ve unutulmuş anılarda bizleri bir araya getirdikleri için teşekkürler.

 

New York Sokaklarında

New York

Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...

Hayallerim ve Gerçekler: Küba

Kuba

Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa  diye fısıldayıp duruyordu.

S.Miguel Kalesi

S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.