Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color brick color green color
Uzaklar.com:ANA SAYFA arrow YAZARLAR arrow Serkan KÖKTÜRK arrow Borneo
Borneo PDF Yazdır E-posta
Serkan Köktürk   
Kuching, Sarawak ozerk bolgesinin baskenti, ayni zamanda da Malezya'nin Borneo adasindaki en buyuk sehri. Sehir, deniz kenarinda yeraliyor,   Sarawak nehri ise sehri ikiye ayiriyor. Ancak sehrin yapilasmalarinin buyuk kismi, nehrin bir yakasinda. Main Bazaar, nehre paralel yaklaşık 1 km kadar, eski bir Çin Tapınağı olan Tua Pek Kong'a kadar devam ediyor. Devamindaki Jalan Tunku Abdul Rahman caddesinde   Hilton, Holiday Inn ve Crown Plaza gibi otelleri ve modern alışveriş merkezleri var.

 

Geldigimin ertesi gunu Bako Ulusal Park'a gitmek icin yola ciktim. Burasi, sehre biraz uzakta. Sabah erkenden once Bako kasabasina kadar otobusle gelip, buradaki limanda kayiklara binmek gerekiyor. Kayikci ile anlasip ne zaman donecegimi soyledim, cunku gel-gitten dolayi kayiklarin adaya yanasmalari zorlasiyor.

Bako Ulusal Parkina biraz da Probiscus maymunlarini gormek icin geldim. 'Ormanin Pinokyolari' probiscus'lar uzun, kirmizi burunlari var. Probiscus'larin yerel dildeki adlari 'Orang Belanga' imis, yani Hollandali. Somurge doneminde buraya gelen batililarin sicak ve nemden dolayi burunlarinin kizarmasindan dolayi!

Parkta iyice isaretlenmis 15'ten fazla parkur var. Bazilari parkin iclerine kadar devam ediyor, bazisi daha kisa, deniz kenarindaki plajda son buluyor. Uc tanesini dolastim, ancak hic bu kadar terledigimi hatirlamiyorum. Inanilmaz bir nem var. Hollandalilar, Pako adindaki parkurda gorulebiliyor, o yuzden once o parkura gittim. Giderken de donerken de hic Hollandali goremedim diye uzulurken, tam parkurun baslangicinda garip bir ses duydum. Nereden geliyor diye bakarken bir agacta uc tane probiscus farkettim. Normalde sadece sabah erkenden ve aksam uzeri disari cikiyorlarmis. Donerken, kayikci maymun gorup goremedigimi sordu. Gelenlerin buyuk kismi goremiyormus.

Kota Kinabalu, Borneo uzerindeki bir baska ozerk bolge olan Sabah'in baskenti. Ikinci dunya savasindaki bombardimandan sehrin buyuk kismi yikilmis, o yuzden sehirde elli yildan eski bina yok. Burasi, Kuching'e nazaran biraz sevimsiz. Zaten buraya gelmek icin en buyuk neden de devasa granit kutle olan Kinabalu dagi. Daga tirmanmak 2-3 gunluk sure istiyor. Ben tirmanmadim, onun yerine parkta biraz dolastim. Donuste deniz kiyisindaki Filipino markete ugradim, gun batimi izledim.

Endonezya'ya, Malezya yarimadasina donup Sumatra uzerinden giris yapmak yerine, dogu Borneo uzerinden girdim. Yalniz biraz zorlu oldu. Bundan once Laos'ta, Vang Vieng'den Champasak'a gelirken 24 saat icinde bin km'ye yakin yol gitmis, arada Vientaine'de 10'dan fazla tuk-tuk ile guney terminaline gitmek icin pazarlik yapip, Pakse'de 5-6 hotel baktiktan sonra Champasak'a devam etmis, hotele esyalari biraktiktan sonra kasaba disina oglen sicaginda 20 km bisiklet surmustum.

Kota Kinabalu'dan Tawau'ya uctuktan sonra buradan Nunukan'a yaklasik bir bucuk saat botlarla gelmek gerekiyor. Sicalik, nem, kosusturmaktan o kadar yorulmusum ki Nunukan-Tarakan arasindaki hizli botlarin arkasinda, hemen dibimde ziril ziril calisan 200'er beygirlik uc tane motora ragmen uyumusum.

Tarakan'a gelince once hotel baktim, biri dolu digeri de hem pahali hem kotu. Sehirdeki eksoz dumani ise insanin gozlerini yakiyor. Hava kararmadan once limana geri donup Samarinda'ya bot baktim, ancak haftanin belirli gunleri varmis. Hava kararinca bir havayolu sirketinin acentasina girdim, ertesi gun icin hemen bir Samarinda ucak bileti aldim. 'Ucaklariniz nasil?' diye sordum, 'Iste boyle' diye duvardaki bir resmi gosterdi. 'Almasa miydim?' diye dusundum. Neyse, artik almis olduk.

Gece baslayan yagmur hic kesilmeden oglen, ucak kalkana kadar devam etti. Ucak da, yolun yarsina kadar bulutlarin arasinda giderken surekli sallaniyordu. Samarinda'ya inince sicaklik daha da kendini gostermeye basladi. Ekvatora iyice yaklastim. Bir motosiklet tutup hotellerin, daha dogrusu kalinabilecek iki hotelin oldugu yere geldim. Biri yine dolu, digeri ise cok pahali. Fazla dusunmeden Balikpapan otobuslerinin kalktigi yere taksi-van ile geldim. Otobus tika basa dolu, tek kisilik bos yer var, oraya gecip oturdum. Ama otobus soforunun 'doluluk' kavrami biraz daha degisikmis, biraz daha insan alip koridoru da doldurduktan sonra hareket etti. Ormanlarin icinden ilerlerken sicaklik ve nem daha da artti. Sanirim ekvatoru burada gectim, artik guney yarimkuredeyim.

Balikpapan'a vardigimizda yine taksi-van'larla pazarlik edip, kalinabilecek bir hotelin oldugu yere geldim. Burasi da dolu imis. Hava kararinca baska bir hotele geldim. Cok sukur yer var, ama hotelin bulundugu yer tam dortyol agzinda. Tum trafik gurultusu, kornalar odanin icinde duyuluyor.

Ertesi gun sabah erken kalkip Surabaya icin ucak bileti baktim, acenteler acilinca hemen birine girip o gun icin ucak bileti aldim. Surabaya'ya vardim varmasina da, Bromo volkanina gelinceye kadar dogru durust uyumak pek nasip olmadi.

 

 

New York Sokaklarında

New York

Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...

Hayallerim ve Gerçekler: Küba

Kuba

Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa  diye fısıldayıp duruyordu.

S.Miguel Kalesi

S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.