Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color brick color green color
Uzaklar.com:ANA SAYFA arrow YAZARLAR arrow Serkan KÖKTÜRK arrow Pokhara'dayım
Pokhara'dayım PDF Yazdır E-posta
Serkan Köktürk   
Varanasi'den aksam uzeri 8 gibi kalkan 18:30 otobusu, gecenin bir yarisi sinir sehri olan Sunauli'nin terminaline vardiginda ortalik zifiri karanlikti. Kafa lambasini yaktigim zaman duvar diplerine yaslanmis, yari uykulu Hintliler ortaya cikti birdenbire. Nepal siniri cok uzak degil, ama ortalik o kadar karanlik ve sisli ki..
ImageBisikletli bir riksaci yanasti hemen Israilli ile yanimiza. 'Full servis' goturecekmis, yani once Hindistan gumrugune, ardindan Nepal sinirina. Biraz pazarlik edip kabul ettik.
Riksa karanlik, nemli ve sisli sokaklarda ilerlerken evlerin, dukkanlarin goruntuleri insanin icini karatiyor. Korku filmlerinin setleri gibi ortalik, sadece riksanin zincir ve tekerlek sesleri duyuluyor. Kopekler bile yok. Biraz gittikten sonra, bakkaldan bozma bir dukkana benzeyen Hindistan gumrugunun onunde durduk. Sadece yukarida bir yerde yarisi silik vaziyette bir yazi var, gumruk oldugunu belirtir. Degil gece, gunduz bile zor bulur insan burasini. Bizden once gelen Koreli bir turist memurlari uyandirmis, el fenerinin isiginda cikis formlarini dolduruyordu. Formlari imzalayacak olan gorevli de, cibinlik icinde pasaport kontrolu yapiyordu. Islemler fazla uzun surmedi, biraz ilerideki Nepal gumrugune dogru ilerledik. Ancak buranin durumu anlatmak biraz zor. Isiklar acik oldugu icin butun bocek, haserat, sinek buraya toplanmis. Kapidan iceri girdigimizde de durum cok farkli degildi. Vizeyi Istanbul'dan aldigim icin benimkine sadece giris damgasi bastilar, Israilli ise vize icin gerekli formlari doldururken bir taraftan da bocekleri uzaklastiryordu.
Her iki tarafta da sirt cantalarini kontrol etmeye gerek duymadilar, zaten sinirin varligi biraz izafi. Hintli ve Nepalliler ellerini kollarini sallaya sallaya gecip gidiyorlar. Sinirin biraz ilerisinde bekleyen otobuslerin yanina vardigimizda Pokhara otobusunun birazdan kalkacagini soylediler, saat de 4 civari. Israilliyi Kathmandu otobusune birakip, Pokhara otobusune yerlestim. Gercekten de bir kac dakika sonra da otobus hareket etti.

