• Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
ÜYE ALANI

uzaklar.com

06/01
2009
ANA SAYFA
İSTANBUL- BODRUM E-posta
Cengiz Özder   
Salı, 02 Mayıs 2006

Olumsuz insanları, düşman gözleri geride karada bırakmışlardı.
Grup; çoğumuzun kaybettiği o lise çağının çoşkusunu, zeka ve akılla birleştirmişti. Neşe ve samimiyet gerçekti...
Onlarla birlikte olmakla; geride bıraktığım iş ortamlarındaki bütün o dedikodu, kıskançlık ve husumet karabasanlarının geride, İstanbul’da kaldığını fark ediyordum.

Zaten bir sürü kötülüğün, içten pazarlığın kaynağı güvensizlik değil miydi?
Marmara adası mendireği içinde, yaz akşamlarının hoşluğu içinde geçirdiğimiz o gece; özgüven ve samimiyetin dengeli bir harmonisini bulmuş kişilerin içinde, işte bunları düşündüm.

Hikayelerde bahsi geçen kişilerin de, özellikli insanlar olduğu anlaşılıyordu.
Abartmaları için bir neden yoktu. O kişileri tanımıyorduk ve rastlaşma olasılığımız yoktu.
Bu ortamı her zaman yaşayabilmek için,  yat sporuna başlamak arzusu geçti içimden..!

Bir saat sonrası güneş, adanın arkasından doğarken, henüz aydınlığa alışmamış olan gözlerimizi   ağrıtıyordu.!
Çanakkale Boğazına doğru, 252 derece istikamet verdik.

Bugün kendiliğinden  çalışmaya başlayan sürat göstergesinde, hızımız 8,2 deniz miliyken, motor  göstergesi dakikada 2300 devir gösteriyordu.

Gittiğimiz yöne doğru sis yoğunlaşıyordu. Bir kaç mil sonra da deniz kabardı.
Bu dalgalar başka denizlerin dalgasıydı, çünkü bulunduğumuz sisin içinde rüzgarın en ufak bir esintisi bile yoktu.
Aynı zamanda dalgaların genliği öyle bir ölçüdeydi ki; oto-pilot gerekli düzeltmeleri yapamaz oldu.
Biz bunu fark ettiğimiz esnada, telsizden uyarı geldi:
< Çok yalpalıyorsunuz, oto-pilot ayarınız nedir?> diye soruldu.
Bunun üzerine trim ayarını onarlı skaladan, birerli seviyeye düşürdük.

Oto-pilot, açık deniz yatçılığında çok faydalı bir seyir yardımcısıydı. Dümeninizi belirlediğiniz bir pusula istikametinde sabitledikten sonra, oto-pilotu devreye sokuyordunuz. Böylece dümenin esiri olmaktan kurtuluyordunuz.
Ancak bu demek değildi ki, siz uzanıp kestirebilirsiniz.!

Gözünüz yine pruvada, işlek deniz trafiğinde, bir şilebin yoluna düşmemeye veya serbestçe yüzen bir balıkçı ağı parçasının uskura sarmamasına dikkat etmek zorundaydınız.

Bunların yanı sıra, rüzgar ve akıntılar sizi usul usul rotanızdan çıkarabileceği için; küpeşte ile sırtınızın arasına bir  minder sıkıştırıp, gözünüz kah pusulada, kah denizde; gerektikçe uzaktan kumanda ile trim vererek seyir yapıyordunuz.
Eski zaman denizcileri gibi ayakta, dümene sıkı sıkı yapışmış şekilde tekne kullanılmıyordu  yani.!
Öğle saatlerinde, deniz trafiği artık iyice yoğunlaştığından, Çanakkale boğazına yaklaştığımızı anladık. Sis yüzünden karayı ancak Gelibolu hizalarında görebildik...

Sonra yavaştan bir rüzgar çıktı, sis tümden kayboldu. Fırsat diyerek, hemen cenova yelkenini açtık.
Ancak Eceabat önlerinde rüzgar pruvaya dirse edince, bocurgat yardımıyla olmakla birlikte, yine de zahmetle yelkeni topladık.

Önce su geçirmezlerden başlayarak, teker teker üzerimizdeki bütün giysileri attık sıcaktan!                                                 
Sanki aniden kış bitmiş ve yaz başlamıştı!

Anıtı ve Seddülbahir’i sağımızda gördükten sonra, Ege denizine kavuştuk.                                                                
Boğazdan açık denize doğru ilerledikçe, denizin renginin griden maviye ve en sonra laciverde dönüşümünü keyifle izledik!

Akşama doğru, Samba önden biz arkadan, Bozcaada mendireğine girmiştik.                                                                
Limanın ortasında, diğer teknenin demir atmasını beklemeye başladık.
Onlar bizden usta ya; bekliyoruz önce onlar bağlansın, sonra biz onların yaptığı gibi yanlarına demir atalım.
Bu iş, yani limana ulaşınca bağlanma işi, denizciliğin en zor ve stresli yanıydı.
İskele yönünde sahil kahvelerinin önünde, Alman bayraklı bir yelkenli, burundan demir salmış, kıçtan uzun halatları çaprazlama kıyıdaki babalara bağlanmıştı.

 



 

Arbat Sokağı
Arbat Sokagi

Kimi sokaklar var ki  içinde bir tarih gizlidir işte bunlardan biride Moskovadaki Arbat sokağıdır. 

 Vahşi batının Kalbine Doğru

New Mexico

Uçağımız Albuquerque havaalanına indiğinde saat 14:00 olmuştu. Long Beach’ten direk sefer olmadığından Albuquerque’ye Salt Lake City üzerinden geldik.

New York Sokaklarında

New York

Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...

Dört Mevsim California

California

 Bir California günü daha başlamıştı. Mavi gökyüzü ve enerjisini eksik etmeyen güneş. Bir de garip bir gürültü.

S.Miguel Kalesi

S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.

Yasak Şehir

Cin

Son İmparator filmini ilk kez 1987'de izlemiştim. Çin İmparatorluğu'nun son varisi Pu Yi'nin kişiliğinde...

Hayallerim ve Gerçekler: Küba

Kuba

Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa  diye fısıldayıp duruyordu.