Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color brick color green color
Uzaklar.com:ANA SAYFA arrow YOLDAN NOTLAR arrow Kazancı Bedih'in ardından
Kazancı Bedih'in ardından PDF Yazdır E-posta
Sertan GÜN   

Sertan Gün - Güzden planlamıştık Ottawa'dan GAP'ın krizantem kokulu yollarını arşınlayacağımızı.

Güney Doğu Anadolu gezimizde Peygamberler Şehri Urfa'nın Mezopotamya sinmiş sokaklarına doğru yola çıktımızda, güneş tam karşımızdan yeni yükseliyordu.

ŞanlıUrfa'ya vardığımızda asker uğurlamalarından dolayı otobüs terminali, davullu-zurnalı kalabalıktan ve gözü yaşlı annelerden geçilmiyordu.

Topraklı, uzun ince bir yolda yürüyerek, bir bölümü "Ayn-i Zeliha"diye bilinen, "Balıklı Göl" civarına vardık. Urfa'nın neyi meşhurdur diye sorduğumuzda, "Balıklı Göl, çiğköfte, Kazancı Bedih ve Urfa Kalesi" cevabını, boyunlarında belediye başkanının verdiği ‘görevli' kartları  bulunan 10 -15 yaşlarındaki esmer tenli, rehber kardeşlerimizden biri olan  İbrahim'den aldık.

Bu küçük arkadaşlar, Urfa hakkında İngilizce, Almanca, biraz da Fransızca bilgi veriyorlardı. Bütün gün yanımızda dolaşan İbrahim, "mırra"mızı yani, "acı kahvemizi"  içtiğimiz avludan kalkıp, kilim alacağımız "Kazancı Pazarı" nın içinde, bakır ve kalaylı  kazanların bulunduğu küçük bir dükkanın önünden geçerken, her zamanki hızlı konuşmasıyla "ağabey bu Kazancı Bedih'dir, çok güzel gazel okur, Urfa'nın en ünlü sesi, 2000'den fazla kaseti var, İbrahim Tatlıses'i hiç sevmez, onun da hocasıydı, bu yüzden de İbrahim'i  kimse sevmez Urfa'da" dedi.

Rehber kardeşimiz İbrahim "resminizi çekeyim mi, abi!" deyince, heyecanla Kazancı'nın yanına geçtik. Bir ozanla ilk defa bu kadar yakınlaşabiliyorduk. Bu dönemde artık  gazelhan görebileceğimize inanamıyorduk. Kısacık muhabbetimizde ancak halini hatırını sorabildik. Halkın içinden bir sanatçı  Kazancı Bedih'di bu!

Belki bir çoğunuz duymamıştı onun adını, ama bildiğiniz, simdi meşhur  olmus bir çok şarkıcıya temel hazırlamıştı.

Küçük taburesinde iki ayağının arasındaki  kalaylı kazanı dövmeyi bırakıp, alçak gönüllülüğüyle "hamd olsun iyiyim, siz nasılsınız?" dedi.
Yüzündeki bilgeliğin sıcakkanlı çizgileri, ağır hayat koşullarında geçen yıllara pes etmemişliğini söyler gibiydi.

Kendini işine vermişti belli ki; işini çok sevdiğini sonradan öğrenecektik. Onca şaşaalı övgülere rağmen, o hala Urfa'nın Kazancı'sıydı.

Onun derlemelerinden beslenip şöhret olanlar lüks içinde yaşarken, o mütavazı yaşamını sürdürüyordu. Bizim için çok yüce bir insandı.
Urfa'da hangi restorana, hangi dükkana girdiysek onun adını bir şekilde görüyorduk. Urfa ve civarında imzası olduğu  açıkça belliydi. "Halil İbrahim Sofrası"nda yemek  yerken kurduğumuz muhabbette de "Sıra Geceleri" ve  Kazancı Bedih'ten bahsediyorduk. Küçük İbrahim, bir sonraki "Sıra Gecesi"ne davet etmişti bizi. Şimdi öylesine yanıyorum ki, bir gün daha orada kalmadığımıza...

Gazeller ki hüzün ve acı dolu, ulaşılamayan, ama ölesiye sevilene yakılıyor. "Sıra Geceleri" gazellerin okunduğu yerlerin başında geliyor.
Şimdilerde televizyonlarda göründüğü gibi "reyting" uğruna yapılmadı hiç bir zaman "Sıra Geceleri."
Geleneksel "Sıra Geceleri" adını, arkadaşlar arasındaki  bir sıraya göre yapılmasından alıyor; varolan sıraya özen gösterilerek her bir kişinin evinde toplanılarak yapılıyor. Kimse bir önceki evden daha az  ya da daha çok ikramda bulunamıyor. Asla içki içilmiyor ve sadece erkeklerin bulunduğu bir toplantı oluyor.

"Sıra Geceleri" nde memleket üzerine sohbetler ediliyor. Kimi zaman ortak kararlar alınıyor ve daha sonra birlikte herkesin katılımıyla gazeller okunuyor.
Birçokları gibi Kazancı'da kendisini, sıra gecelerinde yetiştirmişti.Urfa'da ve civarında, "Sıra Geceleri" ve "gazel" dendiğinde akla gelen ilk isimdi.
Asıl adı, Bedih Yoluk'tu. Son Gazelhandı.

Kazancı Bedih, Urfa'daki evinde sobadan sızan gazla zehirlenip, eşiyle birlikte yaşamını yitirdi; 14-15 yaşlarındayken babasının zoruyla evlendiği karısıyla.

Bedih Yoluk'un, "Kazancı" lakabı dışında, bir de müzikteki üstatlığından "Pir" denirdi kendisine.Yıllarca bir mevlit grubu ile birlikte, mevlitlere gidip gazel ve ilahi okudu. Gazelin dışında çok güzel maya, hoyrat ve türkü okuyor, iyi derecede ut, tambur ve cümbüş çalıyordu. Kasetlerinin çoğu sıra gecelerinde kayıt edilmişti. Ünü dört bir yana yayılmıştı. "Eşkıya" filminden sonra tanınmıştı duymayanlarca.

70 yaşından sonra gelen şöhret, onu geleneklerine ve Urfa halkının kültürüne bağlı yaşamaktan alıkoyamamıştı. "Ben gençliğimde meşhur olsaydım şimdi beni kimse buralarda göremezdi." diyordu.

Kazancı Bedih'i, kazancı dükkanında yakalayabilmemiz bile büyük bir şanstı bizim için. Bedih, "Sıra Geceleri" ni bırakmış ve kazancı dükkanında işinin başına geçmişti. Sıra gecelerini bırakmasını, "sıra gecelerine gitarı, kalavyeyi soktular, tadı kalmadı. Ben artık yoruldum, yokum" diyerek açıklamıştı.

O gün Urfa'nın etrafı her zamankinden daha da dumanlıydı. 19 Ocak'ta öldüğünde, 75 yaşındaydı.


Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Mart 2004/Ottawa

 

New York Sokaklarında

New York

Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...

Hayallerim ve Gerçekler: Küba

Kuba

Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa  diye fısıldayıp duruyordu.

S.Miguel Kalesi

S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.