YAZARLAR
Serkan KÖKTÜRK
Sumatra | Sumatra |
|
|
|
| Serkan Köktürk | |
|
Bali, Flores ve Java'nin ardindan Sumatra'ya gectim, ama Endonezya icin biraz erken bir vakitte gelmisim ne yazik ki.. Buranin en guzel mevsimi Haziran-Temmuz imis. Agustos cok sicak, Eylul'den sonra da yagmurlar basliyor.
Hava sabahtan acik, neredeyse hic bulut yok, oglene dodru bulutlar cikmaya basliyor, oglen hava tamamen kapandiktan bir iki saat sonra da yagmur basliyor. Hem de saganak sekilde, cogunlukla da geceye kadar devam ediyor, ertesi gun ayni sekilde tekrar acik. Bukittingi'ye Padang uzerinden geldim. Burasinin cok fazla bir ozelligi yok, Panorama caddesinden baslayip ufak bir sehir turu yaptim, sonra Maninjau golune gectim. Burasi bir krater golu. Geldigimde gun ve ertesi gun hava tamamen kapaliydi, hic durmadan, surekli yagmur yagdi. Gitmeyi dusunurken bir gun daha kalmaya karar verdim, sansima o gun hava cok guzel, cok acik oldu. Lawang Top tepesine cikip buradan manzarayi seyretmek olaganustu, harika. Krater golu tamamiyle goruluyor. Asagiya inip bisikletle de yarisina kadar turladim, yemyesil pirinc tarlalari arasindan golun, calisan ciftcilerin, manzaranin resimlerini cektim. Danau Toba, Maninjau gibi bir krater golu. Ozelligi dunyanin en buyuk krater golu olmasi ve bu krater golunun uzerinde bir baska adanin bulunmasi. Sanirim dunyada bu sekilde ikinci bir yer daha yok. Manzara cok guzel, insani baska zamanlara goturuyor. Burada daha fazla kalmayi dusunuyordum ama sonra vazgectim, Berastagi'ye, Sibayak volkanina tirmanmaya dogru yola ciktim. Endonezya icin normal turist sezonu disindayiz, o yuzden her zamanki turist minibusleri yerine otobusler, minibusler icin terminallere gitmek, arada tuk-tuk'cularla pazarlik etmek gerekiyor. Endonezya'daki terminallerin bir garip tarafi da fazla sayida olmalari. Oyle ki belirli bir sehre gidecek minibusler ve otobusler bir terminalden, baskalari baska terminallerden kalkiyor. Terminallerin hepsi de sehir icinde degil ne yazik ki, Danau Toba'dan Berastagi'ye gecmek icin Medan uzerinden gelmek zorunda kaldim. Sehirdeki iki terminal de sehrin disinda, farkli yonlerde, birinden digerine hic durmadan bir saatte gidiliyor. Berastagi yuksek rakimli bir kasaba, hemen dibindeki Sibayak volkani cok kolay ulasilan volkanlardan. Once bir minibus-wan ile volkana yakin yere gelip buradan yurumek gerekiyor. Yaklasik 8-9 km'lik yuruyusun ardinan daha dik ve bozuk bir yol basliyor. Yolun bittigi yerin devamindan da artik agaclarin, calilarin arasindan gecip volkanin eteklerine kadar geldim. Yerden gurutulu bir sekilde cikan sulfur dumanlari, dagin eteklerinden baslayip yukarilara dogru tirmaniyor. Daha yukari cikip kraterin resmini cekerken birden ruzgar yon degisince sulfur dumanlarinin arasinda kalmak pek hos degil acikcasi. Burada insanin basina birsey gelse, birinin gelip bulmasi gunler alabilir. Dagin obur yamacindan devam edip Hot Spring denen yere ormanin icinden gecip gitme niyetindeydim ama her zamanki gibi, oglene dogru hava yeniden kapanmaya basladi, gidecegim yonde bulutlar cikip dagin etekleri sis icinde birakti. Geri donup baska bir yoldan Hot Spring denen yere geldim. Buradaki sulfur kaplicasinda kendimi sicak, volkanik sularin icine birakip biraz dinlendim. Ilica cok guzel de sulfur kokusu iki gun cikmiyor insanin uzerinden.. Jungle trek icin Bukit Lawang'a geldigimde hava aksam uzeriydi. Nehir camur renginde ve hizli hizli akiyor. 3 sene onceki sel baskininda 300 kisi yasamini yitirmis burada, hala da insaat calismalari devam ediyordu. Karsi tarafa asma koptu uzerinde gecerken, sirtimdaki canta ile koprudeki tahtalara fazla geldim sanirim, ayagim tahtayi kirip boslukta kaldi. Hava kararmak uzere, karsi taraftaki hotele geldigimde fazla dusunmeden odayi tuttum. Turist sezonu olmadigi icin jungle trek rehberleri asagida, kahvehave misali yerde oturup lafliyorlardi. Hemen birkaci geldi. Kaca diye sordum. 25 Euro imis. Kabul etmedim tabi ki. Sonra biri ile 15$'a ertesi gun icin anlastim. Yalniz Malezya'da, Kuching'deki jungle trek, sehir gezisi gibi kaliyor. Amacim zaten orangutanlari gormek, ormanin iclerinde giderken ilk orangutan'a denk geldik. Adi Suma imis orangutan'in. Rehberler buradaki yari-vahsi orangutanlari isimleri ile biliyorlar. Suma, Moni, Abdul gibi. Yuzlerinden, yaslarindan, tuylerinden belli oluyorlarmis. Her gun buradaki gorevliler ormanin icindeki bir platformda onlari besledikleri icin yari-vahsi orangutanlar insanlara aliskin. Plastik torba sesini duyunca hemen asagiya iniyorlarlar. Normalde disaridan gelenlerin beslemeleri yasak, ama yanimiza kadar gelmisken de git demek olmaz. Mandilalari, muzlari aldiktan sonra tekrar yukari, yuvasina dogru cikiyorlar hemen. Resmini gonderdigimin adi Mondi, 8 yasinda bir disi orangutan. |
Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...
Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa diye fısıldayıp duruyordu.
S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.