Varanasi otobusunde pek uyuyamamistim, burada hava aydinlanana kadar birazcik uyuyabildim. Uyandigimda ortalikta hala sis vardi ama evler, tarlalar biraz daha gorunuyor hale geldiginde baska bir ulkeye geldigini insana farkettiriyor. Yazilardan degil - buradakiler yazilar de ipe asilmis vaziyette - ama evler, dukkanlar, sokaklar artik Hindistan'in geride kaldigini belli ediyor.
Otobus vadilerden, tepelerden gecerek ilerliyordu. Yol ise kivrim kivrim, 20 metre duz gitmiyor, hemen bir viraj cikiyor. Pokhara'ya yaklasirken turkuaz renkli nehir yanibasimizda akiyordu. Gelene kadar 4-5 askeri kontrol noktasindan gectik, Nepalliler otobusten inip kimlik kontrolu icin yururken bir asker de gelip iceriyi kontrol ediyor.
Ogleden sonra 4 gibi Pokhara'nin terminaline vardik. Taksi ile gol kenarinda geldikten sonra kalacagim hotele yurumem de biraz zaman aldi. Hotel, golun ucunda kaliyor, biraz paspal ama manzarasi cok guzel. Odaya yerlesince esyalari koyup, uyku tulumunu actim. Hemen uyumusum.
Sabah erkenden davul sesleri ile uyandim. Golun ustu kalin bir sis tabakasi ile ortulu. Sisin icinden agir agir, uzaktan uzaktan davul sesleri duyuluyordu. Seslerin nerden geldigini kestirmek guc. Sisin icinden, mistik bir sekilde geliyor. Ardindan kesildi sesler, gunesin gole vurmasi ile de sis biraz aralandi. Manzara gercekten cok guzel. Harikulade.
Disari cikip golun etrafini turlamaya basladim. Gol, Phewa Tal, Nepal'in ikinci buyuk golu imis. Golun kiyisinda cok ufak bir ada ve uzerinde Varahi adinda bir tapinak var. Kaldigim hotelin tam karsisindaki tepede ise Dunya Barisi Pagoda'si beyaz rengi ile gozukuyor. Golun kiyisi oldukca turistik; hoteller, marketler, hediyelik esya satanlar, trekking rehberleri, paragliding turlari, restoranlar, trekking malzemeleri satan dukkanlar dolu.. Yolda yururken ya kenardaki hediyelik esya satanlar birseyler bakmaniz icin israr ediyor, yada serbest calisan bir rehber gelip trekking icin muhabbet etmeye basliyor. Bazen de uyusturucu satanlar laf atiyorlar.
Hava o kadar guzel ki, tam bahar havasi. Etraf yemyesil, gokyuzu berrak. Trekking icin bundan daha ideal bir ortam olamaz. Zaten Pokhara'nin en onemli aktiviteleri de Annapurna trekking'leri.
Pokhara'nin kuzeybatisinda kalan Annapurna'lara birkac farkli trekking rotasi var. Annapurna Circuit en uzun olani, saat yonunun tersinde Annapurna 'larin etrafinda dolasiyorsunuz. Yaklasik 3 hafta tutuyor. Jomsom Trek, biraz daha kisa. Saat yonunde yari rotayi dolastiktan sonra Jomsom'dan ucus ile geri donuluyor. En kisa olani Poon Hill trek. Pokhara yakinlarindaki Nayapul'dan basliyor, 3-5 gun suruyor, ayriyeten Poon hill icin rehbere gerek yok. Poon hill'e niyetlendim, hatta harita ve polarlari da aldim ama golun hemen yakinlarindaki Sarangot koyune biraz alistirma icin cikarken dizimi sakatladim, o da oyle kaldi.
Annapurna'lara trekking yapmak icin 'Annapurna Conservation Area Permit (ACAP)' almak gerekiyor. Ucreti de 2000 rupi, bir de fotograf gerekiyor. Ancak bu kadarla bitmiyor. Annapurna Conservation Area, Maoistlerin kontrolunde. Treking esnasinda Maoist gerillalar gelip sizden 1200 rupi 'vergi' alip, makbuz kesiyorlar. 
Gol kiyisinda biraz ilerledikten sonra Annapurna'larin bir kismini, Machhapuchhare' yi biraz gorebildim. Surekli bati yonunden gelen bulutlar Annapurna'larin onunu kapatiyor. Kaldigim 11 gun boyunca sadece 2 gun hic bulut yoktu, onda da ilk gun hemen Dunya Barisi Pagoda'sinin oldugu tepeye tirmanip resimlerini cektim. Manzara gercekten cok etkileyici. Ardindan da pagodayi biraz dolastim. Dort yone bakan altin renkli cesitli Buda heykelleri var. Yanindaki kucuk tapinakta buyuk bir davul gozume carpti, ilk geldigim zaman duydugum davul sesleri buradan mi geliyordu bilemiyorum.
Pagoda'nin bulundugu tepenin arka kisminda Devi's Falls adinda bir selale var. Patale Chango diye de geciyormus. Su, genis sayilabilecek bir cukura - yaklasik 100 metre imis - dokulup kayboluyor. Etrafinda korkuluklar var, cok fazla yaklasilmiyor.
Pokhara'ya gelince buranin Tibet mantisi 'momo' dan da yedim, cok hosuma gitti. Restoranlarin menulerinde balik da vardi ama pek canim istemedi acikcasi.
Pokhara'da 11 gun kaldim. Hindistan'dan sonra iyi geldi. Eger burayi cabuk gecse idim, Hindistan'in devami gibi duracakti. Ama burasi daha baska bir memleket, kulturu farkli, yasam kosullari farkli, ve politik durum da farkli. Nepal demokrasi ile yonetiliyor gibi, ama kral mutlak otorite. 
Madem trekking yapamadik, onun yerine Royal  Chitwan Milli parki icin 3 gunluk safari turu alip Chitwan uzeinden Kathmandu'ya gecmeye karar verdim.
 

New York Sokaklarında

New York

Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...

Hayallerim ve Gerçekler: Küba

Kuba

Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa  diye fısıldayıp duruyordu.

S.Miguel Kalesi

S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.