Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color brick color green color

 Vahşi batının Kalbine Doğru

New Mexico

Uçağımız Albuquerque havaalanına indiğinde saat 14:00 olmuştu. Long Beach’ten direk sefer olmadığından Albuquerque’ye Salt Lake City üzerinden geldik.

Dört Mevsim California

California

 Bir California günü daha başlamıştı. Mavi gökyüzü ve enerjisini eksik etmeyen güneş. Bir de garip bir gürültü.

Yasak Şehir

Cin

Son İmparator filmini ilk kez 1987'de izlemiştim. Çin İmparatorluğu'nun son varisi Pu Yi'nin kişiliğinde...

Uzaklar.com:ANA SAYFA
Denizlerin sokak çocuklarıdır martılar... PDF Yazdır E-posta
Suat TAŞPINAR   
Suat Taşpınar'ın bu hafta Radikal'de ve TurkRus.com sitesinde yayınlanan  yazısı: Oğlan 30'una yakındı. Kız, taş çatlasa 25'inde. Lenin Tepesi'nden şehri seyrediyorlardı. Akşam güneşi, Kurtarıcı İsa kilisesinin bakır çatısını yangın yerine çeviriyordu.

Başıboş kuşlar Lujniki Stadı'nı tavaf etmekle meşguldü. Kız incecik bir sigara çıkardı. Oğlan şimşek hızıyla çakmağı yetiştirdi, kızı ateşledi. "Demek ki fırsat kolluyormuş" diye geçirdi kız içinden. "Teşekkür ederim" dedi. "Lafı bile olmaz" deyip gülümsedi oğlan. "Yarım saattir tetikte bekliyorum, hiç kaçırır mıyım?" dedi kendi kendine. Kız fark etmedi.
Oğlan, işin en zor kısmını halledip sohbeti başlatmış olmanın rahatlığını hissetti. Manzaraya baktı,
"Ne güzel, değil mi?" dedi.
Kız düşündü, "Güzel... Ama uzaktan bakınca" diye düzeltti.
"Eh, biz uzaktayız. Güzel o zaman!"
Kız gülümsedi, başını oğlana çevirdi, tek saniyeliğine. Sonra herkes kendi sessizliğine döndü. Kız sigarayı eritmekle meşgul oldu. Oğlan sohbeti yeniden başlatacak söz bulamamanın sıkıntısıyla kıvrandı. Ama sessizlik uzun sürmedi.
"Şuna bak!" dedi şaşkınlıkla kız, "Martı (çayka) değil mi?"
Oğlan, parmağın uzandığı tarafa, gökyüzüne baktı. Çözemedi. "Benziyor ama...
Ne işi olsun martının burada?"
"Denize ne kadar uzaktayız... 1000 kilometreden fazla mı?"
"Bilmem. Ama bir martı için yeterince uzak olduğu kesin."
"Yolunu kaybetmiş olmalı."
"Evet yolunu kaybetmiş olmalı" dedi oğlan. Laf ağzından çıkar çıkmaz, kızın sözünü tekrar ettiğini anladı. Canı sıkıldı. Kızlar sıkıcı oğlanları sevmezdi. Oysa Can Yücel'i bilse, "Denizlerin sokak çocuklarıdır martılar" der, kızı şaşırtabilirdi.
"Yolunu kaybettiği kesin!" dedi kız.
"Peki acaba denize dönemezse uzun süre yaşayabilir mi?"
Oğlan düşündü. Söyleyecek laf bulamadı. Boş boş kıza baktı. "Bilmem ki" dedi.
"Galiba anlıyorum bu martının halini" dedi kız.
"Nasıl yani?"
"Boşver, önemli değil".
Kızın sigarası bitti. İzmariti bayırdan aşağıya yuvarladı. Yine sessizlik oldu.
"Fotoğrafınızı çekeyim mi?" diye sordu, yaşlı bir polaroid fotoğrafçı. Kız "Hayır, istemez!" diye atıldı. Adam, terslenmeye alışkın bir yüzle, ısrar etmeden çekip gitti.
"Bira alayım mı size?" dedi oğlan. Kız istemedi. Çakmak elinde umutsuz, bekliyordu oğlan. Kız ikinci sigarayı içmedi.
Biraz düşündü. "Oleg" dedi oğlan.
"Lena".
"Memnun oldum".
"Ben de".
Yine sustular.
Martı çekip gitmişti. Gökyüzü serçelere ve güvercinlere kalmıştı. Kurtarıcı İsa kilisesinin kubbesinde yangın sönmüştü. Güneş, Zafer Parkı'nın arkasında yarım portakal olmuş, vedalaşmak üzereydi.
"Ben kaçtım, hoşça kalın" dedi kız ansızın. Oğlan beklemiyordu, bozuldu.
"Size de" dedi soğuk bir sesle. Kız kalabalığa karışıp gözden kayboldu.
Oğlan manzarayı seyretti. Buruşuk paketten bir sigara çıkardı. Çakmak ikinci çakışta yandı. Derin bir nefes çekti. Yanda sigara çıkaran yalnız bir kız gördü. Hemen orada bitiverdi.
Kız önce irkildi, sonra sigarasını yakıp teşekkür etti. Yan yana, susup Moskova'yı seyrettiler.
"Ne güzel manzara değil mi?" dedi kız.
"Güzel... Ama uzaktan bakınca!" dedi oğlan. Kız güldü. "Neyse ki, biz de zaten uzaktayız!" diye ekledi oğlan.
Kızın çok hoşuna gitti bu laf. Yine güldü. Oğlanın keyfi yerine geldi.
Kaçak martı yine belirdi. Oğlan atıldı. "Baksanıza, bir martı!" dedi.
Kız, "Aaa! Ne işi var burada? Petersburg'dan gelmiştir herhalde" dedi.
"Yolunu kaybetmiş olmalı" dedi oğlan, "Denize dönmesi lazım. Yoksa uzun yaşamaz."
Kız hayranlıkla baktı oğlana, "Ne çok şey biliyorsunuz siz" dedi.
"Bilirim" dedi oğlan, halinden memnundu.
"Size bir bira ısmarlayayım mı? Sahi, benim adım Oleg" dedi.
Kız elini uzattı, "İçelim birer bira. Ben de Lena" dedi.
Köşedeki büfeye doğru gülüşerek yürüdüler. Martı gözden kayboldu.

 

New York Sokaklarında

New York

Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...

Hayallerim ve Gerçekler: Küba

Kuba

Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa  diye fısıldayıp duruyordu.

S.Miguel Kalesi

S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.