Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color brick color green color
Uzaklar.com:ANA SAYFA arrow YOLDAN NOTLAR arrow Ladik-Akdağ Yayla Şenlikleri
Ladik-Akdağ Yayla Şenlikleri PDF Yazdır E-posta
Hasan KANTARCI   
"Yeni yapılmakta olan yolda arabalarımızın arkasından çıkan toz-duman rüzgarın yardımıyla bizden önce gidiyor Akdağ'ın tepesindeki bulutlara yetismeye çalışıyordu."

Insanoglu zaman zaman beklemedigi aci ya da tatli seyler yasayabiliyor. Ben size mutlu oldugum seylerden bahsetmek istiyorum.

Bu yaz 1-2 günlügüne akraba ziyaretine gittigim Samsunda tam 7 gün kalip hafizamdan çikmayacak anilar yasadigimi söylesem inanir misiniz?

Bir gün sohbet ederken Samsundaki görülmeye deger yerler üzerine konusuyorduk. Sevgili yusuf yalçinkaya hafta sonu Ladikte yayla senlikleri oldugunu oraya gidebilecegimizi hatta ladik gölünün kenarinda piknik yapip dönerkende ladik kaplicalarina ugrayabilecegimizi söyledi. Nasil sevindim anlatamam. O ana kadar samsunda birakin yaylayi 1-2 yerin disinda fazla bir tercih olmadigini düsünüyordum. Neyseki programi yaptik.

Yusuf bey aldigindan beri hiç açmadigi çadirini benden gizliyordu. çünkü yaylada çadir açacaktik ve onlar bunu hiç denememisti.

Karalastirdigimiz hareket saati geldiginde Samsun-Ankara karayolundan Ladik'e dogru bir saatlik yol için arabalarimizi çalistirdik. Bu kisa mesafeyi biran önce katedebilmek için gaz pedalina benden fazla basan Yusuf Beyin nesesi benide neselendiriyordu. Samsun-Ankara yolundan ladik'e yön degistirdigimizde inanilmaz güzel manzaralar karsisinda kisa molalar vermeye baslamistik. Yol boyunca o güzelim dogayi içimize sindire sindire, köylerin içinden geçerken daha çok sey görebilmek ve içimize sindirebilmek için gayet yavas gidiyorduk. Ve zaman sonra Akdagin tam dibindeki Ladik'e vardik.

Inanilmaz güzel ve bakimli sirin mi sirin, yesil mi yesil bir kasaba ladik.Tipik bir Akdeniz kasabasi gibi... Piril piril sokaklarinda biraz dolastiktan sonra gerekli ihtiyacimizi karsilamak için alisveris yaptik. Esnafin çok dürüst ve misafirperver oldugunu, halkinin bizimle ilgilenirken ne kadar samimi oldugu konusmalarindaki kararli tutumlarindan anlamak mümkündü.

Yusuf Bey karayollarinda çalisan bir emekçi oldugundan Samsun yöresini çok iyi biliyordu. Hatta ladikte ki santiyeden gece için battaniye bile aldi..

Artik Ladikten Akdaga dogru tirmaniyorduk.

Senliklerin yapilacagi düzlüge çiktigimizda Belediye elemanlari yarin ki eglenceler için hazirliklar yapip otaglar kuruyorlardi. Bizde uygun bir yere 10 dakikada çadirlarimizi kurduk. Yusuf Bey ve ailesinin heyecani bende ayri bir sevinç olusturdu. 3 yildan beri bir ilki basarmis oldular. Ilk kez çadir açiyorlardi. Diger arkadaslar burada 2 gün nasil geçirecegiz diye merak içinde bakiniyorlardi.

Çünkü rüzgarin ugultusundan ve siddetinden biraz tedirgindiler neyseki gece 2 ye dogru rüzgar kendini hafif bir esintiye birakacakti.

Bu arada koyu bir sohbet baslamis oldu. Bir zaman sonra günes daglarin tepesine dogru inerken gökyüzünde alevimsi bir renk olusmaya basladi. Daha sonra kor gibi kizillasan günes baskalarini aydinlatmak için bize geceyi birakti.

Tam bu sirada Yusuf Beyin sesinden "Aksam günesi"ni ardindan da"aksam oldu hüzünlendim ben yine" adli sarkilari dinledik.Bir arkadas artik mangali yakma zamaninin geldigini söyledi. Bir görev bölümü yaparak kisa bir sürede sohbet tekrar koyulasmaya basladi, ardi ardina söylenen sarkilari anilardan bahsederek kesiyorduk.

Biz bütün bunlari yasarken birkaç grup da daga gelip çadir kurma hazirligi yapiyorlardi. Bunlarin yanisira yarin satis yapacak olan saticilarda birer birer tezgahlarini kurma hazirligindaydilar. Geç saatlaerde havanin sogudugunu Çadirdan giymek için kalin giysiler arayan arkadaslardan farkettim. Hava soguktu. Artik gece atesini yakmanin zamani gelmisti. bi hazirligi ben yaptim. Belediye elemanlarindanda temin ettigim odunlarla atesimizin etrafinda kisa bir sürede diger misafirlerde toplanmis oldu. Tadina doyamayacagimiz sohbetten sonra biz tekrar basbasa kalip çadirlarimiza dogru yol aldik. Sabahin erken saatlerinde uyandigimizda etrafimizdaki kalabalik bizi çok sasirtti. O saatte koskoca alan tamamen dolmustu.

Çevre yaylalardan gelen yaylacilarin ve orada bulunanlarin alisveris yapabilecegi saticilarda herseyi bulmak mümkündü. biz hazirlikli oldugumuz için pek alisveris yapmadik. sadece küçük hediyeler aldik. Günes tepemize dogru yükseldiginde insanlar konvoy halinde gelmeye devam ediyorlardi.

Bulundugumuz yerden biraz ileride senlikler baslamis gerekli konusmalar yapiliyordu. Programlanan konusmalari eglenceler ve gösteriler takip etti.

Çim kayagi yapan genç arkadaslarin mükemmel gösterisinin ardindan yöre sanatçilarinin verdigi konserler izlenmeye degerdi. Samsun valisinin halaya girmesiyle cosan izleyicilerin mutlulugunu; herseyin daha mükemmel olmasi için bir futbol takiminin teknik direktörü gibi programa yön veren Ladik Belediye baskanini takdir etmemek mümkün degildi. Aksama dogru havanin tekrar degismesiyle bizde bu güzel anilara simdilik nokta koymaya hazirlaniyorduk. Kisa bir sürede çadirimizi toplayip yola koyulduk.

Dönüste bizi yönlendirdikleri farkli güzergahtan tekrar gitmeyi çok isterdim. Yol boyunca mükemmel bir doga ziyafeti çektik.

Bir ara arkaya dönüp baktigimda bu yörede veya baska vilayetlerde oturanlarin buralara gelemeyerek neler kaybettiklerini düsündüm. Zaman geçmedi. Herhangi bir mevsimde ya da senliklerin yapildigi tarihi bir tarafa not ederek gelecek yaz gitmek için birkaç gününüzü ayirabilirsiniz. Ne dersiniz?..

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

 

New York Sokaklarında

New York

Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...

Hayallerim ve Gerçekler: Küba

Kuba

Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa  diye fısıldayıp duruyordu.

S.Miguel Kalesi

S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.