|
Bagan'dan Mandalay otobus biletini aldigimda, kaldigim hotelin adini da sordu biletci kadin. Otobus, sabah hotelin onunden alacakmis. Sabah bir 'minibus' hotelin onunde durunca sebebini anladim. Once inisli, cikisli yollardan, kurumus dere yataklarindan gectik, sonra yol biraz daha duzeldi.
7,5 saat kadar sonra Mandalay'a vardik, ayrica yolda iki-uc defa kimlik kontrolu icin durduk. Terminal, Mandalay'in biraz disinda; onun icin yanimdaki Fransiz'la beraber bir pick-up tutup sehir merkezine gelmek zorunda kaldim.
Mandalay'in antik bir gecmisi yok. Kurulus tarihi 1857 imis. Efsaneye gore de buradaki Mandalay tepesine cikan Buda, 2400 yilinda burada bir sehir kurulacagini soylemis, bu tarih Budist takvimine gore. Ingilizlerin isgaline kadar baskent olarak kalmis. Sokaklar grid seklinde, isimlendirilmeleri de 83. cadde, 84. cadde diye gidiyor. Once Golden Palace ve Mandalay kalesini gezmek icin ciktim. Kalenin giris kismi ters tarafta kaliyor ama oraya kadar yuruyeyim dedim. Cok genismis, yuru yuru bitmedi. Yorulup bir banka oturdum, bankin kenarinda da Ingilizce olarak 'Sai Sai loves Ni Ni Zin' yaziyor. Sonunda kalenin girisine vardim, 10 $ giris ucretini verip iceri girdim. Giriste ve yolda ayrica tabelalarda 'yasak bolge', 'turistlerin dolasabilecegi bolge' diye iyice belirtmisler. Turistlerin dolasabilecegi yer zaten cok kisitli, sadece ortadaki saraya giden yol ve onun cevresi. Saray, gordugum en bos saray. Neredeyse hicbir sey yok. Sadece bir taht, o kadar. Gerci mevcut hukumetin bir uygulamasi da olabilir bu, 'Boyle saraylar da varmis' deyip ciktim. Ardindan Mandalay tepesine timandim. Buradan manzara daha guzel gozukuyor. Ertesi gun Mahamuni Paya'ya dogru bisikletle yola koyuldum. Caddeler izgara seklinde oldugu icin dort bir taraftan iki yonlu trafik akiyor, ancak paya'nin oldugu yere biraz daha kenar mahallelerden gidiliyor, buralarda yasayan insanlari da goruyorsunuz. Mahamuni'nin hemen civarlarinda bir suru mermerden Buda heykeli yapan yer var. Heykelleri yaparken yuz kisimlarini en sona birakiyorlar. Pagoda'nin icinde altindan bir Buda heykeli yer aliyor, disari da da devasa bir gong var. Mahamuni'den sonra civardaki bir baska manastira, Shwe In Bin Kyaung'a gittim. Buranin da tahta islemeleri guzel. Ardindan Atumashi Kyaung, Sandamani Paya, Shwenandaw Kyaung'u gezdim. Kutho Taw Paya'da dunyanin en buyuk kitabi yer aliyor. Mermer bloklara yazili yuzlerce sayfa, beyaz chedi'lerin icinde duruyor. Mandalay'da uc gun kaldiktan sonra yakinlardaki Phin U Lwin kasabasina yine bir pick-up'la geldim. Yol, 45 dakika kadar duzgundu, sonra dik, keskin tepeleri tirmanmaya basladi. Yolun yarisinda durup radyatorun sogumasi icin mola verdik. 1,5 saat sonra geldigimde hava cok degismisti, hem soguk, hem bulutlu. Buradaki botanik bahcesini ve parkini bisikletle gezdim, cunku kasabanin biraz disinda kaliyor. Kasaba, uzun karayolunun etrafina sirali dukkanlar, evler seklinde. Ertesi gun tekrar Mandalay'a geri dondum. Yolda, bu sefer de frenlerin sogumasi icin mola verdik.
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|