|
Jaisalmer, Racistan'in 'Altin Sehri'. Bu adi kum rengi evlerinden, kalesinden, sokaklarindan aliyor. Tar colunun ortasinda, ve ayni zamanda da cok turistik.
Daha Jodhpur'dan ayrilmadan, otobus biletini alirken bile Jaisalmer'in hotel cigirtkanlari kendi hotellerinin brosurlerini gosterip ayartmaya calisiyorlar. Otobus giderken, mola yerlerinde de ayni durum devam ediyor, yanasip hos besten sonra kendi hotellerini ovuyorlar. 7 saatlik yolculugun ardindan otobus Jaisalmer terminaline vardiginda ise bu durum son raddeye variyor. Otobusun kapisinda bekleyen cigirtkanlar gelen turistleri biran once kapmak icin hazir kita bekliyorlar. Otobuste benden baska bir yabanci daha var. Benden once inince hemen onun etrafini cepecevre kusattilar. Tam 'Iyiki beni gormediler' deyip yanlarindan gececekken iclerinde biri beni farketti, bu sefer de benim etrafimi kusattilar. Bu arada sirt cantami kapip goturmek isteyen birkac cigirtkani iteklemek zorunda kaldim. Bas edilecek gibi degil. Iki adim otedeki riksaya zar zor kendimi attim. Riksaciya hemen hotelin adini soyledim, tam giderken bir baska cigirtkan riksacinin yanina atladi, hep beraber gidiyoruz. O da kendi hotelini gostermeye basladi. 'Istemiyorum' diyorum, laf anlamiyor. Adami indirip riksaciya devam etmesini soyledim. Riksa, kalenin icine biraz girdikten sonra Rajmahal'in onunde durdu. Daha ileri gidemezmis. Hotel zaten yakin, esyalari biraktiktan sonra etrafi dolasmaya ciktim.
Burasi, diger Racistan sehirlerinden daha cok adini hakediyor. Heryer sahra kumu renginde. Bir hotelin tepesindeki bara cikip gun batimini seyrediyorum. Manzara cok guzel. Hele birde ilik col ruzgari estiginde, soyleyecek birsey yok, insani kapip goturuyor. Buralarda zaman daha farkli geciyor. Jaisalmer, yuzyillar once Hindistan ve Orta Asya deve kervanlarinin rotasi uzerindeyken oldukca gozde bir yer imis. Kervanlarin konaklayacagi birbirinden guzel konaklar o donemden kalma. Haveli adindaki bu konaklardan, Racistan'in diger sehirlerinde de var, ancak en gosterislileri burada. Bombay'in ticaret rotalarindaki onemi artinca, burasi icin de canlar calmaya baslamis, unutulmaya yuz tutmus. Ta ki Hindistan-Pakistan savasinda stratejik onemi oldugu anlasilincaya kadar. Jodhur'dan gelirken de yol boyunca pek cok askeri birlik, araclar, tanklar gorup, askeri bolgelerin yanindan gectik. Buranin bir baska ozelligi de 'Col Safarisi', zaten biraz da onun icin geldim. Neredeyse her dukkan col turu duzenliyor. Birine girip fiyat sordum, yarin gidecek bir ekip varmis, 1,5 gunluk fiyat 550 rupi. 'Tamam' dedim. Ertesi gun sabahtan kahvalti ederken ekipteki diger elemanlar da gelmeye basladilar. 5 Israilli, 2 Amerikali, 2 Fransiz, 1 Kanadali toplam 11 kisiyiz. Amerikalilar bir gunluk tur secmisler, benimle beraber 1,5 gun secen Isralli bir kiz daha var. Digerleri 3 gunluk safariyi secmisler. Iki cipe atlayip develerin oldugu yere dogru yola koyulduk. Etraf col, ancak kum colu degil. Kalin, etli yaprakli bitkiler, ince dalli kaktusler yol boyunca hep var. Dumduz asfaltta 45 dakika kadar gidip, devasa ruzgar jeneratorlerini gectikten sonra develerin konakladigi yere vardik. Devecilerle tanismanin ardindan istihkaklar dagitildi once; iki muz, biraz da mandalina. Bunlar yemek ve suyun disinda verilenler, yoksa bunlar hayatta yetmez. Zaten deveciler yolculuk oncesi cay demleyip bizlere dagitmadan once yarisini bitirmistim. Deveciler develeri hazirladiktan sonra birini secip, biraz da sicrayarak bindim. Develer cok 'cool' hayvanlar. Simsiyah gozleri ile cok sakin duruyorlar. Oturus sekilleri de bir garip. Arka ayaklarini sanki ziplayacakmis gibi tutuyorlar, on ayaklarini da kendilerine dogru cekiyorlar. Kalkarken de otururken de birkac adimda oturup kalkiyorlar. 