Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color brick color green color
Uzaklar.com:ANA SAYFA arrow YAZARLAR arrow Serkan KÖKTÜRK arrow Varanasi
Varanasi PDF Yazdır E-posta
Serkan Köktürk   
Agra'daki tren istasyonunda bekleme listeli biletle beklerken, Jodhpur-Haridwar express'i de perona yanasti. Yatakli vagonlardan birine atladim, icerisi hinca hinc dolu. Hemen herkes uyuyor. Uyumayanlar da bir yatakta iki-uc kisi beraberce oturuyorlar.

ImageBirkac vagona daha baktim, onlarda da durum hic icacici degil. Tekrar ilk vagona donup uyuyan birinin ayakucuna oturdum. Oturdum ama kafami egmek zorundayim cunku bir ustteki ranzada uyuyanin yattigi yere denk geliyor. Sirt cantasini da koyacak yer yok. 'Buna da sukur' dedim. Tren kalktiktan 15-20 dakika sonra konduktor geldi, bilete bakip 'Waiting list' dedikten sonra bilete bir cizik atip gitti.


Insanlar uyanmaya baslayinca ben de kalacak yer bakmaya basladim. Biraz bakindiktan sonra yeni kalkan birinin yanina gectim, hatta sonra terfi edip pencere kenarinda oturmaya bile muvaffak olabildim. Disarisi yine alabildigine yesillik; tarlalar, koyler, batakliklar, cesit cesit agaclar.. Doga buraya oylesine comert davranmis ki. Her iki ufka kadar, kilometrelerce, saatlerce boyle devam ediyor, herhangi bir yukselti olmadan. Tanistigim yabanci turistlerden biri soylemisti, Hindistan'da saatte ortalama 14 bin bebek doguyormus. Yaklasik 50 sonra da Cin'i gececekler, ama bana oyle geliyor ki buralar bir milyari daha besler.


Agra'da bileti alirken '8 saat civari' surer demislerdi. Tren de oldukca hizli gidiyor, ama bu gidisle hava kararmadan orada olmam imkansiz. Varanasi icin de 'Geceleri disari cikmayin, oldukca tehlikeli. Hoteller bile kapilarini kilitliyorlar' diye yazmislar. Mughal Sarai'ye yaklasirken hava iyice kararmaya baslamisti. Gunduz uzaktan gorunen agaclar, birden bastiran sis yada dumanlar arasinda bu sefer belli belirsiz gozukuyorlar. Manzaranin gorunusu oldukca urkutucu, korku filmlerindeki sahnelerden cikmis gibi. Aksam 7 gibi perona yanastiginda disarisini artik gece karanligi burumustu. Varanasi'ye giden tempolari ararken, otobusler terminalinde Varanasi otobuslerine denk geldim, hemen atladim.


Varanasi, Hindular icin en kutsal kentlerden biri. Burasi olmeye gelinen bir sehir, bir nekropol. Gange'nin kiyisinda yer aliyor. Nufusu cok fazla degil, ama nehrin sadece bir tarafina yigili oldugu icin oldukca kalabalik bir goruntusu var. Eski adi Benares, ki bindigim otobusun muavini de yolcu toplarken 'Benares, Benares' diye bagiriyordu.
Yarim saatlik bir yolculuktan sonra otobus terminaline vardik, ancak yol oyle bozuk, oyle tozluydu ki Hintliler bile mendillerle ellerini kapatiyorlardi. Otobusten inince, 'Godaulia' diye bakinirken, otobusteki bir Hintli oraya beraber gitmeyi teklif etti. Kabul edip bir bisikletli riksaya bindik. Yaklasik 7-8 kilometre yol, ve bu arada Hintlilerin odedikleri normal ucreti ogrendim; 5 rupi! Daha sonralari bu yolu birkac defa daha gidip geldim, lakin 10 rupiden daha asagi hic inemedim. Hele sirt cantasi da varsa pazarlik sansi pek olmuyor.


