Uçağımız Albuquerque havaalanına indiğinde saat 14:00 olmuştu. Long Beach’ten direk sefer olmadığından Albuquerque’ye Salt Lake City üzerinden geldik.
Bir California günü daha başlamıştı. Mavi gökyüzü ve enerjisini eksik etmeyen güneş. Bir de garip bir gürültü.

Son İmparator filmini ilk kez 1987'de izlemiştim. Çin İmparatorluğu'nun son varisi Pu Yi'nin kişiliğinde...
| Balonla Kapadokya |
|
|
|
| Nezahat TURKAN | |
|
Nezahat Turkan - Benim gibi içinden sürekli 'koşmak' gelen biriyseniz, 'uçmak'la pek ilginiz olmaz. Yamaç paraşütüyle 2000 metreden boşluğa atlamak tedirgin edicidir, ayaklarınızın altında Ölüdeniz'in büyüleyici mavisi olsa da... Oysa, rengârenk bir balonla Kapadokya semalarında ağır ağır yükseliyorsanız, çok özel bir ana tanıklık ettiğinizi bilirsiniz. Güneş de balonunuzla birlikte yükseliyor, sabah kızıllığı peribacalarıyla kaplı yamaçların üzerine düşerken, vadileri örten karanlık da çekiliyordur. Göreme'nin Açık Hava Müzesi'ni, Ürgüp'ün Temenni Tepesi'ni, Çavuşin'i, Zelve ve Kızılçukur'u; Uzundere, Avcılar vadilerini görecek, Paşabağ ve Aktepe üzerinde gezinecek balon. Aslında sınırların nerede başlayıp, nerede bittiğini kim kolaylıkla söyleyebilir, hem ayaklarınızın altında böyle bir coğrafya olunca, sınırlar kimin umurunda ki...Antik kentleri gezerken insan eliyle yapılmış harikalar karşısında nasıl etkilendiğinizi düşünün, burada aynı ustalığı doğa üstlenince ortaya çıkan eser de, insan üzerinde uyandırdığı etki de, doğanın gücüne yaraşır şekilde oluyor. Öykü milyonlarca yıl önce Erciyes ve Hasan dağlarının patlamasıyla başlıyor. Bölgeye yayılan tüf ve bazalt katmanları rüzgârın, sıcak ve soğuk havanın etkisiyle şekillenince, kilometrelerce alana yayılan peribacaları doğar. Ardından insanoğlu çıkagelir ve istilalar, ayaklanmalar, göçlerle örülü tarihini Kapadokya'nın geçmişine ekler. Peribacaları, baskı ve şiddetten kaçan ilk Hıristiyanların yerleştikleri ya da misyonerlik çalışmalarını yürüttükleri evler olarak kullanılır; kiliselerini de kayalara, peribacalarının içlerine oyarlar. Hz. İsa'nın doğumundan ölümüne yaşamını anlatan freskler süsler bu kiliselerin duvar ve tavanlarını. En güzelleri Göreme Vadisi'nde olmak üzere Soğanlı'da, Ihlara Vadisi'nde yüzlerce kilise var. Kapadokya'nın eski halkı yeryüzünde olduğu gibi, yeraltında da bu yumuşak tüflü tabakadan yararlanmayı bilir. Kat kat aşağıya inen, havalandırmasından diğer yaşam alanlarına kadar eksiksiz yeraltı kentleri kurar, kapılarını değirmen taşlarına benzer taşların örttüğü. Kapadokya'yı gezenler bilir, boyu bazen insan boyunu, bazen on, on beş metreyi bulan peribacaları birtakım şekillere benzetilir. Japon, İngiliz, Fransız ve Alman turistlerin doluştuğu bir balondaysanız ve başınız bulutlara yakınsa, bu yorumların ardı arkası kesilmez. Hamlet ile Polonius'un o ünlü diyaloğunu hatırlamadan edemezsiniz: "Orada, neredeyse biçimi bir deveyi andıran bulutu görüyor musun? / Tanrı aşkına... Gerçekten de, sanki bir deve. / Bir gelinciğe benziyor aslında. / Evet, sırtı bir gelinciğinkine benziyor. / Ya da, daha doğrusu bir balinaya. / Bir balina, evet, gerçekten de." Bulutlardan çok daha değişken görünümlü peribacalarını gökyüzünden izlemek için sabahın beşinde kalkıyoruz. Gün boyu ısınmayla oluşacak hava akımlarının balonu olumsuz etkilememesi için günün bu ilk saatleri tercih ediliyor. Üstümüzde bizi sıcak tutacak giysiler var, yaz da olsa İç Anadolu'nun sert sabahlarından biri yaşanan. Kaili, Lars ve ekibi bizi uçurmaya hazır. Çaylar, kahveler yudumlanıp sandviçler atıştırılıyor. Az sonra uçuşa geçecek ekibin tanışma faslı da tamamlanınca, rüzgârın yönünü tayin için gökyüzüne öncü minik balonlar gönderiliyor. Balonların şişirileceği, kalkışın yapılacağı alana doğru ciplere binilip yola çıkılıyor. Yükümüz kocaman sepetlerden oluşmakta, balonların renginden de büyüklüklerinden de henüz haberimiz yok. Kaili'nin bir tekme darbesiyle toprağı havalandırması ve tozun yükselişini incelemesi, balonların serileceği yönü belirlemek için. Rulo halindeki kumaş yığınları toprağa serilirken, fan ve propan gazı balonun ağzına yaklaştırılıyor. Fanın yarattığı hava akımı balonun içine doğru yol alınca, bizim cansız balonlar yavaş yavaş kımıldamaya, kendine gelmeye başlıyor. Sıcak havayla dolan balon, on beş dakikada yerden kalkıp başını göğe doğrultuyor, haydi sepetlere, uçma vakti... Her sepette bir uçuş uzmanı var, balonun iplerini kontrol edecek, daha da yükselmemiz için balonun içine sıcak hava gönderecek; kayısı ağaçlarına, peribacalarına dokunmamız için dışarıdaki soğuk havayı balonun içine alıp alçalmamızı sağlayacak. Artık gökyüzündeyiz. Biz uyandık, Kapadokya çoktan uyandı. Üzüm bağları, Kızılırmak'ın çizdiği yeşil yollar, Kızılırmak kıyısına kurulu ipek halılı Avanos, Uçhisar'ın, Ortahisar'ın yüzlerce yıl insan sığınağı olmuş kaleleri, Kahveci Dağı eteğindeki Nevşehir, Güvercinlik Vadisi'nden yükselen güvercinler, Saruhan'daki mevleviler... Hepsi kanatlarımızın altında... Kapadokya'ya defalarca gitmiş olabilirsiniz. Bu sefer sadece balonla uçmak için gidin. Bu benzersiz coğrafyada insanlığın ve evrenin geçmişine doğru yol alın, Anadolu'nun en güzel atlarının vadiler boyunca koştuğunu unutmayın. Kaptanınız rüzgâr olsun... Kaynak: Skylife |
Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...
Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa diye fısıldayıp duruyordu.
S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.