10 bucuk gibi yola koyulduk. 'Kervan yolda duzelir' diye soz vardir ya, harbiden de yolda duzeliyormus. Devecilerin dediklerine gore liderlerini izlerlermis. Hayvanlari idare etmeyi ogrenmek biraz zaman aliyor. Dizginleri serbest birakinca daha basina buyruk gidiyorlar. Gerci hayvanlar yolu biliyorlar ama arada otlamaya dalip, kervandan geride kaliyorlar. Biraz dizginleri cekmek gerekiyor. Birkac saat sonra bir col koyunden gectik, sonrasinda agaclik bir yerde durup mola verdik. Deveciler ogle yemegini yaparken yasli bir koylu gelip cantasindaki kolalari satmaya koyuldu. Coldeyiz, kolalarin fiyati da ona gore. Herkes golgeye dogru uzandi, golge degistikce biz de yer degistiriyoruz. Hava cok sicak. Bu arada, insan hemen farketmiyor ama deve uzerinde oturmak kasiklari acayip zorluyormus, insan inince farkediyor. Gerci, deve yokus tirmanirken ve biraz ritmli kostugu zaman surmesi de cok zevkli. Yemek yedikten sonra tekrar yola koyulduk ve bir baska koyde yine bir mola verdik. Evler, Afrika collerindeki camurdan evler gibi, yalniz icleri oldukca soguk. Yerlilerin giyim kusamlari, takilari bile cok degisik. Buralar, Jaisalmer'den de farkli bir alemde yasiyor. Nihayet gun batimina bir saat kala sahra collerini andiran yere geldik. Colde, gun batimini izlemek bile baska. Deveciler, hayvanlari cozdukten sonra aksam yemegini yapmaya koyuldular. Etrafta kocaman siyah col boceklerinden var, ve onlarin kumda biraktiklari izler. Tutup uzaga firlatiyorsun, biraz sonra tekrar geliyorlar. Hava kararip bizler aksam yemegini yedikten sonra, bir gunluk turu secen Amerikali cift tekrar develere binip yola cikti. Hava iyice kararip sogumaya baslayinca battaniyeleri dagittilar. Bendeki uyku tulumunu gosterdim, 'Gece soguk olur' diye bir battaniye daha verdi. Gecenin bir yarisi uyandim. Dolunay, kumlari isil isil gosteriyor. Etrafima baktim, herkes uykuda, sadece siyah bocekler oradan oraya dolasiyorlar. Hava dedikleri kadar soguk. Circir boceklerinin sesleri geliyor, arada sirada da otlayan develerin can sesleri. Ama bunlara eslik eden hic dinmeyen bir col ugultusu duyuluyor. Sanki cok uzaklardan gelip de, birseyler soyluyormus gibi, oralarin hikayelerini anlatiyormus gibi.. Colun, insani egiten bir tarafi var. Belkide insana sinirlarini cok acikca gosterdigi icindir. Sabah gunes dogmadan bizleri uyandirdilar. Kahvalti yaptiktan sonra 1,5 gunluk turu secenler olarak yola koyulduk, digerleri kaldi. 1,5 gun, boyle bir tur icin ideal. Zaten 3 gunluk turu secen bir kac kisi de sonradan fikir degistirip bize katildilar. Uc saatin ardindan cipin bizi bekledigi yere ulastik. Yalniz soylemem gerek, insanin kasiklari ve bir kisim yerleri henuz boyle bir tura tamamen uyum saglamis degil. 3 gunluk turu secenleri dusundum de, Allah kolaylik versin. Jaisalmer'e gelince kaleyi ve havelileri gezmeye koyuldum. Haveliler, simdi muze durumunda olduklari ve giris icin ucret istendigi icin iclerinden en fiyakali olanini sectim, dolastim. Alti katli, distan gorunusu de, ici de, islemeleri cok guzel havelinin. Icinde de cesitli amaclar icin odalar ayrilmis. Altin rengi sokaklarda biraz dolastiktan sonra bir hotelin ust katina, tekrar gun batimini seyretmeye ciktim. Burada bir gun daha kaldiktan sonra yolum Udaipur'a dogru. Tek otobus var, o da ogleden sonra 3'te. Yol da 12 saat, gecenin bir vakti orada olucam demektir. |