Bisikletli riksa ile kalabalik caddelerde gidiyoruz. Inanilmaz bir riksa trafigi var, kimin nereye gittigi belli degil. Yol ise gordugum en bozuk yol, her taraf toz toprak icinde. Zaten cok yavas gidiyoruz, bir hotel komisyoncusu riksanin yanina geldi, hem konusuyor, hem bizle beraber yuruyor. Bir hotel adi soyledi, ghatlara yakinmis. 'Tamam' deyip soyledigi hotele dogru yola koyulduk. Varanasi'nin nehre yakin olan sokaklari o kadar dar ki, bisikletli riksalar bile buralara gidemiyor. Riksanin gidebilecegi yere kadar gittikten sonra cantalari yuklenip komisyoncunun pesinden gitmeye basladim. Sokaklar o kadar karisik ki tarif etmek imkansiz. 4-5 metre duz gitmiyor yol, saga donuyor, sola donuyor, karanlik koridolardan geciyor, ikiye ayriliyor.. Bazen iki kisinin zor sigdigi sokaklar oldukca los, uzaktan gelen isikla yolda yaninizdan geceni zor ayirt edebiliyorsunuz. Yaklasik iki-uc dakika sonra arkamdaki yolu tamamen unuttum, onumde yuruyen adami belli belirsiz secerek yola devam ediyorum.


Hotele vardigimizda, kalan son bos odanin bir saat once tutuldugunu soylediler. Komisyoncu, yakinlarda baska bir hotel oldugunu soyledi. Esyalari tekrar yuklenip karanlik sokaklarda komisyoncunun ardindan tekrar yurumeye basladim. Hotele vardigimizda da fazla dusunmeden hemen bos bir odaya yerlestim. Yeri onemli degil, bu gece kalayim yeter. Ertesi gun, hotelin terasina kahvalti icin ciktigimda kalmaya karar verdim. Hotel, civardaki en yuksek bina ve ghatlara da cok yakin. Teras manzarasi ise harika, neredeyse tum ghatlar gozukuyor.


Kahvalti ettikten sonra ghatlari dolasmaya ciktim. Hotel Lalita Ghat'a cok yakin, hemen yaninda Hindularin asil olu yakma ghati olan Manikarnika Ghat'i var. Diger ghatlardan once buraya geldim. Her tarafta odunlar, kutukler yigili, bir taraftan da buyuk teknelerle odunlari buraya getiriyorlar. Ghat, kisim kisim. Kastlara gore kisilerin yakilacaklari yerler de farkli. Olu yakma isini tum kastlarin en altindaki kast olan doms kastina mensup olanlar yapiyor. Cesetler yakilmadan once Gange'nin suyu ile islatiliyor. Sadhu'larin, hamile kadinlarin, cuzzamlilarin, yilan sokmasi sonucu olenlerin cesetleri yakilmadan Gange'ye birakiliyor. Eger bir kisi 24 saatlik yol mesafesinde ise, buraya getiriliyor, degilse bulundugu yerde yakiliyor.


Geldigimde sadece asagi kasttan bir olu yakiliyordu. Fotograf cekmek yasak, o yuzden yandaki binaya cikip oradan seyretmeye karar verdim. Odunlarin arasindan olunun bedeni pek secilmiyor. Burada olu yakma oldukca rutin bir is. Kucuk bir Hintli gelip burayi biraz anlatmaya basladi. Bulundugum yerde iki-uc yasli da bulunuyordu, olumu bekleyen. Varanasi'de yanmak oldukca pahali. Bir cenaze icin 200-250 kilo odun gerekiyormus ve bir kilo odun da 100 rupi kadar. Bizdeki kefen parasi gibi, buradaki yaslilar da odun parasi biriktiriyorlar. Cocuk anlatirken yanimiza yasli bir kadin yanasti, cocuk da onun icin benden bir kilo odun parasi istedi. 25 rupi verdim, daha fazla vermem icin usteledi. Bu parayi zaten anlattiklari icin verdigimi, baska vermeyecegimi soyledim.


