| Toronto'da lezzetli bir kültür: Levantes |
|
|
|
| Ertan GÜN | |
|
Dünyanın en ünlüsü değilse de, en uzunu Yonge Caddesi. 1896 Km.’lik caddenin üzerinde, göküzündeki bir yıldız zerreciği Levante’s.
Akdeniz kültürünü ve mutfağını tanıtmaya çalışıyor Kuzey Amerika’da. Mini minnacık bir lokanta. Sigarasız, içkisiz ve temiz. Dünyanın en uzunu değilse de, belki en kalabalık, belki en muhteşemi ise; İstiklal Caddesi. Nam-ı diğer: Pera… “Karşı yaka” ve “öte” anlamındaki Pera’yı, “Pera” yapan da Levantenler. Avrupa kökenli olup bir doğu limanında yaşayanlara deniyor Levanten. Bizans’ın son döneminde Galata’nın ticari yaşamına Latin kökenliler hakimmiş. Galata, Türk yönetimine geçince, Ceneviz’den kalan bu Latin kökenlilerin tamamı Galata’yı bırakıp gidememiş. Kalanlar da, Türk döneminin Levantenlerinin çekirdeğini oluşturmuş. Galata ve Pera’nın gelişiminde, mimarisinde büyük rol oynayan hırıstiyanlara ‘Levanten’ adı verilmesi 14. yüzyıla dayanıyor. Ama memur emeklisi Tevfik Pülten’in baba yüreği, bir türlü evlat hasretine dayanamıyor. Beyoğlu’nu ve Levantenleri arkasında bırakarak, Toronto’ya kendi ‘levent’ lerine koşuyor. Yıllardır özlemiyle yanıp tutuştuğu evlatları Aytekin ve Serdar’a geliyor. Göçmen oluyor, Toronto’da 5 yıl kalıyor. Ancak, yaş 63 olunca, başka bir hasret başlıyor: “memleket hasreti”. Bir ara dönmeyi düşünüyor. Tepebaşı’ndan güneşin batışını izler gibi, uzun uzun iç geçiriyor Ontorio Gölü’ne karşı. Bir tarafta çocukları, öte yanda İstanbul... Pera... Galata. Bir arkadaşı giriyor kanına, “gel” diyor; “hem çocuklarınla kal, hem kültürünü yaşa”. Böylece, 10 Kasım 2003’te kuruluyor Levante’s, Yonge Caddesi no 1406’da. Bir ara “Pera” koymayı düşünüyor dükkanının adını. Vazgeçiyor, kendisi gibi Beyoğlu aşıklarının adını koyuyor: “Levantenler”. İddialı bir dekarasyona girişiyor Tevfik Pülten. En ince ayrıntıyı gözden kaçırmıyor.Duvarlarını küçük kartpostallı Türkiye resimleriyle süslüyor. Fondaki müzik Klasik Osmanlı Musikisi. Mersin’ deki meşhur Hacı Bey Kebapçısı’nın Baş Ustası olan Akif Hakan Babacan’ı getirtmiş. Dükkana gelenlerin memnun ayrılması, onu çok mutlu ediyor. Pek az gelen Türk müşterileri ise buruk bir sevinçle yad ediyor. Durmaksızın 15 saat çalışıyor. Durduğu zamanlar da kitap okuyor. Bilgisayar mühendisi olan çocukları ancak haftasonları yardımcı olabiliyor ona. Herşeyin başı o. Tevfik Pülten’e göre ise lokantanın direği karısı. Çok beğenilen Ezo Gelin Çorbası’nı, kazandibi’ni, baklava’yı ve yaprak sarma’yı hergün karısı yapıyor. Dükkan kaça kurulmuş? Kazancı kurtarıyor mu? Anapara çıkar mı? Pülten, bu konulara girmek bile istemiyor. Bir kültürü tanıttığını söylüyor. Bunun da kendisi için bir yaşama sevinci olduğunu belirtiyor. Kültürel değerlere çok önem veriyor. Çünkü bu onun mesleği; uzun yıllar TBMM’ye bağlı Milli Saraylar Daire Başkanlığı görevini başarıyla taşımış. İstanbul Büyük Şehir Belediyesi’nde, Kültürel ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı yapmış. Lokantasında, Kanadalı bir kolej öğrencisinin yemeklerini yiyerek ve inceleyerek ödev ( kültür tezi) hazırlamasını keyifle anıyor. Anlatırken gözleri bir parlıyor, bir doluyor. Tıpkı, yıllarca Erzurum’da yaptığı edebiyat öğretmenliği günleri gibi... Levante’s: 1406 Yonge St. ( St.Clair) Toronto,On.M4T 1Y5 Ertan Gün ERTAN GÜN'ÜN DİĞER YAZILARI
{modulebot module=İLGİLİ LİNKLER} |
Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...
Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa diye fısıldayıp duruyordu.
S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.