Uçağımız Albuquerque havaalanına indiğinde saat 14:00 olmuştu. Long Beach’ten direk sefer olmadığından Albuquerque’ye Salt Lake City üzerinden geldik.
Bir California günü daha başlamıştı. Mavi gökyüzü ve enerjisini eksik etmeyen güneş. Bir de garip bir gürültü.

Son İmparator filmini ilk kez 1987'de izlemiştim. Çin İmparatorluğu'nun son varisi Pu Yi'nin kişiliğinde...
| Yeşil panjur mavi panjur |
|
|
|
| Hasan Kantarcı | |
|
Kıbrıs'ta siyaset karışık. Rumlar tüm Kıbrıs'ın hakimi görüyor kendilerini. Bütün siyasetleri bu yönde.
AB'nin kuzey Kıbrısla ilgili tutumu Türkiye hükümetinde belirsizliğini korurken, kuzey Kıbrıs'ta halk 2 ye bölünmüş durumda. yerli kuzey Kıbrıslı Denktaş'a karşı AB yanlısı. Türkiye'den göç edenler Denktaş çizgisindeki siyasetten yana tavır alıyor. Yerli Türklerin sonradan yerleşenlere sempatik bakmadığı da cabası . Türkiye'nin her yıl yaptığı 1 milyar dolara yakın yardımı Kıbrıslılar artık mecburi sayıyor. Rum mallarının üzerinde oturmanın cezası 1 yıl. Amaç suçların kapsamını 2 yıla çıkartıp konuyu interpole aktarmak çünkü interpol en az 2 yıllık suçları takip ediyor. Mal mülk konusunda her iki kısımda sorunlar sıkça yaşanıyor. Kıbrıslı Türklerin Rum malı, Kıbrıslı Rumların Türk malları üzerinde oturmaları sorun. Toprak davaları hat safhada Rumlar işin ses getirme peşinde. Artık kiracı durumundaki işletme sahiplerine mahkeme kanalından mektuplar gönderiliyor. Güneyden gelen turist kafilelerine Rum rehberlerde eşlik ediyor. Kuzey Kıbrıslı Türk rehberler güney Kıbrıs'ta hizmet veremiyor. Güneyli rehberler kuzeyde yaşayan Türkleri kendi tarzlarına göre tanıtıyor. Böyle olunca da hiç gelmeyen kimseler kuzeyde yaşayan Türkleri insan kesen barbarlar olarak tanıyor. Halbuki 21 aralık 1963 tarihinde Rumların Türklere karşı adanın her tarafında başlattıkları saldırıda çok sayıda savunmasız insan kadın ve çocuk vahşice katledilmiştir. Bu katliamlardan en dehşet verici olanı 24 aralık 1963 gecesi kumsal mah. 2. irfan bey sokağındaki evde yaşandı. Böylece adada huzuru bozacak ilk kıvılcımlar başlamış oldu. Dileğim, yaşadığımız dünyanın hiçbir yerinde artık böylesi insanlık dışı vahşi olayların olmamasıdır. Kuzey Kıbrıs'ın haklı davasını tüm dünyaya anlatabileceği en önemli proje bölgenin dünya turizmine açılmasında gizlidir. Kuzey kesimine sadece İngiliz ve Türkiyeli Türklerin gelmesi yeterli değil. Güney turizmi almış başını gidiyor. Güney yılda 3 milyon turist alırken kuzey 300 binde kalıyor. Kuzeyin turizmden aldığı pay 200 milyon dolar. 10-12 bin olan yatak kapasitesi yeni birilerle çalışmalarla artacağa benziyor. Vilayeti bulunmayan tek cumhuriyet Kıbrıs belki de. Başkent Lefkoşe, Girne, magosa, Yeşilyurt ilçe konumunda Kıbrıs güvenli bir cumhuriyet. Bir bakan bir milletvekili korumasız gezebiliyor. Milletvekili veya bakan bakanlıktan çıkıp karşı büfeden bir pet su alabiliyor veya özel aracıyla evine gidebiliyor. Sokakta tanıdıklarıyla selamlaşıp alışveriş yapabiliyor. Üzülerek söylemem gerekiyor ki son zamanlarda Türkiye'den giden bazı vatandaşlarımızın el uzunluğu yaptığını duydum. Kıbrıs'la ilgili dikkatimi çeken beni üzmekten ziyade anlamsız bulduğum trafiğin soldan çalışması. Türkiye'nin finanse ettiği Kıbrıs'ta aracıyla gideceklerin düşünmesi gerekir. Kırmızı plakalı araçlara dikkat! Bizdeki gibi makam aracı değil, bunlar gezintiye çıkmak isteyip kiraladığınız araçlara takılan kırmızı renkli plaka. Yani trafik acemisi. Girne de bir kavşak haricinde şehirde trafik lambası bulunmuyor. Özellikle Lefkoşe de dar sokakların bulunduğu mahallelerde, birbirine bakan kapıların sonuna kadar açık olduğu, evlerin içerisinde bulunan eşyaların sadeliği sizi kendine çekebiliyor. Açık bir kapı. İçeri bakıyorum. Duvarda küçük bir tablo. Tablonun önünde bir sehpa. Hemen karşısında mini bir ayna, yanında üst kata çıkan çıplak basamaklar. Ortada seccade şeklinde eski motifli bir kilim. . . Kilimin altına düşeklik eden dama desenli yer tabanı. Bir sandalye ve yüzü sokağı görecek şekilde oturan yaşlı tombul bir teyze. Selam veriyorum Rumca karşılık veriyor. Ben gülümseyince o da gülümsüyor. Mavi panjurlu bu eve bitişik yeşil panjurlu ev dikkatimi çekiyor... Kıbrıs'ın huzurlu dönemlerinde meğer, Türkler yeşil, Rumlar mavi panjurlu evlerde oturuyorlarmış......ah bu liderler yok mu? |
Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...
Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa diye fısıldayıp duruyordu.
S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.