Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color brick color green color
Uzaklar.com:ANA SAYFA arrow YAZARLAR arrow Serkan KÖKTÜRK arrow Yangon Sokaklarında
Yangon Sokaklarında PDF Yazdır E-posta
Serkan Köktürk   
Still alive ..
Myanmar'a gidisim biraz sorunlu oldu. Kathmandu havaalaninda Biman Bangladesh standinda check-in icin sira geldiginde gorevli once bilete bakip, ardindan bir baska gorevliyi cagirdi, bize de 'Bir kenarda bekleyin' dedi.
ImageBenimle beraber Yangon'a Dakka uzerinden giden Finli bir eleman daha var. Gelen bir baska gorevli, biletimizde sorun oldugunu, Dakka havaalaninda 6 saatten fazla kalamayacagimizi soyledi. Otelde kalmamiz gerekiyormus, ama aldigimiz bilet buna izin vermiyormus. Acenteler hep boyle yapiyormus, gerisini dusunmuyormuslar. Neredeyse bizi gondermeyecek. Sonunda bir kagida bilet numarasi ile birlikte bir dilekce olarak durumumuzu yazdik da kabul ettiler. Bir saatlik ucustan sonra Dakka'ya vardik, buradaki gorevliler ise hic sormadan bizi otele yerlestirdi.
Otelde bir gece kaldiktan sonra tekrar Dakka havaalanina geri donduk. Ucak, bir saat rotar ve bir bucuk saatlik ucustan sonra Yangon havaalanina indi. Ucakta ayrica, hostes 3-4 nusha belge dagitti, doldurmamiz icin. Kimlik bilgileri, para bilgileri, imzalar falan..
Bu kadar cok formaliteyle, giris daha zahmetli olur diye bekliyordum ama havaalanina indigimizde fazla sorun cikarmadan gumrukten gectik. Kendimi 200 dolarlik FEC icin hazirlamistim ama bunun kullanimi iki senedir kaldirilmis. FEC (Foreign Exchange Curreny), Myanmar hukumeti tarafindan ulkedeki yabanci para biriminin dolasimini onlemek icin uygulamaya konmus. 1 FEC, 1 dolara esit. Ben gormedim ama kitapta monopoly oyunundaki oyuncak paralara benzedigini yaziyor.
Taksi ile once Sule Paya'ya geldim, ucuz hotellerin cogu bu civarda yer aliyor. Hotele yerlestikten sonra para bozdurmak icin disari ciktim, cunku uzerimde sadece dolar var. Myanmar'in para birimi Kyat (chet diye okunuyor). Bir dolar 1200 Kyat civarinda, ama ulkede %30 seviyelerinde bir enflasyon da var. Aksam uzeri sokaklari biraz dolasirken birisi yaklasip para bozdurmak isteyip istemedigimi sordu. 'Tamam' dedim, adamin ardindan yurumeye basladim. 3-4 sokak gittik, hala gidiyoruz. Bir ara sokaga daldik, sonra bir baska arkadasi geldi elemanin, birseyler konustuktan sonra ayrildi. Parayi o getirecekmis. Bekle, bekle gelen giden yok. Adamin ardimdan seslenmelerine bosverip geri dondum. Hotele yaklasirken bu sefer de bir baska dovizci 'Hello mister, do you want to make same business?' diye laf atti. Alt tarafi biraz para bozdurucam, uyusturucu muptelasi muamelesi goruyoruz.
Biraz Myanmar hakkinda bilgi vereyim. Ulke, uzun zamandir askeri rejim ile yonetiliyor. 1989 yilinda yapilan secimlerde National League partisi secimleri % 85 gibi oy almasina ragmen SLORC (State Law and Order Restoration Council ) secimi iptal etmis, halen de yonetimdeler. Ulkeye karayolu ile ulasim yasak, sadece havayolu ile ulasabiliyorsunuz. Cep telefonlari calismiyor, bir gsm sebekesi var ama erisim yok. Internet ise kisitli, web tabanli e-mail sitelerine giremiyorsunuz. Girmek istediginizde kisitlama mesaji ekrana geliyor. Gerci yine de, onceki tecrubelerden yaralanip gmail ve yahoo'ya girdim ama disariya giden mesajlarin ne kadarinin monitor edildigini bilmedigim icin mail gondermedim. Seyahat ceklerini bozduramiyorsunuz ve ATM yok. Ulkenin her yerini dolasamiyorsunuz. Mandalay'dan yukarisi (Altin Ucgen bolgesi) ve ulkenin dogusuna gidemiyorsunuz.
