YOLDAN NOTLAR
İSTANBUL- BODRUM | İSTANBUL- BODRUM |
|
| Cengiz Özder | |
| Salı, 02 Mayıs 2006 | |
|
Sayfa: 1 / 5 Yine uzun bir kış boyunca içimizde büyümüş olan seyahat tutkusunun o dayanılmaz çağrısıyla, bir arkadaş davetine fazla düşünmeden olumlu cevap vermiş ve sonucunda, bir Mayıs ayı başı sabahında daha şafakla birlikte;
Kalamış marinasından – kanalizasyon karışmış deniz suyuna halatları değdirmemeye gayret göstererek – palamar çözmüştük... < Vira Bismillah > ile, Marmara denizine 240 derece yol verdik. Teknede üç arkadaştık. Yolculuğu iki tekne birlikte yapıyorduk. Diğer teknenin skipper’i ve mürettebatı bu yolculuğu yıllardır yapa gelmiş tecrübeli denizciler olduğundan ve tekneleri daha donanımlı olduğundan (fazladan radar ve GPS vardı) bize onlar kılavuzluk yapıyorlardı. Teknemiz 13 metre boyunda fiber bir yelkenliydi. 50 beygir gücünde Perkins motoru ve donanım olarak oto pilot sistemi, hız, derinlik, seyir ve rüzgar sürati göstergeleri mevcuttu. Aşağıda üç kamarası, mutfağı ve geniş bir oturma mahalli vardı. Sahilden bir mil açıkta, hafif bir karayel esintisi bulunca, yelken açtık. Bu kadar hafif bir rüzgar bile, aynı süratte seyrederken, motor devrini düşürmeye, yani yakıt ekonomisine fayda sağlıyordu. Açıklara doğru, yunus balıkları neşeyle geldiler; teknenin önünde sırtlarını göstererek bize denize hoş geldin dediler.! Diğer tekneden bir bağırış çağırış olduğunu gördüm, martılara doğru el sallayıp kışaladılar. Mendirek tenha idi, bu nedenle rahatça iki tekneyi de bordadan yanaşarak bağladık. < Neden bağırıştınız? > diye sorduk: Adada hava açıktı, akşam güneşi bile ısıtıyordu. Marmara adasının güney yüzünde iklim, sanki Akdeniz gibi ılıktı. Zaten hiç kış yaşanmayan tropik adalar hayal etmez miydik, zaman zaman.! Sohbet içtendi; herkes birbirini tanıdığı için, kimsenin diğerlerini etkilemeye çalışması gibi bir durum yoktu, zaten yanılıp birisi bu yönde davransa bile, güçlü karakter sahibi birisi tarafından yüzüne vurulacağı kesindi! Bunca yıldır konuşmuşlar, konular henüz tükenmemiş..! Laf lafı açtıkça, kişilerden bahis geçtikçe; sözü geçen insanları hiç kınamadan, yargılamadan, sadece ilişkilerdeki espriyi bulup çıkarıyorlardı.
|