| Kanada'da $$MoneyToba$$ |
|
|
|
| Ertan GÜN | |
|
Kanada’da son iki yıldır, Manitoba ve Alberta eyaletlerine iç göçler artıyor. Yaşadığım kent Hamilton’un Türkleri, sanki yarı yarıya azaldı gibi.
Toronto’daki sohbetlerde de, Manitoba ve Alberta konusu gündemden düşmüyor. Ontario sürekli göç veriyor. Kalem arkadaşım, Kanadainfo.com yazarlarından yeni göçmen Özen Üşenmez, bu konuyu şöyle yorumladı: “Göçmenler için en kritik nokta; eğitimine, bilgisine, ilgisine veya deneyimine uygun keyif alabileceği, getirisi düzgün bir iş bulabilmektir.”
Mutluluklarını, yaşamını, deneyimlerini kanadainfo.com’da anlatan Özen Üşenmez, 27 yıllık yaşamına çok şey sığdırmış. Dokuz Eylül Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği bölümünde öğrenciyken, yerel radyo ve televizyonlarda program yapımcılığı, seslendirme ve sunuculuk yapmış. Tatillerde çocuklara satranç öğretmenliği, İngiltere’de Au-Pair’lik… Ovacık Altın Madeni’nde maden jeologluğu; Ovacık’ın kapanmasının ardından, petrol sektörüne geçiş… Diyarbakır, Batman dolaylarında petrol kulelerinde tutulan nöbetler… Meslektaşı Kerem Üşenmez’le evlenip, 2005 yılında ‘Altın Yatakları’ üzerine yüksek lisansını da tamamlayınca, ver elini Kanada… Mart 2006’da kısa süreli Toronto ve ardından Manitoba… Neden Manitoba? Hudson gölü kıyısıyla birlikte doğudan Ontario’ya, kuzeyden Nunavut’a komşu olan Manitoba’nın, batıdan Saskatchevan, güneyden ABD’ye sınırı bulunuyor. 647.797 km2’ lik eyaletin nüfusunun yarısından fazlası, başkent Vinipeg’te yaşıyor. 1996’ da 1.113.898 olan Manitoba’nın nüfusu; 2003’de 1.162.776’ ya, 2006’da 1.178.348’e yükselmiş. “Niçin Manitoba?!” sorusunun yanıtını, Manitobalı Özen Üşenmez’ den alalım: ‘People First HR Services Ltd.’ şirketinin üst düzey yöneticilerinden John McFerran; “25 yıllık iş hayatımda ben böyle bir şey görmedim! Bugüne dek, ekonomik patlama yaşayan Alberta ve Ontario eyaletlerine eleman gönderiyorduk, tarihte böylesine bir iş gücü açığımız olmamıştı” diyor. Manitoba’da işsizlik oranı Mayıs 2006’da yüzde 4.2 iken, Haziran 2006’da yüzde 3.6’ ya düştü. Eyalet, mühendisten muhasebeciye, orta ve üst düzey yöneticiden, aşçıya kadar hemen her alanda ekspertiz ihtiyacı içerisinde. Bu ihtiyaçların giderilememesi şirketlerin büyüme hızını olumsuz yönde etkiliyor. Daha özel örnekler vereyim: John Bocksteal (Winnipeg Construction Association) sürekli, halı kaplamacısı, beton ustası ve sıvacı geresinimi duyuyor. Ücretler ise halıcılara saatte 25 dolar, sıvacılara 21- 22 dolar civarında. ‘Canada Safeway’ marketler zinciri, 35 mağazasında çalıştırmak üzere Manitoba bölgesinde 300 kişi arıyor. Kasiyerler için ücret saatlik 8.25$, raf görevlileri için 7.25$. Ayrıca fırıncı ustaları, eczane ve dağıtım ekibinde de eleman ihtiyaçları bulunmakta. Bu yaz, 1400 kişilik yaz stajı konumu dolduralamadı. Staj arayan öğrencilere duyurulur (Winnipeg’s Student Job Centre) ‘Wardrop Engineering Ltd.’ çok çeşitli alanlarda çalıştırmak üzere 20 uzman arıyor. Aldıkları yeni Vinnipeg havaalanı projesi onları hızla büyümeye itiyor. Şu anda elemana gereksinim duyulan iş alanlarının bir kısmı İngilizce söylemek gerekirse şöyle: “Senior accountant, a project manager, a construction manager, a human resources adviser, (2) water and waste engineer, a hydraulic modeller, a structural technologist, a construction inspector, an intermediate fisheries biologist, a limnologist, a senior environmental scientist, an intermediate scientist, a drafter and a senior scientist.” Manitoba’da hemen her mağazanın girişinde “Sizi Arıyoruz!” yazıyor, çıkışta ödeme yaparken kasa önündeki iş başvuru formlarını gözden kaçırmanız mümkün değil. Gazetelerdeki ‘kariyer’ ekleri, her alanda iş ilanlarıyla dolup taşıyor. Şirketler, tercih edilebilmek için maaşları ve emeklilik paketlerini cazip tutmaya çalışıyorlar. Metal fiyatlarının yükselmesiyle birlikte maden sektörü de, son bir kaç yıl içerisinde tırmanışa geçti. Bu tırmanış veya iyiye gidişin, 20-25 yıl daha süreceği öngörülüyor. Bir madende, inşaattan elektriğe, kimyadan metalurjiye, makineden jeolojiye kadar hemen her tarzda mühendise iş vardır. Kanada maden cenneti, şirketler hızla büyüyor. Üretimlerini ve eleman sayılarını hızla arttırıyorlar. Maden araştırmalarına, her gün bir yenisi ekleniyor. Aynı konu petrol sektörü için de geçerli. İş, sadece mühendisle bitmiyor; insan kaynakları uzmanları, ekonomistler, muhasebeciler, işletmeciler, IT, iş güvenliği uzmanı, avukat, topograf ve düz işçi de aranıyor. Ancak unutmamalı ki, madenler ve petrol kuleleri şehrin göbeğine kurulmuyor. Mısırlı ve Zimbabveli iki aile tanıştım. Mısırlı çift, doktor ve inşaat mühendisi, Zimbabveliler ise maden mühendisi. Öyküleri aynı; önce Toronto’ya yerleşiyorlar, iki üç yıl büyük mücadeleler veriyorlar. Fakat istedikleri gibi iş bulamıyorlar. Diledikleri hayata Manitoba’nın kuzeyinde küçük bir kentte kavuşuyorlar. Başlıyorlar eğitimlere ve sertifika programlarına. O dönemin zor olduğu kadar, ülkeye alışmalarına ve dillerini geliştirmelerine faydalı olduğunu da inkar etmiyorlar. Bize hep çalışmayı öğrettiler, bir de sınava girmeyi… Ama, hobilerimizi geliştirmediler. İlkokulda, ortaokulda, lisede garip ve anlamsız sınavlar için hafta sonlarını dersanelerde geçiren zavallı bir nesiliz. Çalıştığımız şirketler bizi haftada 50-60 saat çalıştırdı. Hobimiz uyumak oldu, arada bir de rakı sofrası düzüp, efkar dağıtmak. Eğer çok zinde ve şanslıysak sinemaya gitmek, kitap okumak, okurken uykuya dalmak, işe giderken arabada keyifli bir Cd dinlemek… Şimdi farkediyorum ki, kendime ayıracak vaktim var artık; hem de istediğim her şeyi yapmaya… İstersem müzik aleti çalmayı öğrenirim, istersem resim yaparım. Kitap okuyacak vaktim var. Kurslara gidebilirim, spor yapabilirim. Okumak isteyene üniversitelerin kapıları açık. Burslar, krediler var, yeter ki isteyin. Ayrıca otuzlu, kırklı yaşlarda eğitim almak burada çok yaygın. Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|
Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...
Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa diye fısıldayıp duruyordu.
S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.