Chitwan'daki safarinin ardindan ogleden sonra 4 gibi Kathmandu'ya vardim. Safari, benim acimdan cok keyifli gecti. Fil uzerinde ormanda gezip, gergedan, ceylan gibi hayvanlari gordukten sonra kano ile yaptigimiz nehir turunda da timsah ve bazi yabani kuslara denk geldik. 3-4 metrelik fil ot'larinin arasindan nehrin diger kiyisindaki ormanda biraz yuruyus yaptik.
Kathmandu'ya gelirken yine yol boyunca 4-5 defa askeri kontrolden gectik. Bizler otobuste beklerken Nepalliler yine kontrol noktasindaki kimlik kontrolunden gectikten sonra otobuse biniyorlardi. Once nehre paralel, vadinin kiyisinda bir sure gittik. Nehirde, arada rafting yapanlara denk geliyorsunuz. Yolun yarisindan sonra otobus tirmanmaya basladi, ta ki Kathmandu'ya varmadan hemen onceki son kontrol noktasina kadar. Otobus terminale varinca bir taksi ile Thamel'e geldim. Bir hotele yerlestim, sessizdi ama duslari bozuk oldugu icin ertesi gun ayrildim. Ertesi gun yerlestigim hotelin ise alt katinda muzikli bir restoran varmis, ustelik hemen dibinde de ufak bir tapinak var. Dua icin gelenler, herhangi bir vakit gelip cani calip gidiyordu. Son olarak avluya bakan bir hotele yerlestim. Thamel, Kathmandu'dan ayri bir bolge, tamami ile bir turist mekani. Kahvalti yaptiktan sonra hemen Durbar Square'e yollandim, aralari cok uzak degil. Durbar'a gelince bir taraftan meydandaki tapinaklari dolasip, bir taraftan kitaptaki bilgilerini okuyordum. Burasi gercekten de etkileyici bir yer, hippilerin burayi vakt-i zamaninda mesken tutmasina hic sasirmamak lazim. Cok farkli bir tinisi, havasi var. Buralar ayni zamanda gunluk yasamda da kullanilan yerler. Insanlar tapinaklara gidip, merdivenlerinde dinleniyor, uyuyor, cocuk emziriyor. Resim cektikten sonra 'Hippy Temple' olarak da bilinen Maju Deval'in ust basamaklarina gecip bir sure oturdum. Buranin ust kisimlarindaki tahta oymalarda cesitli erotik desenler var. Oradaki bir rehber, bunun eskiden yeni evli ciftlere bilgi amacli oldugunu soyledi. Durbar'daki sarayin biraz arasinda Kumari Bahal yer aliyor. Burasi Nepal'deki 'Yasayan Tanrica'nin oldugu yer. Tanricanin seciminde cok fazla kriter var. 4 yasindan buyuk ve ergenlige adim atmamis olacak, belli kastlardan olacak, dogumundan bu yana yara almamis olacak, ayrica horoskopu da uygun olacak. Adaylar karanlik bir odaya kapatilip maskelerle ve kanla korkutuluyor. Bu sinavi gectikten sonra yasayan tanrica ergenligine kadar burada yasiyor. Yanlis bilmiyorsam Dalai Lama'nin seciminde de buna benzer bir yol izleniyor. Durbar'in hemen yaninda, hediyelik esya satanlarini standlarinin oldugu yerde 'Freak Street' i biraz turladim. Burasi da hippilerin seneler once mekan edindikleri yerler ama simdilerde herhangi bir ozelligi yok, siradan bir cadde artik. Ertesi gun Pashupathinath'a yola koyuldum. Nepal'in en onemli Hindu tapinagi burada, hemen dibindeki nehrin ghatlarinda ise olu yakma torenleri yapiliyor. Hindistan'dan farkli olarak buradaki torenlerde fotograf cekmeye itiraz etmiyorlar. Tapinaga girise izin verilmiyor, o yuzden disarindan resmini cekebildim. Merdivenleri cikip Bodhnath'a giderken bir manastira tarzi yere denk geldim. Tapinaklarin birinin hemen yaninda uzun bir Shiva trident'i duruyordu. Yanindaki iki katli evin terasinda, 4-5 Sadhu kendi aralarinda konusurken ben devam edip ufak bir patikanin ve biraz yuruyusun ardindan Bodhnath'a vardim. Burasi Nepal'deki en buyuk stupa. Buda'nin dort bir yana bakan gozleri Kathmandu vadisini izliyor. Stupa, 5 temel elementi (hava, su toprak, ates, ether) sembolize eden bir yapida kurulmus. Kathmandu vadidindeki yeralan Patan ile Kathmandu'ya aslinda Bagmati nehri birbirinden ayiriyor. Aralari otobus ile cok uzak degil. Otobusun biraktigi Patan Dhoka'dan itibaren buranin Durbar Square'ine giderken yol uzerindeki Altin Tapinak'a da ugradim, biraz resim cektim. Kathmandu'da da oldugu gibi buranin da Durbar meydanina giris ucrete tabi. Yine burada da insanlar tapinaklarin merdivenlerinde, golgesinde oturup dinleniyorlar. Kathmandu vadisindeki bir baska yer olan Bhaktapur, biraz daha uzak, otobus ile bir saat tutuyor gidis. Yol kiyisinda indikten sonra Potters Square'e dogru yuruyuse basladim. Bhaktapur, Unesco'nun kultur mirasinda yer alan yerlerden biri. Evler, sokaklar, hersey 100 yil oncesinden degismeden kalmis sanki. Gercekten cok guzel bir yer. Parca parca degil, butun olarak gecmisi soluyorsunuz. Potters Square'in ardindan Taumadhi Tole'e geldim. Nyatapola tapinaginin onunde duran, zamanin en kuvvetli iki gurescisinin heykellerini onunde biraz dinlendikten sonra Bhaktapur'un Durbar meydanini turladim. Burasi da cok etkileyici, farkli bir yer. Bu arada durbar, kraliyet anlamina geliyor. Simdiki kral, Thamel'in biraz ilersindeki kraliyet sarayinda kaliyor. Etrafi uzun duvarlar, bambu agaclari ve gozetleme kuleleri ile cevrili. Sokaklarda da kralin panolara yazilmis sozlerine cok denk geliyorsunuz, 'Devletin tum organlarinin ilk gorevi insan haklaridir' gibilerinden.. Thamel'deki bir cafede iki Turk'e denk geldim, Mithat ve Asadov. Buradaki yeni gsm sebekesinde calisiyorlarmis. Mithat, 6 aydan fazla burada imis. Bu sure icinde 2-3 defa Maoistler, sehirdeki tum dukkanlari bir gunlugune kapattirmislar. |