YAZARLAR
Remzi GÖKDAĞ
Bu kentin sokaklarında... | Bu kentin sokaklarında... |
|
|
|
| Remzi GÖKDAĞ | |
|
Bu kentin caddelerine palmiyelerlerin gölgesi düşer. Bir kenarı Mojave Çölü'nün sıcağıyla kavrulur, diğer tarafı Pasifik Okyanusu'ndan gelen esintiyle serinler. Dağlarında kayak, okyanusta sörf yapanlara rastlanır. 14 milyona yakın insan yaşar sokaklarında. Kenti saran otoyollar günün her saati kalabalıktır. Dünyanın dört bir yanından gelmiş insanlar yaşar burada. Çin Mahallesi, Meksika Mahallesi'ne komşudur. Hemen yanında Japon Mahallesi'nin sokakları başlar. Bunları Kore Mahallesi izler. Filipinlilerin bölgesini Vietnamlıların yaşadığı Küçük Saygon'dan ayıran sadece bir caddedir. Dünya üzerinde konuşulan dillerin tamamına yakını bu kentin sokaklarında duyulur. Etnik marketlere yapılan bir ziyaret sizi başka coğrafyalara götürür. Film dünyasının kalbi bu kentte atar. Dünyanın başka köşelerinde izlenilen filmler bu kentin stüdyolarınca gerçekleştirilir. Aktör ve artist adayları bu kentin caddelerini, film şirketlerinin kapılarını aşındırır. Onları bir restorantın köşesinde otururken, bir cafede sohbet ederken görebilirsiniz. Alışveriş yaptıkları mekanlara giderseniz yüzüne yabancı olmadığınız simaları görürsünüz. Trafikte solladığınız aracın içindeki aktörün Jack Nicholson olduğunu son anda fark edebilirsiniz. Bu kentin bulunduğu eyalet üzüm ve portakallarıyla ünlüdür. Bir de peynirleriyle. Şarabın iyisi bu kentte içilir. Peynirin iyisi bu kentte yenir. Portakalın 40 çeşidine bu kentte rastlanır. Bu kentte yaşayanlar spora meraklıdır. Her mahallenin kapalı spor salonu, yeşil alanı vardır. Basketbol revaçtadır. Kentin takımı şimdiden üç NBA kupasını aralıksız müzesine taşımıştır. Beyzbol da sevilir bu kentte. Takımları dünya şampiyonudur. Voleybol'u salonda oynamaz bu kentin insanları. Plajlarda yapılan turnuvalara ülkenin her kentinden katılım olur. Okyanus boyunca uzayan caddelerinde koşanlara, bisiklete binenlere sıkça rastlanır. İnsanlar sürekli hareket halindedir bu kentte. Kimi okyausun dalgalarında sörf yaparak boğuşur, kimi karlı dağların tepelerindeki pistlerde kayak yaparak rahatlar. Bira, tekila ve kolanın yanı sıra kahve bu kentin en çok tüketilen içkilerindendir. Sabahları işine giderken arabasında kahve kabı olmayan sürücüye pek rastlanmaz. Coffe Shop'lardan müşteri eksik olmaz. Kimi sade, kimi latte tercih eder. Buzlu kahve içenler de çoğunluktadır. Bu kenti belirleyen sadece gösterişli mekanları değildir elbette. Çelişkiler yaşamın bir parçasıdır burada. Vitrinlerine bakmaya doyamayacağınız mağazaların yanı sıra caddelerinde yürüyemeyeceğiniz mahalleleri de vardır. Burada kurallar hemen değişir. Polis egemenliğinin giremediği bölgelerde mahalle çetelerinin kanunları geçerlidir. Uyuşturucu ticareti bu mekanlarda başlar, kentin diğer bölgelerine halka halka yayılır. Eğer yolunuz yanlışlıkla bu mahallelerden birine düştüyse sizi bekleyenin ne olduğunu tahmin edemezsiniz. Hareketleriniz sizi ele verir. Gözleriniz ‘Ben buranın yabancısıyım' der. Yolunuz her an kesilebilir. Şanslıysanız cüzdanınıza her an el konulabilir bu mekanlarda. Şansınız yoksa kaybedeceğiniz sadece cüzdanınız olmayacaktır. Ülkenin en tanınmış, en zengin, en güzel simalarının dolaştığı sokaklar aynı zamanda evsizlerin de mekanıdır. Arabanızın camını silmek için trafik ışığında beklemezler genellikle. Avuç açıp para istediklerine de pek rastlanmaz. Yiyecekleri kiliselerce ya da gönüllü kuruluşlarca karşılanır. Öğle ve akşam yemekleri düzenli olarak verilir. Kalacak yerleri devlet tarafından karşılansa da onların tercihi sokaklardır. Amerikanın en zengin kentinin vazgeçilmez manzarası, anlaşılmaz trajedisidir onlar. Bu kenti hakkıyla yaşamak para ister. Yani biraz fazla miktarda... Ev kiraları geneli yansıtmaz, yüksektir. Ülkenin en pahallı benzini bu kentte satılır. Elektiriği, suyu, telefonu ucuz değildir. Vergiler yüksektir. Devlet bu kentte yaşamanın faturasını size her alanda soracaktır. Herşeye rağmen bu kentte yaşamak güzeldir. Çok kişinin hayalini süsler. Planlar bu kente göre yapılır ve bozulur. Yıllar önce büyük düşü yaşayanların kurduğu kent bugün bu düşe ortak olmak isteyenlerin mekanıdır. Bu kentin adı Los Angeles'tir. Melekler Kenti de denir. İki harfle simgelenir: LA |
Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...
Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa diye fısıldayıp duruyordu.
S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.