YAZARLAR
Volkan ACAR
Vatansever Sebze Çin Lahanası | Vatansever Sebze Çin Lahanası |
|
|
|
| Volkan ACAR | |
|
Kasım’ın ortasına gelmemize karşın havalar hala sıcak ve güneşli. O bütün kış hüküm süren soğuk, kapalı, puslu havalar henüz yüzünü göstermedi Pekinlilere. Oysa önceki yıllarda bu dönem soğuklar çoktan başlamış, en azından 1-2 defa yoklamış olurdu.
Gerçi hava ne kadar açık ve güneşli olsa da, sokaklarda şöyle bir dolaşmaya çıktığınızda Pekin’de kışın yaklaşmakta olduğunu kolayca anlayabilirsiniz.
Çünkü Pekin’de bu günlerde kaldırımlar, Çin lahanası yığınlarınca işgal edilmiş durumda. Tarımın geri, ulaşımın yetersiz olduğu ve coğrafi nedenlerden dolayı her daim taze sebze bulmanın zor olduğu eski dönemlerde, Pekinlilerin başlıca besin kaynağı lahanaymış. Çünkü bulabildikleri tek sebze oymuş. Kasım ayında her ailenin satın aldığı yüzlerce lahana, kilerlerde ya da depolarda istiflenirmiş. Evlerinde buzdolabı olanlar lahanaları dolapların içine, olmayanlar da çatıların üzerinde yığarlarmış. Hatta, fazlaca lahana satın aldığı halde bunları depolayacak yeri olmayanlar, komşularından yer kiralayıp lahanalarını buralarda saklarlarmış. Anlatılanlara göre bunları saklamak da kolay değil, zahmetli bir işmiş. Lahanaların çürümesini önlemek için özel bakıma ihtiyaç varmış. Birkaç haftada bir kilere girilir, lahanalar tek tek dışarı çıkartılır ve çürüyen dış yapraklar temizlenirmiş. Çürümüş yapraklarından ayıklanan lahanalar bir süre güneşte bekletilir ve sonra tekrar kilere kaldırılırmış. Halkın neredeyse başlıca besin kaynağı durumundaki Çin lahanasına uzun yıllar boyunca hükümetin sübvansiyon uyguladığı biliniyor. Bu sübvansiyon 1992’ye kadar da sürmüş. Çünkü amaç, halkın ucuza beslenmesini sağlamak. Bu nedenden ötürü de Çin lahanası “vatansever sebze” olarak da adlandırılmış. Yaşı 50’nin üzerindeki Pekinliler, bu lahana yığınlarının eskisi kadar yaygın olmadığını söylüyorlar. Ve ekliyorlar: Çünkü artık biz de eskisi kadar fazla miktarda lahana satın alıp istiflemiyoruz. Yazının burasına geldiğimde şöyle bir düşündüm. Acaba Çin’e geldiğimden bu yana kaç çeşit lahana yemeği yemişimdir diye... İşte ilk aklıma gelenler… Ekşi soslu lahana, lahana çorbası, lahanalı tofu çorbası, buharda pişmiş lahana, kurutulmuş karidesli lahana, lahanalı gözleme, lahana salatası, hardallı lahana, acılı lahana turşusu, lahanalı Çin makarnası, lahanalı ve kıymalı mantı. Türkiye’de yatılı okullarda yediğim kapuskaları bir türlü sevememiştim. Tatillerde eve gittiğimde yediğim etli lahana sarma ve lahana turşusu ise, bana bu sebzeye haksızlık etmemem gerektiğini hatırlatırdı.
Ama artık marketlerden taze sebzeyi her istediklerinde bulma olanağına kavuştukları için, çocuklarını ucuz lahana almaya gönderip, bunları depolaması için komşularıyla kira pazarlığı yapmak zorunda da hissetmiyorlar kendilerini. Bakalım 5-10 yıl sonra da Pekin sokakları, Kasım ayında lahana yığınlarına tanık olacak mı? |
Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...
Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa diye fısıldayıp duruyordu.
S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.