Sonra diger ghatlari dolasmaya ciktim. 100 e yakin ghat var Varanasi'de. Ghatlar dipdibe ve birinden digerine yuruyerek geciliyor, ancak heryer kum ve camur icinde. Gange ise oldukca sakin ve durgun akiyor, sanki 300 milyonu beslemekten yorulmus gibi. Nehrin tasma zamanlarinda 9-10 metre kadar yukseliyormus. Ghatlarin ust kisimlarin da suyu seviyesinin geldigi yer belli oluyor. Nehrin tasidigi kum ve camur da kutsal sayildigi icin temizlenmiyor.


Dasaswamedh, Hanuman, Mansorowar, Meer derken Assi ghat'a kadar nehir boyunca yurudum. Dasaswamedh en yogun ghat, her aksam yapilan merasim de burada yapiliyor. Ghatlarda dolasirken surekli olarak kayik kiralama, masaj yaptirma, sac kestirme icin yaklasip laf atiyorlar. Yakini olen biri saclarini kazitiyor, tepede bir tutam sac birakarak.


Yururken ikinci bir olu yakma ghatina denk geldim. Yanyana iki ceset ates ve odunlar arasinda yaniyordu. Ikisinin arasindan gectim, yanmis bedenler daha acik ve ortada idi. Doms'lardan biri bedenin kenarda kalan bazi parcalarini tutup atese atti.
Aksam hava karardiginda, ayin icin Dasaswamedh ghatina gittim. Epey bir kalabalik da toplanmis, ayini bekliyordu. Davullarin calmaya baslamasi ile ayin de basladi. Yedi kisi nehre karsi once deniz minarelerinden ufledi, ardindan tutsu, ates ve mumlarla dort yone cesitli torensel hareketler yaptilar. Yaklasik bir saat suren ayin boyunca davullar surekli olarak caldi. Ardindan insanlar, tutsu, cicek ve mum konmus kaseleri nehrin sularina biraktilar. Hotele geri donerken yanimdaki kafa lambasini da acip yolumu biraz olsun gorebildim. Ancak yol boyu giderken pek de tekin gozukmeyen pekcok kisi denk geldi. Hotele geri donup terasa ciktigimda ise, yanan mumlar Gange'nin uzerinde yavas yavas ilerliyorlardi.


Ertesi gun sokaklarda, caddelerde dolasmaya ciktim. Varanasi'de Hindu kulturu, en yogun hali ile yasiyor. Burasi, Hindistan'in dugum yeri, kat yeri sanki. Bir pazar yerinden gecip maymunlarin etrafinda bolca bulundugu tapinagi dolastiktan sonra nehrin akis yonunde, ghatlara paralel caddelerde biraz yurudum. Varanasi'de epey bir musluman azinlik mevcut, gorebildigim kadari ile de cogunlugu ipek ticareti ile ugrasiyor. Burada dikkatimi ceken bir husus da, neredeyse tum hotel ve guest house'larda sicak su olmasi. Bu pek alisildik degil, hele hele burasi gibi bir yer icin. Sanirim civarda bir nukleer santral var.


Gece otobusu ile Varanasi'den ayrilirken Rishikesh'te tanistigim Rus asilli bir Israilli ile denk geldim. Rishikesh'te iki hafta kalmis, ardindan Delhi uzerinden buraya gelmis. Bana Rishikesh'te olan bir baska olu yakma olayini anlatti. Avustralya'li bir genc kiz, Rishikesh'te Gange'nin azgin sularinda yuzerken boguluyor. Hemen ailesine haber veriyorlar, ancak ailesinin gelmesi bir haftayi buluyor. Bu sure icinde morg gibi bir yer olmadigi icin ceset de curumeye basliyor. Geri goturemeyecekleri icin ailesi cesedi yakmaya karar veriyorlar ve kizinin icinde bulundugu odunlari atese veren kizin annesi oluyor.

 

New York Sokaklarında

New York

Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...

Hayallerim ve Gerçekler: Küba

Kuba

Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa  diye fısıldayıp duruyordu.

S.Miguel Kalesi

S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.