Halkin %65'i Burman. Myanmar'in eski adi Burma da buradan geliyor, ancak belli bir halki ifade ettigi icin ulkenin adi degistirilmis. Ulkenin adi ile birlikte pek cok yerin adi da degisiklikten nasibini almis. Baskent Yangon'un eski adi ise Rangoon. Burman alfabesindeki harfler de spiral, dairesel sekilde; hic keskin uclu harf yok. Halkin buyuk kismi Budist, ancak buradaki Budizm, Theravada Budizmi, Tibet Budizminden farkli. Nepal'de her yerde duydugum muzik esligindeki 'Om mani padme hum' sesleri burada hic duyulmuyor.
Nihayet biraz para bozdurduktan sonra disari cikip caddeleri turlamaya basladim. Yangon, eski bir Ingiliz kolonisi oldugu icin sokaklar izgara seklinde ayrilmis ve isimleri de numaralanmis. Ilk dikkati ceken sey erkeklerin giydigi piti kareli entariler. Longyi dedikleri eteklerle oldukca rahat dolasiyorlar ortaliklarda. Kadinlarin yuzlerinde de thanaka adinda bir makyaj var. Yanaklari, alinlari, kollari hep sari renk boyali. Ayrica kucuk cocuklara da bu makyajdan yapiyorlar. Nadiren de olsa bundan yapan erkekler de var.
Yangon sokaklari, isportaci, sokak restoranlari, cayhaneler ile dolu. Sokak restoranlarinda noddle tarzi yemekler daha cok; yalniz kokularina pek alisamadim. Her sokakta belirli tipte dukkanlar sirali. Birinde karton mukavva dukkanlari, birinde elektrik malzemeleri, bir baskasinda canta satanlar hep ayri ayri sokaklardalar.
En yakindaki Sule Paya'yi gezdikten sonra yakinindaki binanin resmini cekerken bir polis yaklasip uyardi, sehir meclis binasiymis.   Aksamustune dogru Shwedagon Paya'yi gormeye gittim. 98 metrelik bu dev pagodanin kesin yapilis tarihi belli degil ama 1000 seneden fazla oldugu yaziyor. Iceri girerken ayakkabilari cikarmak gerekiyor ve uzun, genis bir koridordan gecerek pagodaya giriliyor. Koridorda hediyelik esya satanlar, rahiplerin, yere yatip tesbih cekenlerin arasindan pagodaya girdim. Pagodanin ici yuzlerce Buda heykeli, bina ve Budist rahiplerle dolu. Gorunusu gercekten guzel. Aksamustune dogru gittim, hava karardiktan sonra geri dondum. Gun icinde, gunes batarken ve aksam, farkli havasi var. Stupanin tepesinde 53 metrekupluk altin ve 5000'den fazla elmas yeraliyormus, bilet alirken verdikleri brosure gore. Gerci yakindan goremiyorsunuz, sabit bir durbunle bakiyorsunuz, onda da goruntu cok uzak kaliyor. O yuzden orada elmas degil cam da olsa cok farketmiyor aslinda.
Ertesi gun Inya lake'i biraz dolastim. Burasi bir park, daha dogrusu bir arboretum, cesit cesit agaclar, bitkiler yeraliyor, uzerlerindeki etiketleri ile birlikte. Ayriyeten gordugum kadariyla da sevgililerin bulusma mekani. Dolasirken yorulmusum, goldeki bir restorana oturup menuyu istedim. Menu oldukca zengin, kurbagali, domuzlu, tavuklu bir suru yemek var. Deniz urunlerinden bir noddle soyledim, oldukca lezzetliydi. Gerci aralarda ilk defa gordugum seyler de vardi ama hic farketmedi.
Aksama dogru China town'u biraz dolasip, donerken de nehir kenarindan dogru yurudum. Yangoon nehri oldukca genis, neredeyse bizim bogaz kadar var. Rengi ise bulanik, camur renginde. Karsi tarafa isleyen kucuk tekneler, vapurlar dolu. Biraz resim cekip hotele donmeye karar verdim, donerken de ara sokaklardan geciyorum. Zemin katlardaki evlerin oturma odalarindan sokagi sadece surgulu bir demir kapi ayiriyor, iceriyi tamamen goruyorsunuz. Sokakta giderken, insanlari oturma odalarinda koltuklarina kurulmus fanilalariyla televizyon seyrederken gormek de oldukca ilginc.
 

New York Sokaklarında

New York

Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...

Hayallerim ve Gerçekler: Küba

Kuba

Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa  diye fısıldayıp duruyordu.

S.Miguel Kalesi

S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.