Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color brick color green color
Uzaklar.com:ANA SAYFA arrow YAZARLAR arrow Ertan GÜN arrow Gurbet ne yana düşer?
Gurbet ne yana düşer? PDF Yazdır E-posta
Ertan GÜN   

Çocukluğumda “fani” sözcüğüne çok gülerdim. Hala gülerim.
Çoğunlukla din adamları kullanır bu lafı: “Bu dünya fani!”
Bana çok komik gelirdi.

Yılmaz Erdoğan,  “Organize İşler” filminde işlemiş bu espriyi. Cinayet işleyene “cani” deniyorsa, zina yapana da “zani” demiş.

“Fani” ne oluyor, peki?!

‘Fun’ dan türetilmiş herhalde, diye düşünürdüm. Yazılışı ‘fun’, okunuşu ‘fan’.

Funny.

Türkçesi, eğlenceli.

Fan-i-yiz işte, fena mı?

Ama, bir gün gelecek, “Paydos” diyecek tabiat ana: “Gülmek, ağlamak bitti çocuğum...”

Kızım, sana “fani” demedik mi? Bak, bitti işte!... Avucunun içinden kayıp, gitti işte!...

Nasıl söyledin o yalanları?! Hikayeden neden kırdın insanları? Niçin geçinemedin kardeşinle bile?

Tarlandaki suyun için, kapındaki çöpün için, apış aranın keyfi için, neden kıydın karşındakine?!

Farklı siyasetine, tarihteki olan bitenine, tanrıyı kavrayış biçimine, dünyayı algılayış şekline …

Yapsana bana bir tane can!

Üretsene!

Delsene, yerin yedi kat dibini. Ocaklar yapsana!

Arasana del-geç gemisiyle fersah fersah!

Arzın merkezine dalsana.

Yaratsana!

* * *

Sen yaratmadıysan da, senin için yaratıldı bu dünya. Bu dünya, elbette ki senin için yaratıldı, döllenmeden ölen spermler, ceninler, embiryolar için değil…

Hiç düşündün mü, bu dünyaya niçin geldiğini?

Hoşgeldin. Bak bakalım ne görüyorsun? Peki ama, neden hor görüyorsun?!

Yeryüzüne hükümran ol diye doğurmadılar seni. Sömürmeye, horlamaya, aşağılamaya, ezmeye, dövmeye, doğurmadılar!

Hoşgeldin.

Neden, henüz daha insan olamadan,  kudretli olmaya çalışıyorsun?!

Hoşgeldin.

Senden olmayana neden düşman kesiliyorsun? Nereden biliyorsun senden olmadığını?! Neye göre genelleme yapıyorsun?!

Senin söylediğin şeyin sorgusuz sualsiz kabul edilmesi, onun gerçek olduğu anlamına mı geliyor?

Nereden biliyorsun?!

Emin misin?!...

* * *
Sahi, biz neyi biliyoruz?!

Yalnızca bize öğretilen ve ezberletilen şeyleri biliyor, ve salt onları bildiğimiz  için de, sadece onları görüyoruz.

Bu dünyaya bize öğretilenlerin dışına çıkarak bakmaya ve onu olduğu gibi görmeye çalıştık mı hiç?

* * *

Geldik Kanada’ ya... Kendilerini ülkelerinde ifade edemeyenlerin göçüp geldiği bu ana karada her ulustan insan var.

Genellikle ezilen, bunalan, sıkılan bireylerden oluşmuş bu topluluklar, kendi komünlerini kurmuşlar Kanada’da.

Community?!

Community: Müşterek tasarruf, ortak mal sahipliği.

Community: ‘Toplum’, ‘cemiyet’, ‘halk’, ‘topluluk’.

Müşterek tasarruf, ortak mal sahipliği...

Bu sözcüğün derinliğini kavrayabilmek için çeviri sözlükleri yetmez sanırım. Siyaset ve felsefe sözlüklerine de bakmak lazım. Sosyoloji ve tarih de okumak lazım. Öğrenip, bilinçlenmek lazım.

Sakın ha hiç kimse, bir büyüğüne sormasın!

Kanada’nın sosyal adaletle, eğitimde fırsat eşitliğiyle, inançta özgürlükle, sosyal güvenlikle, ırkların kardeşliğiyle, insani değerlerle yükselerek gelişmeye başlaması, işte bu komünlerin sayesindedir.

Daha dün iç savaşlardan kaçmış İtalyanların, Ukraynalıların, Portekizlilerin, Kanada’da güçlü toplumlar oluşunun temelinde, komün felsefesi yatıyor.

Kanada’ya ilk göçtüklerinde, faşisti de aynı çatı altına gitti, komünisti de; kilisedekiler de koşa koşa gittiler, içki parasını bağışlayanlar da…

Çünkü artık, insan olmanın ayırdına varmak istiyorlardı.

Onlar artık, dünyayı ve barışı solumak istiyorlardı.

Artık yaşamı.

Savaşlardan arta kalan yaşamı.

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

 

New York Sokaklarında

New York

Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...

Hayallerim ve Gerçekler: Küba

Kuba

Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa  diye fısıldayıp duruyordu.

S.Miguel Kalesi

S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.