| Niagara'dan Hamilton'a yol gider... |
|
|
|
| Ertan Gün | |
|
Hamilton kenti; Ontario Gölü kıyısında, Erie Gölü ve Niagara Çağlayanı’na 70’er km uzaklıkta bir yarımada üzerinde yer alır. Niagara’da iki çağlayan var: ‘The Amerikan Falls’ ABD’ye ait. Daha muhteşemi ve genişi, 675 metrelik ‘Horseshoe Falls/ Atnalı’ Kanada’nın. “Niagara” yerli dilinde; “Thunder Of Water/ Suyun (gök)Gürültüsü“ anlamına gelir ve dakikada 155 milyon litre su çağlar. 55 km uzunluğundaki Niagara Nehri ile birlikte, Ontario ve Erie Gölleri’nin de, hem ABD’ye, hem de Kanada’ya karasuları bulunuyor. Her iki göl de, Marmara Denizi’nden daha büyük. Marmara Denizi: 11.350 km kare iken, Ontario Gölü: 19.500, Erie: 25.700 km kare. ABD’nin New York eyaletinden, Kanada/ Ontario’ya, Niagara Nehri üzerindeki dört köprüden birinden geçilir: Peace Bridge/ Barış Köprüsü, Rainbow Bridge/ Gökkuşağı Köprüsü, Whirlpool Rapids Bridge/ Devinimli Girdap Köprüsü ve Lewiston-Queenston Bridge (ABD ve Kanada’daki iki kentin adıyla anılan köprü) * * * Niagara Nehri’nin, Ontario Gölü’ne döküldüğü bölümdeki yerleşimin adı: Niagara On The Lake. Tarihi, turistik, egzotik bir kent. Sahil burnunda Kuzey-Güney Savaşlarına sahne olmuş bir de kale var. Karşı kıyıda ise; ABD Kalesi. Komşu kent St.Catharines, üzüm bağları ve şaraplarıyla ünlüdür. Eylül ve ekim aylarında 10 gün süren şarap festivalleri olur. Bölgeye yakın ‘Welland Su Kanalı’nı da görmeden geçmemek lazım. Göller yoluyla okyanusa açılan yük gemilerinin geçtiği kanallar vasıtasıyla, iki göl arasındaki suyun kot farkı ayarlanarak, doldur-boşalt yöntemiyle gemilere yol verilir. Sadece tek geminin sığabileceği kanalda; gemilerin suyla birlikte yükselmesini ve alçalmasını izlemek ilginç! Kanalın iç yanaklarına tayfalarca yazılmış duvar yazılarından, Türk adlarına rastlamak da enteresan! Hamilton kenti, parklar cenneti; 310 park alanına ev sahipliği yapar. 32’si doğal parktır bunların; bazısının içinden irili ufaklı çağlayanlar akar. Göl kıyısında yürüyen insanlar; ‘Bayfront’ ve ‘Pier 4’ parklarının birbirine geçişli ve düzenli yollarında huzurlu ve mutlu. Paten yapan genç bir anne, zig zag yaparak gezdiriyor bebeğinin arabasını. Bisiklet süren bir baba, mini römorkla çekiyor, ardındaki oğlunu. Gölde ördekler yavrularını; çimde çocuklar uçurtmalarını uçurmaktalar... * * * Dışarda gürül gürül bir dünya; Mevsim sonbahar. Ağaçların yaprakları dalları; yeşilleri, sarıları, alları. Bordoya çalıyor turuncunun tonları. * * * Dünyaca ünlü botanik bahçesi ‘Royal Botanical Gardens’, Hamilton’u Burlington kentine bağlar. Burlington, İzmir’in Kordon semti gibi. Sahil şeridi Kordon’dan daha uzun; trafik uzaktan akar. Parkur bitince, plaj başlar. Kumsalın arkası piknik alanı. Göl kıyısından otoyla Toronto’ya 50 dakika... Aynı süreçte farklı bir göle; ‘Port Dover’ tatil beldesine de gidebiliriz. Port Dover, Harley Davitson motorcularının da uğrak yeridir. Hele ki, özellikle, takvimler 13. Cuma’yı gösteriyor ise; Harley Davitson motorluların yüzlercesi, yine Port Dover’da... Motorların terkesindekiler 50-60 yaşındalar; Harley Davitson markalı deri montları, çizmeleri ve pantalonları; kaskları ve güneş gözlükleriyle şahin gibiler. ABD ve Kanada’nın çeşitli eyaletlerinden gelen Harleyciler, o gün orada kamp yapacak ve yeniden motorlarını maviliklere sürecekler... Arzu edenler, Port Dover sahilinden günübirlik batıya; ‘Turkey Point’, ‘Port Rovan’ ve ‘Long Point’ plaj köylerine giderler. Arzu edenler doğudan; ‘Port Maitland’, ‘Long Beach’, ‘Port Colborne’, ‘Crystal Beach’, ve ‘Ft. Erie’ tatil kentlerinden, tekrar Niagara’ya dönerler. Erie Gölü’nden gelip, Niagara’da gökkuşağıyla sevişen sular; 54 m*. yüksekten raksederek çağladıktan sonra; kendine başka yatak bularak Ontario Gölü’ne akar. Dışarda gürül gürül bir dünya; ”...Hayat yükselen bir daire, Ertan Gün Not: * Horseshoe Falls 54 m. yüksekliğinde, The Amerikan Falls 64 m. |
Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...
Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa diye fısıldayıp duruyordu.
S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.