Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color brick color green color

 Vahşi batının Kalbine Doğru

New Mexico

Uçağımız Albuquerque havaalanına indiğinde saat 14:00 olmuştu. Long Beach’ten direk sefer olmadığından Albuquerque’ye Salt Lake City üzerinden geldik.

Dört Mevsim California

California

 Bir California günü daha başlamıştı. Mavi gökyüzü ve enerjisini eksik etmeyen güneş. Bir de garip bir gürültü.

Yasak Şehir

Cin

Son İmparator filmini ilk kez 1987'de izlemiştim. Çin İmparatorluğu'nun son varisi Pu Yi'nin kişiliğinde...

Uzaklar.com:ANA SAYFA
Yollarda Serüven 2 PDF Yazdır E-posta
Hasan Kantarcı   

Yol boyunca bize eşlik eden müzik arabanın içinde sessizliği bozuyor, notalarını kulaklarımıza gönderiyordu. Çam ormanlarıyla kaplı manzara; arabanın camından onu seyrettiğimizden habersiz önümüzde, duvarda asılı tablo gibi görünüyordu.

Dağın diğer yarısında da havanın ve manzaranın aynı olacağı düşüncesiyle Zigana tüneline girdik. Ben 1820m. Uzunluğundaki tüneli gözlerimi kapatıp güzel bir gün daha yaşayacağım mutluluğu içinde geçerken; Seyfettin alınan sucukların kuzinede kızarmış halini, Erdem bey yol boyunca ve mağarada ki fotoğrafları, Kubitay en arka koltukta oturmuş, düzenlediği gezinin sorumluluğunu, halis ve Ömer arkadaşımız molalarda yiyecekleri çikolataları düşünüyor olabilirdi…

Tünelin sonuna geldiğimizde hayal kırıklığıyla beraber kısa bir sessizlik yaşadık. Karşılaştığımız yağmurlu manzara arabanın içinde soğuk duş etkisi yapmıştı. Yağmurun cama vuran halini izlerken  Artabel dağlarında bir boran hüküm sürüyordu..

Bu sessizliği; serap’ın geziye gelmek istemeyip te yaka paça gelmesini sağlayan Ömer’e şakayla karışık bağırması bozdu. Sonrasında ise bizi güldüren esprileriyle yolculuk, eski neşesini bulmaya başlamıştı. Hele hele yağmurun zaman zaman yerini güneşe bırakması şarkıların dudaklarımızla yeniden buluşmasını sağlıyordu.

Artabeli yaran vadi boyunca kurulan köylerin arasından geçerken; kimi insanlar, çitle çevrili evlerin avlusunda ya da kerpiç saçakların ardında güneşte kemiklerini ısıtıyor kimileri, bir ceviz ağacının gölgesinde serinliyor kimileride, köhne bir kahvenin verniksiz güveli tahta masalarına, dirseklerini dayamış kıtlama şekerle çaylarını yudumluyordu.

Biz yol üzerinde ki bu manzaraların birinde durup civar kayalıklardaki mağaraların efsanelerini dinledik. Daha sonra üç bacalı mağaraya gitmek için yola koyulduk. Aracımızla çıkabileceğimiz son noktaya gelmiştik. Artık tabanları yağlama zamanıydı şimdi. Topuklara kuvvet…

Artabel’den akan bulutlar gökyüzünü doldurmaya başlamıştı. Şiddetli kıştan sonra 800m. lik. dik yolda baharın güzel yağmurlarında yürürken, grubun en arkasında olduğumdan patika yolun çamurlu hali bana kalıyordu. Yolu tamamlamaya çalışırken, bir ara yorulduğunu hissettiğim Köksal arkadaşımdan sırt çantasını taşımayı istedim. Ama o yorulmamıştı ki ilk düzlüğe grubun, önünde tamamlayarak çıktı.

1.ci moladan sonra yağmurla başlayan yürüyüşümüz, patika üzerindeki bir kulübeden kemere sıkıştırılmış çalı çırpıyı sırtımda taşıyarak devam etti.

 MAĞARAYI KEŞFETMEK

Dere boyunca kayalıkların arasından görünen manzara zirveden görünmüyordu. Islanan çamaşırlarımızı değişmek için her birimiz bir ağacın görünmezliğinde kaybolurken, Kubitay mağarayı keşfe çıkmıştı. Giderken kuzineyi yakmayın demeyi de ihmal etmedi. Ama Seyfettin durur mu? Yol boyunca ağzını sulayan sucukları bir an önce tatmalıydı.

Seyfettin önce kemeri çözdü. Sonra avuçlayıp hepsini üst üste yere koydu, teker teker her birini kuruladıktan sonra çatallı olanları tüfek çatması gibi birbirine geçirdi. İnce kalanları alevi horlamak için titizlikle diğerlerinin arasına yerleştirmeye başladı. Artık her şey hazırdı. Ancak kuzineyi ateşle tutuşturacak kâğıt yoktu. Herkes kâğıt ararken Seyfettin cebini karıştırıyordu. Bulduğu 20 milyonluğa kıyamayıp tekrar yerine koydu. Müjgan’ın kullanılmış kâğıt mendil fikri işe yaradı. Ve kuzine alev alev yanmaya başladı.

Sucuklar kızarıp ekmek arasına konurken Kubitay’ın mağaradan gelen sesine kimse aldırmıyordu. Başlayan yağmurla Kubitay’ın bulduğu mağaraya indik.

—işte

Dedi.

—yemeği burada yeseydik ıslanmayacaktınız.

Ama biz yemekten önce yol boyunca zaten sucuk gibi olmuştuk…

GÖKKUŞAĞI

Her yağmur sonrasında güneşle beraber dağları bayırları saran renk cümbüşü bizimle saklambaç oynar gibiydi. Yağan yağmurdan sonra elbiselerimiz ıslanıyor; güneşin açmasından sonra ustaca işlenmiş fırça darbeleriyle doğaya çizilip ortaya çıkan gökkuşağını izliyorduk.

EVE DÖNÜŞ

Dönüşte dere içlerinde kurulu bir iki alabalık tesisine yaptığımız başarısız dalışlardan sonuç alamadık. Balıkların küçük olduğunu ancak iki haftaya kadar yenebilecek iriliğe ulaşabileceğini söylediler.

 

YOLDAN NOTLAR

malezya

dubai

filipinler

nepal

singapur

Medyalens.com

New York Sokaklarında

New York

Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...

Hayallerim ve Gerçekler: Küba

Kuba

Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa  diye fısıldayıp duruyordu.

S.Miguel Kalesi

S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.